Alevilikte Inanç - Seyyid Hakkı—Seyyid Hakkı, 1965 Dersim doğumlu ve Seyyid Seyfettin Ocağı evladı.—Allah Muhammed ya Ali.
Seyyid Hakkı
Seyyid Seyfeddin Ocağı

ANASAYFA



Alevi inanç yolunda, hizmet sayfalarımız...
YouTube, ilim kanalımız:
https://www.youtube.com/user/YediDeryaSohbeti62 
Facebook, Alevi Hizmet Dergah
ı grubumuz:
https://www.facebook.com/groups/244039227002241/  
Fcebook, Ehlibeyt İlim Mektebi sayfamız; 
https://www.facebook.com/Ehlibeyt-%C4%B0lim-Mektebi-194839911064876  
WEB sayfamız, Alevilikte Inanç;
https://www.alevilikte-inanc.de/ 
Facebook özel sayfamız;
https://www.facebook.com/seyyidhakkiii
*****************************************************
YouTube, Alevilikte Inanç -
Seyyid Hakkı kanalımız…

https://www.youtube.com/user/YediDeryaSohbeti62

******************************************
Çerağ Duaz-ı - Seyyid Hakkı
Duaz-ı dinlemek için Linkin üstüne tıklayınız:
https://www.youtube.com/watch?v=i9oigfx_VQE
*********************************************



 




Aklın gıdası, ilimdir ve ilmin gıdası ise, okumaktır...
Dolayısıyla insan, saç ve sakal ağartmakla değil akıl ile olgunlaşır. 

Insan olmak için, insan sıfatını taşımak yetmez; Aklı ilimle, hal ve davranışları edep erkan ile olgunlaştırıp insan değerlerine, duruşuna sahip olmakla mümkündür. Dolayısıyla Dört Kapı Kırk Makam, evrelerinden geçmek gerek; Sevgiyle, ilimle, irfanla donanmak gerek ve 72 milleti, bir nazarda görmekle mümkündür. Işte insan olmanın ve insanlık vasfına ulaşmanın yolu, bu manevi değerlere sahip olmaktan geçer. 

Insanları hor görmek, aşağlamak, incitmek gibi kötülükleri yaparak ve sonra da elhamdülüllah ben müslüman demek, bir insalık suçudur. 

Eğer adem isen özünü yokla,
Ilim nur insanda Cenab-ı Hakk’la,
Birini araştır birden içeri.
Mevlam bir can vermiş sana emanet,
Sakın emanete etme ihanet,
Ancak senden sana yetişir medet Ali.
Canına sahip ol senden içeri,
Imam her kesimin teline dokun
Sen seni bilirsen Hakk sana yakın,
Vicdan kapısını kapatma sakın Ali.
Merhametsiz bilir ondan içeri
Serdar Polat   

Ne mutlu dini, rengi, ırkı, zikri ne olursa olsun sevgi, saygı, hoşgörü düşüncesini yaşayan ve yaşatan yüreklere. 

Yol önderlerimizce ilmin değeri…
Hz.Muhammed Mustafa; “Ben ilmin şehriyim Ali o şehrin kapısıdır. Ilim dileyen kapıya gelsin” demiştir. 

Velilik yani bilgi makamının sahibi, Şahı Merdan Ali şöyle buyurmuştur… 
* Bana bir harf öğretenin, kırk yıl kölesi olurum.
* Ilim, maldan hayırlıdır.
* Ilim seni korur, malı sen korursun.
* Mal vermekle azalır, ilim öğretmekle artar.
* Ilim hakimdir, mal ise mahküm.
* Ilim sahibi cömert olur, mal sahibi cimri olur.
* Ilim, ruhun hakimidir. * Ilim, sahibi cömert olur, mal sahibi cimri olur.
* Ilim ruhun gıdasıdır, mal ise cesedin gıdasıdır. Mal uzun zaman sürecinde tükenir, ilim uzun zaman sürecinde tükenmez ve eksilmez.
* Ilim kalbi aydınlatır, mal ise kalbi katılaştırır.
* Ilim peygamberlerin mirasıdır, mal ise eşkıyaların mirasıdır. 

Ve Pir Hünkar Hace Bektaş-ı Veli de; “Ilimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır” demiştir.  

Hz.Muhammed Mustafa ve Şahı Merdan Ali sürekli ilmi ön plana çıkarmışlardır ve büyük bir değer vermişlerdir. Çünkü Hz.Muhammed Mustafa, aklını olgunlaştırarak Peygamberlik makamına erişmiş ve Şahgı Merdan Ali de, ilim makamına Veli olmuştur. 

O zaman aklın olgunlaşması için okumak, okumak için gayret, gayret için emek sarf etmek gerekir. 

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=

Bismişah, Allah  Allah!
Geldiğiniz yoldan, durduğunuz dardan,
Çağırdığınız pirden, şefaat göresiniz.
Cenab-ı Hakk ikrarınızda berkemal eyleye.
Allah’a kul, Muhammed’e ümmet, Ali’ye talip eyleye.
Bu dardan, bu yoldan ayırmaya.  

Şahı Merdan Ali, yaramaza, uğursuza,
Pirsize duş getirmeye,
Şeytan’ın şerrinden, gafili gaddardan,
Görünür görünmez kazadan beladan koruya.
Hakk'a yürümüşlerimize rahmet ola.
Cenab-ı Allah, gökten hayırlı rahmet,
Yerden hayırlı bereket nasip eyleye. 

Darınız, niyazınız kabul ola,
Dil bizden, inayet Allah’tan,
Nefes ol Pir Hünkar’dan ola.
Gerçeğe Hüüüü. Mümine ya Ali!. 

Hakk Muhammed Ali aşkına cem geceniz mübarek, ibadet ile dua eden, çerağ uyandıran cümle canların dilde dilekleri ve gönülde muradları kabul ola. 

Dualarımız, hasta olan canlarımızın derdine, derman ile şifa ola.
Zorda, darda olanlara, sağlıklı ve huzurlu günler nasip ola.
Hakk’a göçmüş canların, ruhunu şad ve mağrifeti bağışlanmıș ola.
Allah Allah, dil bizden kabulü Canab-ı Hakk’tan ola... 

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=

Aleviler de elin kalbe konulması,  baş parmağa ve omuza niyaz olma anlamları...
Elini, kalbine koy; Hakk ile hakikat, sevgi ile muhabbet oradadır.

Niyaz selamlaşmadır aynı zamanda dua, yalvarış, yakarış, gibi manalara da gelmektedir. 

Elini, kalbinin üzerine koymak...
Aleviler niyaz yani dua ederken avuçlarını açmazlar, elini gönlünün üstüne koyarak Hakk’a duasını ederek niyaz olurlar.  

Niyaz, bir çok anlama sahip olmasıyla birlikte manevi boşluğumuzu tamamlayan inançsal kavramdır. 
Çünkü gönüle konulan el, Hakk ile hakikate ve Pençe-i Ali Aba’ya yürekten bağlılığı simgeler. Elin parmakları ise, sırasıyla; Hz.Muhamed Mustafa, Şahı Merdan Ali, Fatma Ana, Imam Hasan ve Imam Huseyin’i simgeler. Bu durum, Aleviler açısından inançsal bir ritueldir dolayısıyla Dinle, hiç bir alakası yoktur.
 

Elin baş parmağına, niyaz olmak...
Elin baş parmağına niyaz olmak, selamlaşmayı sembolize eder.

Inançsal manası; Hakk’ın selamı üzerine olsun, Hakk aşkı ile veya muhabbetiyle veya sevgisiyle seni selamlıyorum gibi anlamlara gelmektedir. Diğer bir manası ise, Hakk aşkına; Kalben, isteyerek, arzu ederek seni selamlıyorum manasını taşımaktadır.   

Alevilerde, omuza niyaz olmak...
Cem erkanında, helalilk ve rızalık alınınca toplum bir birinin omuzuna niyaz olurlar. Buradaki niyaz, cem erkanında ki Hakk meydanında senliğin, benliğin ve cinsiyetin yok olmasınısimgeler. Geride sadece insan kalıı ve insan sıfatının da cinsiyeti yoktur. 

Dört Kapı Kırk Makam ilminde Niyaz insana yapıldığı için, kıble insandır. Demek ki niyaz, aynı zaman kendini bilen insanların kıblesidir. Dolayısıyla Alevi inancı Tasavvuf, batın inancı olduğundan dolayı kıblesi, Canlı insan yani Kamil-i Insan olmuştur.  

Zahiri alemde Şeriatın kıblesi, Suudi Arabistan’daki kabedir. Tarikatın kıblesi ise, Mürşid’in-Pir’in cemalidir.  

Kamil-i Insan, nefsini yenmiş ilahi ahlak ve adaletin sahibi, Suret-i Hakk’tır. Alevi deyimiyle, ölmeden evvel ölmek; Sırr-ı Hakkikat Kapısı’nda, tekrardan kendi özüne ulaşmak ve O’nunla, beraber olmaktır. 

Tüm bunlardan yola çıkarak Aleviler de el öpmek yoktur, niyaz vardır…
El öpme çeşitli toplumların örf ve adetlerinde saygı, nezaket belirtisi olarak yerini almıştır. Aynı zaman da, geleneksel davranış halini gelmiştir. 

Elin dışını öpmek…
Düşkün yani suçlu bir kişi cem erkanına katıldığı zaman, Pirin huzuruna varıp kendisine niyaz olur. Pir, elin dışını kendisine çevirir. Bunun manası, dıştalamak yani kişinin suçlu olduğunu dolayısıyla Cem erkanına katılamıyacağının ifade etmektedir.  

Elin içini öpmek….
Hak ile hukuk, rızalık lokması, nasip alma, nasip verme, nimep alıp veme, vs. elin içiyle yerine getirilmektedir. Alevi deyimiyle, elin dışı zahiridir ve elin içi ise, batınidir...

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=


Kul Tanrı’ya kırk makamda erer, ulaşır ve O’na dost olur...
Pir Hünkar’ın sözünün manası; Zahiri dünyada kendini bulmak, ikrar vermek, nefsini bilmek, Hakk’ı özünde bulmak ve Kamil-i Insan olmaktır yani Hakk’ın ilim mertebesine erişmektir. 

Dolayısıyla Kamil-i Insan, Dört Kapı’ya bağlı Kırk Makam’dan geçerek Hakk’a ulaşır ve O’na dost olur

Burada ki amaç Çerağ gibi durması, fitil gibi yanması, yağ gibi erimesi ve mum gibi ışık saçması gerekir. 

Aydınlanma ve Kamil Insan olma yolu, „Dört Kapı Kırk Makam“ mana yorumları;
Şeriat Kapısı’nda; Benimki benim, seninki senindir.
Kendini bulan, ne aradığının bilincine varan bir kişi, şeriatı yavaş yavaş aşarken kendisini tarikat makamına doğru ilerlemiş olarak bulur.  

Buyruğa göre şeriat kapısı: Gemidir, bilmektir, kulluk etmektir, ilimdir, tendir, kapıdır, mumdur.  

Tarikat Kapısı’nda; Seninki senin, benimki de senindir.
Içe kapanma kapısıdırda. Kişi bu mertebede pirinin yardımıyla hayatın ve eşyanın zahiri yüzünü bırakarak batini yüzüne yönelmesidir. Bu yüzdendir ki, mürşid ve pir de yolun esaslarına uymalıdırlar.  

Buyruğa göre tarikat kapısı; Denizdir, kendi özünü bilmektir, öğrenmektir, eşiktir, fitildir, ete kemiğe bürünmektir..  

Marifet Kapısı’nda; Ne benimki benimdir, nede seninki senindir.
Hakk’ı kendi özünde bulmaktır. Bu mertebeye gelmiş kişi neye yönelirse o alanda başarı elde eder. Eğer zahiri ilimlere verirse kendini öğrenme aşkıyla bir alim olabir, batını ilimlere verip, erdemlik yolunda ilerlerse bir mürşidi kamil olup insanları irşat edebilir.  

Buyruğa göre Marifet kapısı: Dalgıçtır, sözün anlamını bilmektir, kendini eğitmektir, dindir, kandır, sövedir, yağdır…. 

Hakikat Kapısı’nda; Ne sen varsın, ne ben. Bir tek Allah vardır ve bütün mevcut varlıklar O’nundur… 

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=



Alevilere göre, ibadetteki amaç…
Kötü nefsin islah edilmesidir. Kötülüklerden, kötü alışkanlıklardan arınarak; Iyi ahlağa ve güzel huylara-hallere bezenip Cenab-ı Allah’a yakın olmaktır. 

Allah’a yakın olmak ve birlikte yaşadığımız insanların rızasını kazanmak için, insanoğlunun sahip olması gereken unsurlar…
* Herşeyden önce insan olmaktır,
* Allah’ı, insanı, doğayı bir bütün olarak görmek, sevmek ve sahiplenmektir,
* Dini sevgi, kabesi Kamil-i Insan ilkesine bağlı kalmaktır,
* Eline diline beline sahip olmaktır,
* Insanı aydınlığa, doğruya, güzele ve başarıya götürecek bilim ile sanata önem vermektir,
* Ilim ve irfan ile olgunluğa varmak, Kamil-i Insan olmaktır,
* Kendisine ve çevresine faydalı olmaktır,
* Kimseyi incitmemek ve kimsenin hakkını gasp etmemektir,
* Başkasının düşüncesine, fikrine, inancına, yaşam tarzına  saygı duymak ve hoşgörü ile yaklaşmaktır,
* Kimseyi farklı kökeninden, inancından, düşüncesinden, renginden ve cinsiyetinden ötürü ayıplamamaktır,
* 73 Millete bir nazarda bakmak ve
* Irkçılıktan, kula kulluıktan uzak durmak ve cehalete karşı ilim mücadelesi vermektir. 

Bir bütün olarak iyi ilim ile irfana sahip olmak, aklın olgunlaşmasına ve ruhun huzur içinde olmasına bağlıdır. Yani akıl ile ruh huzur içinde ise, insanın bedeni de huzur içinde olur. 

Allah, insan bedeninin yaşaması için sayısız nimmetler barındıran engin ve zengin bir kainat var etmiştir. Ve bu sayısız nimmetler insanın middesini ve dilini memnun etmiştir. Lakin bu lezzet ve zevkler ne kadar kendisini tatmin etsede ani ve fanidirler. 

Dolayısıyla bu alemdeki sayısız lezzet ve zevkler, ruhu tatmin etmiyor. Çünkü akıl ile ruhun gayesi ne maddi bir lezzet, ne de maddi bir menfaattir. Akıl ile Ruh ilim, bilim, iman ve marifetle tatmin olur. 

Akıl ile ruh, öyle bir zevk ile lezzet ister ki, elinden çıkmasın ve kendisiyle beraber ebedi olsun. Ve yine akıl ile ruh, öyle bir alemde yaşamak ister ki uyum ve düzeni, hiç bir hadiseyle bozulmasın.   

Sonuç itibariyel Akıl ile ruhun arıması ve erdemliğe ulaşması, ilimle mümkündür. Bu ilim de, Mürşid-i Kamil’le mümkündür. 

Madde aleminde bedenin arınması su ile, akıl ve ruh ise, ilim ile arındırılıp pak olur… 

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=



Semavi dinlerde, öne çıkmış Dört Başmelek ve görevleri…
Melekler, Allah’ın insanlardan önce yaratmış olduğu ruhani varlıklardır. 

Allah tarafından yaratılmış olan mevcut meleklerin içinden, görevleri gereğince insanlarca öne çıkarılmış Dört Başmelek; Cebrail, Mikail, Israfil ve Azrail’dir. 

Melek, sözlük anlamı; Tanrıdan haber getiren, ileten, bildiren, ilahi kudret, ilahi güç, ve tanrısal elçi anlamlarına gelir. 

Melek, Dini manası; Nurundan yaratılmış, sıret özelliğine sahip ve Allah’ın sınırsız iradesi karşısında, kendisine verilmiş olan görevin sınırları içerisinde hareket etme imkanı tanınmış özgür iradedir. 

Melek, terim manası; Allah tarafından yaratılmış, Cinsellik sıfatı taşımayan, çeşitli zamanlarda ve çeşitli şekillerde görülebilen, darda-zorda kalanlara yardımcı olan ve Allah’ın hükümlerini yerine getirip uygulayan ruhani varlıklardır. 

Meleklerin duyu organlarıyla idrak edilmeleri veya gözle görülmeleri mümkün olmayan nurani ve ruhani varlıklardır. 

Melekler; Allah tarafından yaratılmış, çeşitli görevlerle, özelliklerle donatılmış ve yaradan ile yaradılan arasında elçilik görevini yaparlar. 

Allah henüz tecellinin ortaya çıkmadığı, zuhursuzluk aleminde gizli bir hazine idi, bilinmeyi istedi. Hakk’ı kavramaya layık, bu oluşumu idrake kabiliyetli, kamil insanı yarattı. 

Yaratılan mevcudatın içinde akıl güçüyle kendi kendini yöneten insanoğlunda zuhur eden Allah, Kamil Insan’ın gönlünü kendine mekan edinmiştir. 

Yokdan var olma teorisine göre kainat, sevgi ve ilahi aşk unsurları üzerine yaratılmıştır. Bütün kainat ve insan, belli yaratılış aşamalarından geçerek bu ilahi sevgiden payına düşen yetenek ve kabiliyeti ölçüsünde, gizli hazinenin sırlarına vakıf olmaktadır. Bu yaratılış zahiri olarak Yaratılan, yaradanın görünüş alanına çıkışıdır.  

Dünyevi insan alemini yakınen ilgilendiren belli durumlar karşısında, diğer meleklere nazaran Dört Başmelek öne çıkarılmıştır.  Bu önemli durumlar; Allah’ın Kelamı’nı peygamberlere iletmek, Doğa olayları, kıyametin kopması ve insanın ölümüdür. Bu dör unsur, Dünyevi insanların hayatında esas önemi teşkil etmektedir. 

Dört Başmeleğin görevleri…
Cebrail…
Akıl gücüdür, ilahi bilgiye sahiptir.
Melek Cebrail’in, görevi; Allah’ın Kelamı’nı, peygamberlere iletmekle yükümlüdür. 

Cebrail, isminin manası; Güvenilir, emin anlamına gelir. 

Hakkındaki Ayetler…
* Nahl suresi, 102. ayet; De ki: "İman edenleri güçlendirip kökleştirmek için ve Müslümanlara bir müjde ve kılavuz olarak, Ruhul-kudüs(Kutsal ruh) onu, senin Rabbinden indirdi. Yaşar Nuri Öztürk 
* Şuara Suresi 193, 194 ve 195. Ayetler: Kur’an-ı, Ruhul-emin/Cebrail, uyarıcılardan olasın diye, apaçık Arap diliyle, senin kalbine indirmiştir. Bayraktar Bayraklı Meali 

Mikail…
Kainatta tabii doğa olaylarını idare etmek ve canlıların rızıklarını vermekle yükümlüdür.
Mikail, isminin manası; Rızık veren anlamna gelir 

Hakkındaki Ayetler…
Bakara suresi, 98. Ayet; Kim Allah'a, O'nun meleklerine, resullerine, Cebrail'e, Mikâil'e düşman kesilirse, Allah da bu tür inkârcılara düşman kesilir. Yaşar Nuri Öztürk 

Israfil…
Melek Israfil’in, görevi; Kıyamet gününün, habercisidir. Yani hayatın, sonlandığını ve tekrardan dirilmenin habercisidir. 

Israfil, isminin manası; Kıyamet habercisi.

Hakkındaki Ayetler…
Zümer Suresi 68. Ayet; Sura(boru) üflenmiştir; Allah'ın dilediği kimseler dışında göklerde kim var, yerde kim varsa çarpılıp yere yıkılmıştır. Sonra sûra bir daha üflenmiştir. İşte hepsi ayağa kalkmış bakıyorlar. Yaşar Nuri Öztürk 

Azrail…
Melek Azrail’in, görevi; Canlı varlıkların yaşam hayatı son bulduğu anda, ruhunu teslim almaktır. 

Azrail, isminin manası; Azrail, Allah’ın buyruğu ile insanların ruhunu teslim almakla görevlendirilen melek, alıcı, can alıcı anlamlarına gelir. 

Hakkındaki Ayetler…
* Secde Suresi 11. Ayet; Söyle onlara: Size vekil edilen ölüm meleği canınızı alır, sonra doğrudan doğruya Rabbinize döndürülürsünüz. Yaşar Nuri Öztürk 
* Enam Suresi 61. Ayet; Kulları üzerinde egemenlik sahibi Kaahir'dir O. Üzerinize koruyucular gönderir. Nihayet ölüm birinize geldiğinde, elçilerimiz onu vefat ettirirler. Ne vaktinden önce iş yaparlar onlar ne de vaktinden sonra. Yaşar Nuri Öztürk 

Dolayısıyla yaratılmış olan meleklerin hepisi, belli bir görevle görevlendirilmişlerdir. Kendilerine bağışlanmış olan bu görevlerinden ötürü, Kainattaki canlı varlıklardan sorumlu ve Allah ile insanoğlu arasında iletişimi sağlamakla yükümlüdürler. 

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=



Canab-ı Hakk ile Hz.Davut arasında geçen muhabbet...
* Canab-ı Hakk, buyurmuş; Ey Davud! Evini temizle ki Allah oraya nazil olsun.
Hz.Davud, sormuş; Ey Rabbim! Senin azametine ve celaline yaraşan ev hangi evdir?

* Canab-ı Hakk; Mümin kulumun kalbidir.
Hz.Davud; Peki onu, nasıl temiz tutayım?

* Canab-ı Hakk; Orda, bize ait olmıyan ne varsa hepsini yok et.
Ve eğer bizi arzu eden, bulmak isteyen bir garip görürsen ona orayı göster.
Zira bizim yerimiz mekanımız orasıdır..

Kaynak; alıntı  

Allah, ne gökte ve nede yerde; Kibirden, benlikten ve öfkeden arınmış Kamil-i Insan’ın kalbindedir.  

Dolayısıyla Kalbi temiz tutmanın, manası; Insanoğlunun nefsine hakim olması, Eline Diline Beline sahip olması, özü sözü bir olması, Hakk ile hakikat yanlısı olması, mazlumdan yana zalime karşı olması, hayatın tüm zorluklarına rağmen insanlık onuruna sahip çıkması, makam-zevk-çıkar yani Dünyevi zevkler için onurunu paraya-pula-maddiyete peşkeş çekmemektir. 

Kalbi temiz tutmadaki amaç ise, Kamil-i Inbsan olmaktır. Insan sıfatında görüne her insanoğlu insandır anlamına gelmez çünkü insanlık vasıflarına sahip değildir, sahip olmak için hiç bir çaba göstermemektir. 

Ulu Ozan Şah Hatayi, Insan sıfatını taşıyıp insan vasıflarına sahio olmayanlar hakkında şöyle demektedir…
Bahcıvan satma bu gülü,
Haramdır parası pulu,
Ağlatma dertli bülbülü,
Gözyaşını silmez imiş. 

Bülbül güle hayran olur,
Hayran olur seyran olur,
Bazı insan hayvan olur,
Hayvan arif olmaz imiş. 

Şah Hatayim ölmeyince,
Tenim turab olmayınca,
Dost dostan ayrılmayınca,
Dost kıymetin bilmez imiş. 

Halk ozanı Daimi, Kamil-i Insan’nın konumunu gayet güzel dile getirmiştir…
Kainatın aynasıyım, 
Mademki ben bir insanım.
Hakkın varlık deryasıyım, 
Mademki ben bir insanım.

Insan Hakk’ta Hakk insanda, 
Ne ararsan var insanda,
Çok marifet var insanda, 
Mademki ben bir insanım.

Tevrat'ı yazabilirim,
İncil'i dizebilirim,
Kur'an'ı sezebilirim,
Mademki ben bir insanım.

Bunca temenni dilekler, 
Vız gelir çarkı felekler, 
Bana eğilsin melekler, 
Mademki ben bir insanım.

Daimiyim harap benim, 
Ayaklara turap benim, 
Aşk ehline şarap benim, 
Mademki ben bir insanım. 

Ulu Ozan ve Halk ozanımızın da buyurduğu gibi amaca hizmet etmeyince Arif olmak, Arif olmayınca Kamil-i Insan olmak ve Kamil-i Insan olmayınca Hakk ile hakikatle beraber olmak mümkün değildir… 

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=


Din imandır, iman ise eylemdir...
Din, inanmak değildir, iman getirmektir. Iman ise, eylemdir. Örneğin kötülükten arınmak, korunmak bir eylemdir. 

Inanmak; Tamam, kabul ettim, öyledir, öyle olsun gibi manalara gelmektedir. Yani eylem yok sadece uymak vardır, kabullenme vardır. 

Iman ise; Uyulması gereken ilkeler vardır. Yani eylem yapmak gerekiyor.
* Kötü davranışlardan uzak durmak veya kötülükten, kötü davranışlardan korunmak bir eylemdir.
* Nefsin terbiyesi oruçtur. Oruç tutmak ise, bir eylemdir. 

Iyi ahlak sahibi olmak...
Manevi erdemlik ve olgunluktur. Neden insanlar erdemli olmalı, iyi bir ahlak sahibi olmalı? Çünkü toplumsal bir yaşama sahip olduğumuzdandır ancak bireysel yaşamlarda durum daha da farklıdır. 

Toplumun huzur içinde yaşıyabilmesi, birbirine kötülük, fenalık yapmaması içindir. Yaşam süreci içerisinde beraberinde geliştirdiği sınırlı davranışlar, hoşgörü, aşırılıktan uzak durma gibi güzel yaklaşımlardır... 

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=


 

Alevilikte Inanç - Seyyid Hakkı sayfamızı önerelim ve yönlendirelim. => Facebook Sayfamız: Seyyid Hakkı SH => YouTube Kanalımız: Ehlibeyt Yolu-Seyyid Hakkı => Facebook grubumuz: Seyyid Seyfeddin Ocağı - Dergah Aşk ile Canlar...