Alevilikte Inanç - Seyyid Hakkı—Seyyid Hakkı, 1965 Dersim doğumlu ve Seyyid Seyfettin Ocağı evladı.—Allah Muhammed ya Ali.
Seyyid Hakkı
Seyyid Seyfeddin Ocağı

ANASAYFA



Alevi inanç yolunda, hizmet sayfalarımız...
YouTube, ilim kanalımız:
https://www.youtube.com/user/YediDeryaSohbeti62 
Facebook, Alevi Hizmet Dergah
ı grubumuz:
https://www.facebook.com/groups/244039227002241/  
Fcebook, Ehlibeyt İlim Mektebi sayfamız; 
https://www.facebook.com/Ehlibeyt-%C4%B0lim-Mektebi-194839911064876  
WEB sayfamız, Alevilikte Inanç;
https://www.alevilikte-inanc.de/ 
Facebook özel sayfamız;
https://www.facebook.com/seyyidhakkiii
*****************************************************
YouTube, Alevilikte Inanç -
Seyyid Hakkı kanalımız…

https://www.youtube.com/user/YediDeryaSohbeti62

******************************************
Çerağ Duaz-ı - Seyyid Hakkı
Duaz-ı dinlemek için Linkin üstüne tıklayınız:
https://www.youtube.com/watch?v=i9oigfx_VQE
*********************************************

Hakk Dergahı, Ilim Irşad…
=Canlı, Muhabbet Grubumuz=

Hakk Dergahı, Ilim irşad muhabbetlerimiz,
Zoom programı üzerinden Salı ve
Perşembe günleri yapılmaktadır...
Muhabbete katılmak, iletişim Seyyid Hakkı  

YouTube, ilim kanalımız:
https://www.youtube.com/user/YediDeryaSohbeti62







Şahı Merdan Ali’nin, batın-i boyutu…
Şahı Merdan Ali’nin zahir ve batın-i boyutunu anlamak için, ilim ummanına dalmak gerekir. Tarih boyunca pek çok ünlü yazarlar, ünlü araştırmacılar derler ki: “Eğer denizler mürekkep, bütün ağaçlar kalem olsa, Ademoğulları yazıcı olsalar, Cin tayfası da hesap tutsalar; Ya Ali, senin faziletlerini yazmakla tamalayamazlar. 

Yer gök tufan iken yani karalar yok iken yeşil bir kubede, bir nur varmış. Melek Cebrail, uzun dönüşlerden sora Allah’ın izniyle kubbeye konar. Yeşil Kubbe’de nura bürünmüş bir kadın görür ve kendisine sorar, sen kimsin? kadın; “Başımdaki taç Muhamed Mustafa, belimdeki kemer Ali’yyel Murtaza, kulağımdaki küpeler Hasan ve Hüseyin, ben ise Fatma-tül Zehra"  diye yanıtlar. 

Alevi inancına baktığımızda, ilahi bir gücün varlı­ğını görmekteyiz. Hz.Muhammed Mustafa ve Şahı Merdan Ali varoluş ötesine ait ruhani bir nurdurlar. Dolayısıyla bu nurun hikmeti Hz.Muhammed Mustafa’dan kızı Fatma Ana’ya, O’ndan ve Şahı Merdan Ali’den de oğulları Imam Hasan ile Imam Hüseyin’e gemiş ve ilahi nur ile, nurlandırmışlardır yani nasiplendirilmişlerdir. 

Aleviler, genel olarak batın ve zahir ilmine nail olmuş Şahı Merdan Ali'yi, gerçek kabe-kıble olarak kabul etmektedirler. Bunun içindir ki Aleviler, Şahı Merdan Ali’yi; Tanrı’nın aynası, yer yüzündeki belirmesi, açıkla­ması olarak görürlür. Dolayısıyla Alevilerin, dini sevgi ve kabesi ise, Kamil-i Insan’dır.   

Aşık Turabi, Şahı Merdan Ali’nin kutsallığını şöyle dile getirmiştir…
Salma dil gemisin engine Aşık,
Erenler ceminde payen bulunmaz.
Her yerde faş etmez Sırr-ı Hakikat,
Ali çoktur, Şahı Merdan bulunmaz.

Aşık Turabi 

Alevilerce Şahı Merdan Ali, “Allah’nın prototipi’dir” ifadesindeki mana Allah’nın yeryüzündeki açılımıdır. Bu ifade şekli Şahı Merdan Ali’yi tanrılaş­tırmak değildir, O’nu; Allah’ın insanda, belirmesi ve tecelisi olarak görülmesidir. Bu gerçeği, "Hakk adem­de, Müminin kalbinde" gibi kavramlarla ifade etmişlerdir. Yukarıdaki deyimlerden de anlaşılacağı gibi Allah’ın sıfatlarını kendinde taşıyan, Şahı Merdan Ali’dir ve Allah ile beraber olduğu inancı mevcuttur. 

Şahı Merdan Ali, Hakk ile beraber oluşunu Hilmi Dede Baba şöyle dile getirmiştir...
Ali evvel Ali ahir,
Ali batın Ali zahir,
Ali tayyip Ali tahir,
Ali göründü gözüme.

Ali candır Ali canan,
Ali dindir Ali iman,
Ali rahim Ali rahman,
Ali göründü gözüme.

Hilmi Dede Baba 

Çorumlu Aşık Sefil Ali ise, Şahı Merdan Ali’nin sırrını şöyle dile getirmiştir... 
Çarh-ı döndüren, elinden sırr-ı hikmet eyleyen,
Ol Muhammed buyurdu ki: Yektir Ali, bir dedi, 
Hem evveli, hem ahiri, her şeye kadirdir dedi, 
Ali'ye şüphe getirenler mutlaka kafirdir dedi.

Çorumlu Sefil Ali 

Her Alevi bilmektedir ki, Şahı Merdan Ali'de aynı zamanda yaratılmış bir beşeri kuldur. Ozan Yunus Emre, konu hakkında; "Yaratı­lanı severim, yaratandan  ötürü" söylemi de, aynı anlama gelmek­tedir. Diğer bir deyimle Kamil-i Insan olanın ilminden, yeteneğinden, bilgisinden kayna­klanan bir sıfattır.   

Şahı Merdan Ali’nin batını boyutunu, Hz.Muhammed Mustafa; “Ali bütün peygamberlerle sır geldi, benimle aşikar geldi” buyurmaktadır. Çünkü islam dini, Şahı Merdan Ali ile yücelmiş ve hak ile batıl, O’nunla ayrışmıştır. Diğer bir önemli nokta, Şahı Merdan Ali’inin iki cihan ilminin Velisi olmasıdır.  

Şahı Merdan Ali’nin batın-i boyutunu, Kırklar ceminde de görmekteyiz. Şöyle ki...
Hz.Muhammed Mustafa, mirac sonrası Kırklar Cemi’ne mihman olduğunda Kırklar’ın kimler olduğunu sorar. 

Orada hazır bulunan Şahı Merdan Ali, “Bize Kırklar derler” cevabını verir.
Hz.Muhammed Mustafa yine sorar, Ulunuz kimdir?
Şahı Merdan Ali’nin cevabı; “Küçüğümüz de uludur, büyüğümüz de uludur. Birimiz kırkımız, kırkımız birimizdir” der ve
Hz.Muhammed Mustafa, birlenmenin nişanını diler.
Şahı Merdan Ali, birlenmenin nişanı olarak; Elinde ki Neşter ile kolunu çizikler. Kırkların hepisinin kolunda, Neşterin çizik attığı yerde kan akar.  

Bu duruma şahit olan Hz.Muhammed Mustafa, Mirac’da konuşulan Hakk kelamını zikrederek Kal-u Bela ikrarı semah ibadetiyle tazelenmiştir. Burada ki Semah ibadeti, Alemde ki mevcudatın aynı özden geldiğini, birbirinden ayrı olmadığını ve mevcudatın, bir olduğunu sembolize etmektedir.  

Yeri, göğü, arşı, kürsü yaradan,
Men Ali’den başka Tanrı görmedim.
Yaradıp kulun kısmetin veren,
Men Ali’den başka Tanrı görmedim.

Binbir ismi var bir ismi Allah,
Eğer inanmazsan hem vallah hem billah,
Adem’i görmüşüm elhamdülillah,
Men Ali’den başka tanrı görmedim.
Derviş Ali 

Sonuç itibariyle bu hikmetlerin tümü, Şahı Merdan Ali’nin iki cihan ilmini velisi ve Allah’ın, sırrına erdiğinin ispatıdır. Bu gerçeği, Hz.Muhammed Mustafa’nın sözüyle tamamlıyalım. 

Hz.Muhammed Mustafa; “Ey Ali! Anadan doğduğunu görmeseydim, sana Tanrı diyecektim. Sana, ulaştım fakat sırrına varamadım” der.
Aşk ile Huu... 

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=


Resul, Nebi ve Peygamber, terimlerin manaları...
Tevhit inancının temelinde Arapça Resul, Nebi ve Farsça, Peygaber olan terimlerin anlamı; Allah’ın kelamını/ilmini bildirmek ve doğru ile yanlışı açıklamak üzere insanları, doğru yola yönlendiren ulu zatların sıfatıdır. 

Resul…
Ilahi kitap ile görevlendirilmiş peygamberlere “Resul” denir. Ilahi Kitapt; Insanların maneviyeti ile ilgili Allah’ın ilim ve irfan/edep erkan kurallarını içeren Anayasa kitabıdır. 

Nebi…
Ilahi Kitabı olmayan ve sadece bir önceki peygamberin getirdiği manevi kuralları tebliğ eden ve uygulamasını gözetleyendir. 

Rivayete göre Allah, doğruluk üzerine 124 bin peygamber görevlendirmiştir. Bu peygamberlerden dördü, Resuldürler yani “Kutsal-Ilahi kitab” ile görevlendirmişlerdir ve bu dört peygaberin dördü de hakdır. 

Dört Resul peygamber ve ilahi kitapları…
1- Hz.Musa - Tevrat
2- Hz.Davud- Zebur
3- Hz.Isa – Incil ve
4- Hz.Muhammed – Kur’an-dır. 

Peygamber…
Peygamberlerin, insan olmanın da ötesinde ve insanlardan faklı kılan, Allah tarafından kendilerine bağışlanan bir takım sıfatlar mevcuttur. 

Bu sıfatlarından bazıları…
1- Doğru ve sadık olmaları; Dinde ve diğer meselelerde doğru sözlü ve dürüst ulu zatlardır. Haşa asla yalan söylemezler.
2- Büyük ve küçük günahlardan uzak olmaları; Her türlü gizli, açık günahlardan ve bu günahlara sebebiyet verecek hareketlerden uzakdırlar.
3- Güvenilir olmaları; Peygamberler güvenilir kimselerdir, asla kendilerine verilen emanete ihanetlik yapmazlar. Ihanet sıfatı ise, peygamberlerden uzak ve düşünülemez.
4- Ilimde, üstün olmaları; Batın ve zahir ilmine haiz olmakla birlikte yüksek zekaya sahibidirler.
5- Bildirici ve uygulayıcı olmaları; Allah’ın ilahi kelamında, buyruklarında, hükümlerinde hiçbir değişiklik olmadan, ekleme ve çıkarma yapmadan olduğu gibi ümmetine bildiren ve uygulayanlardır.
6- Adaletli olmaları; Ümmetüne, zulüm ve haksızlık yapmazlar, hatır için veya fidye için adaletden uzaklaşmazlar.
7- Peygamberliğin son halkası; Allah’ın insan alemine ilahi emirleri bildiren, doğru yolu gösteren dünyadaki son elçisidir, halkasıdır. 

Hz.Muhammed Mustafa, bütün peygamberlerin aynası olduğu gibi diğer ilahi kitaplar Kur’an-ı Kerim’le tamamlanıp noktalanmıştır. 

Birilerinin iddia ettiği gibi, “her millete bir peygamber” gönderilmemiştir. Allah’ın kelamı, “tek” olduğuna göre din’de tekdir. Dolayısıyla bütün peygamberler, insan alemi için gönderilmişlerdir.  

Peygamberler, birbiriyle yarışmak için değil Hakk’ın kelamını/ilim irfanını insanlara aktarmakla görevlendirilmiş ve birbirlerini tamamlamışlardır. Zamanla insanlar kendilerini belli kabile, aşiret, ırklar ile isimlendirdikleri gibi belli peygamberleri de kendilerine mal etmişlerdir. Allah, sadece insan yarattı fakat ırklar yaratmamıştır ki bu ırklara da ayrı ayrı peygamberler göndersin. Aşk ile Huu… 

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=


Ilim, cehalet alemini aydınlatan ışıktır...
Yolumuz, ilim ile bilim yolu ve rehberimiz, hakikat ışığı olsun.

Ilim ışıktır, ışık hakikattir ve hakikat, kendini bilmektir. Kendini bilmek, yaradılanı yaradandan ötürü sevmek ve ona, hizmet etmektir.  

Cehaletin önüne geçmek, okumak ve okutmakla mümkündür.
Dolayısıyla Dünyevi yaşantımıza bir anlam verebilmek, daha mükemmel bir yaşam sürdürmek için okumak gerekir. Okumak; Marifet, olgunluk ve erdemliktir. 

Bilen ile bilmeyen, bir değildir. Bir işi; Bilen yapar, az bilen akıl verir, bilmeyen eleştirir ve yapmayan çamur atar. Mahmut Yılmazel 

Alim, ışıktır ve cahil ise, karanlıktır. Alim, bilgi ile donatılmış ve aklı ile hareket edendir. Ilimden mahrum cahil ise, yobazdır yani başkasının lafına uyan ve hisleriyle hareket edendir. Başka bir deyimle ilim, mazlumdur ve cehalet ise, zalimdir.  

Yobaz; Bir inanca, bir düşünceye körü körüne inanan, aşırı ölçüde bağlı olan ve hoşgörüden yoksun kimselere denilir. 

Dayatmayla yapılan ibadet, Allah’ın hüsni rızası ile bağdaşmaz. Kişinin kendi iradesiyle değilde başkasının iradesiyle, dayatmasıyla yaptığı ibadet ne derece kabul olur ki?   

Dayatma ve sindirme sonucu yapılan ibadetler, tutulan oruçlar, kapanmalar dinle bağdaşmadığı gibi, Allah’ın hüsnü rızası ile de bir alakası yoktur. Çünkü ibadet rıza işidir, gönül işdir. Kişinin rızası dışında yapılan her türlü dini icratlar yanlıştır. Fakat davranışlarımızla, hal ve hareketlerimizle örnek olabiliriz. Ancak dayatma doğru değildir. Alim kişi ibadetini, kendisi için yapar ve yobaz kişi ise, ibadetini başkası için yapar yani göstermeliktir. 

Yaşar Nuri Öztürk, yobazlar hakkında şu beyanda bulunmuştur...
“Yobazın olmadığı her yer cennettir. Hiç bir din, diri diri değil insan yakmaya, herhangi bir canlıyı yakmaya bile izin veremez. Böyle bir zulme izin veren bir kurumun din olması mümkün değildir.  

Islam’a gelince; Islam, değil insan yakmayı, can taşıyan hiç bir nesneyi incitmeyi ve yakmayı onaylamaz.   

Yobazın olmadığı her yer cennettir; Kadın yaktınız, ozan yaktınız, orman yaktınız, siz varken, başka ceheneme gerek yok diyor Yaşar Nuri Öztürk.”  

Şahı Merdan Ali, “Cehaleti ilimle geri çevirin” demiştir. Cehaleti ilimle, geri çevirin derken; Olgunluğun, erdemliğin, ilim ve irfan sahibi olmanın yolu, okumaktan geçer ve dolayıyla okumanın önemini vurgulamıştır.
Aşk ile Huu… 

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=



Alevi gençliğinin, tarihi görevi ve sorumluluğudur…
Şahı Merdan Ali, „Çocuklarınızı yaşadığınız çağa göre değil, onların yaşayacakları çağa göre yetiştirin“ diyor. 

Dolayısıyla geleceği gençliğinin elinde olan bir toplum gençliğini, hiç bir zaman ihmal etmemelidir. Gençliğini iyi yetiştirmiş bir toplum, kendi geleceğini garanti altına almış demektir. 

Alevi inancının, yaşamsal olması ve evrensel bir inanç olarak; Bütün insanlığı kucaklayabilmesi için, Alevi örgütlenmesinin önünde büyük görevler duruyor. 

Alevi gençliği, ya örgütlenme içinde ki tarihi rolünü oynayacak yada Alevi inancı, planlandığı gibi marjinal düzeye indirilerek yok olmaya mahküm edilecektir. 

Aleviler, bir dönüm noktasına girmiş bulunmaktadır. Bu kritik dönemde Alevi gençliği, toplumunun istemlerini yerine getirip önderlik kabiliyetini yaşama geçirmek yükümlülüğüyle karşı karşıyadır. 

Alevi gençliği, istese de bu tarihi sorumluluktan kaçamaz ve kaçmamalıdır. Çünkü gençlik, bir toplumun geleceğidir. Diğer bir deyimle eğer toplum yaşam ağacı ise gençlik, yaşam ağacının yeşil dallarıdır. 

Can içinde bir can gibi, güneşe benzer,
Deli rüzgar gibi eser, seller gibi çoşar,
Hayat yolunda engel tanımaz, hep aşar,
Hayat ağacının yeşil dallarıdır, gençlik. 

Seyyid Hakkı, gel umuda kucak açalım,
Umut gençliktir, gençlerle el ele verelim,
Insanlık yolunda, hizmette birlik olalım,
Hayat ağacının yeşil dallarıdır, gençlik.    

Gençliğini doğru bir temelde geliştirmeyen toplumlar, yok olmaya mahkümdurlar. Bu doğru saptama, Alevi toplumu içinde geçerlidir. 

Sonuç itibariyle Alevi toplumunun geleceği, kendi gençliğinin elindedir. Gençlik tarafından benimsenmeyen, kabul görmeyen bir dava asla başarıya ulaşamaz. Onun için gençlik, hiçbir zaman ihmal edilmemelidir. Dolayısıyla gençliğini kazanan bir toplum, istikbalini de kazanmış olur.
Aşk ile Huu… 

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=



Verilen ikrar, Hakk'ın huzuruna kadar bozulmamalıdır...
Alınmış abdestim aldırırlarsa,
Kılınmış namazın kıldırırlarsa,
Sizde şah diyeni öldürürlerse,
Ben de bu yayladan şaha giderim.

Pir Sultan Abdal

Pir Sultan Abdal’ın bahsettiği abdest Ariflerin, Kamili insanların aldığı tarikat abdestidir. Öyle bir abdest alınmalı ki, Hakk'ın huzuruna varıncaya kadar bozulmamalıdır. Bu abdest, bir defaya mahsus alınır dolayısıyla alınan abdest, bozmamak şartı ile almalıdır. 

Şeriatta bozulan bir abdest, tazelenebilinir fakat tarikat abdesti, tazelenmez çünkü düşkün olmuştur. Diğer bir deyimle tarikat abdesti, Eline Diline Beline sahip olmanın adıdır. Eline Diline Beline sahip olan, tüm kötülüklerden arınmış ve pak olmuş demektir. 

Bir seher vakti çaldım can kapısını; Can sordu, kimsin?
Dedim ki benim. Can dedi ki, benliğini yak da öyle gel
Bir yangın vakti çaldım canan kapısını. Can s
ordu, kimsin?
Dedim ben, ol kölen. Can dedi ki, bana aşkla gel.
Bir hasret vakti çaldım aşkın kapısını. Aşk sordu, kimsin?
Dedim ki, biz. Dedi aşk tevhide gel, birliğe gel.
Bir kesvet vakti çaldım tevhid kapısını. Tevhid sordu, kimsin?
Dedim ki, sen. Tevhid dedi ki gir gönüle, seyrana gel.
Bir fena vakti, çaldım beka kapısını. Beka sordu, Güruh-u Naci misin?
Dedim ki, hadi olan sensin hadi olan sensin.
Bir hayranlık vakti çaldım hikmet kapısını. Hikmet sordu, kimsin?
Dedim bir katre, bir katre. Dedi ki, katre-i umma'na gel.
Bir insanlık vakti, caldım ecel kapısını. Ecel sordu, kimsin?
Dedim ki, fani. Dedi ki, ölmezden evvel öl de gel.
Necati Ateş 

Muhammed Ali yolunun ikrarı, öl ikrar verme öl ikrarından dönme ikrarıdır.
Tarikat abdesti, nefse hakim olunmadığı ve Pirin huzurunda verilen ikrardan dönüldüğü zaman bozulur.

Asıllardan asıl nedir?
Usullerden usul nedir?
Şeriatta su pak eder
Tarikatta gusül nedir?
Yunus Emre 

Asıl olan, gönül ve ruh temizliğidir. Tarikat ikrarı, edep ikrarıdır yani Ele Dile Bele sahip çıkma ikrarıdır, sözüdür. Kötülüklerden uzaklaşmak adına, Tövbe Estağfrullah etmektir. Tövbe bozulunca ikrar bozulmuş olur ki, bu da düşkünlüktür ve ikrar tazelenmez.
Aşk ile Huu... 

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından
=Seyyid Hakkı=


Inancımız sevgi, kıblemiz dost cemalidir...
Hararet nardadır sacda değildir,
Keramet baştadır tac’da değildir,
Her ne arar isen, kendinde ara,
Kudus’ta mekke’de hac’da değildir. 
Pir Hünkar Hace Bektaş-ı Veli 

Pir Hünkar’ın ifade ettiği gibi; Allah’a yakın olmak ve ibadet etmek için illahi ki Suudi Arabistan’a, gitmeye gerek yoktur. 

Suudi Arabistan’a gitmek, Suudi kralların milyonlarına milyon kamaktan başka birşey değildir. Suudi Krallarına verilen parayı ülkedeki hayır kurumlarına bağışlamak, fakir fukaraya maddi yardımda bulunmak Hakk katında, daha fazla sevap işlenmiş olunur. Insan her şeyi kendisinde aramalıdır, başka ülkelerde değil. 

Gurbete gidenler azığın alır,
Kimisi giderde kimisi kalır,
Kimi sevap için Kabeye varır,
Kabe kapınızda bilmez misiniz?
Aşık Sümmani 

Mevlana Celaleddin Rumi ise, Hac konusunda şöyle diyor:  “Ey hacca gidenler, nereye gidiyorsunuz, nerdesiniz? Sevgili burada gelin, buraya gelin, sevgiliniz, duvar-duvara bitişik komşunuzdur. Iş böyleyken siz, çöllerde serseri bir halde  ne havaya uyup gezersiniz ki? Sevgilinin suretsiz suretini gördünüzse hacı da sizsiniz, Kabe’de sizsiniz. Kaç defadır bu Kabe’den kalktınız O, Kabe’ye gittiniz, Bir kerecik de şu evden kalkın de şu dama çıkın bakalım. Hac’ca gidenler orada evi değil, evin sahibini arasınlar. Bunu öğrendikten sonra Kabe’yi her yerde bulabilirler. Çünkü Allah her yerdedir. (A. Gölpınarlı, Mevlana Celaleddin), (Nureddin Topçu, Mevlana ve tasavvuf)”  

Gerçek odur ki kabe maddi bir yapıdır, bir semboldür. Dolayısıyla asıl kabe, gönüldür. Bu yüzden gönlü kırmak, incitmek düşkünlüktür-suçtur. 

Şems-i Tebrizi: „Nihayet Kabe, dünyanın ortasındadır. Onun etrafında halka olan dünyanın hepsi yüzünü ona çevirir. Bu kabeyi ortadan kaldırınca onlar, birbirlerinin kalplerine secde ederler. Onun secdesi bunun, bunun secdesi de onun gönlüne karşıdır.“ 

Yol erenlerinin belirttiği gibi; Allah’a yakın olmak için, önce bir gönüle girmektir. Gönüle girmek paylaşmayla, yardımlaşmayla, hizmet etmekle mümkündür.  

Ey insanoğlu! Aradığın sendedir, başka yerlerde aramana.
Aşk ile Huu...  

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından
=Seyyid Hakkı=



Huzurlu ve mutlu bir hayatın sırrı, güzel ahlaktır…
Cenab-ı Hakk’ın, kullarından istediği ve onlara bağışladığı, takınması gereken güzel ahlak elbisesidir. 

Ahlakın insan hayatında, önemli bir yeri vardır. Çünkü Ademoğlunu, diğer canlı varlıklardan ayrıştıran vasıflardan biri de ahlaktır. Dolayısıyla birlikte yaşamış olduğumuz çevremizin düzenini bozmadan, dejerne olmadan yaşamak ve huzurlu olmak iyi bir ahlaka bağlıdır.  

Ademoğlu ruhen ve bedenen olgulaştıkça, erdemleştikçe üzerindeki ahlaki güzellikler daha da belirgin bir hala dönüşür. Bu ahlaki güzelliğe kavuşmuş olan erenler, Allah’ın ve insanların rızasını kazanıp, zahir ile batıni alemde saadete erişmiş olurlar. Insanların kendi nefsiyle mücadelesi, bu güzel ahlaka sahip olmaktan ötürüdür. 

Güzel ahlak, ilkelerinden bazıları…
* Hiç bir canlıya zarar vermemek, eziyet etmemek.
* Senin olmayana el uzatmamak.
* Bir dilden iki söz söylememek.
* Kimseye eziyet ve hile etmemek.
* Kimseyi aşağılamamak, küçük ve hakir görmemek.
* Yapılan tövbeyi bozmamak, verilen ikrardan dönmemek, yeminine bağlı kalmak.
* Kimseye kötü nazarla-gözle bakmamak.
* Gördüğünü örtmek, görmediğini söylememek.
* Haram lokma yememek.
* Yetim hakkı yememek.
* Anaya Babaya hürmetkar davranmak.
* Komşumuzu sevmek, saymak.
* Dedikodu yapmamak.
* Yalan Söylememek.
* Iftira etmemek.
* Kin ve kibirli olmamak.
* Ölçüde ve tartıda doğru olmak.
* Yalan yere yemin ve şahitlik etmemek.
* Büyüklere sayğılı, küçüklere şefkatli olmak.
* Haksızlığa boyun eğmemek, başkasının hakkına sayğılı olmak.
* Kimseye kötülük, fenalık düşünmemek.
* Elinin ermediği yere el uzatmamak, sözünün geçmediği yere söz söylememek.
* Incinsen de incitmemek.
* Bildiğinin daha üstününü öğrenmek ve herkese öğretmek. 26- Bin kere mazlum olsan da bir kere zalim olmamak.
* Aleyinde olsa bile doğruyu söylemek.
* Sevgi ve acıma insanlığın, şehvet ve hırs hayvanlığın vasfı olsuğunu unutmamak.
* Inanç sahibi olmak, ibadeti cennet için değil Hakk’a kavuşmak için yapmak. vs. vs. 

Alevi deyimiyle, Eline beline diline sahip olmaktır.
Bu güzel ahlaka sahip olmak kalpleri yumuşatır, ruhu kuvvetlendirir ve insanı yüce alemlere ulaştırır. Dolayısıyla insanın ilmen, aklen, kalben, ruhen iklikten arınıp hakikat ile bütünleşmesidir. Aşk ile Huu…  

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından
=Seyyid Hakkı=

Alevilikte Inanç - Seyyid Hakkı sayfamızı önerelim ve yönlendirelim. => Facebook Sayfamız: Seyyid Hakkı SH => YouTube Kanalımız: Ehlibeyt Yolu-Seyyid Hakkı => Facebook grubumuz: Seyyid Seyfeddin Ocağı - Dergah Aşk ile Canlar...