Alevilikte Inanç - Seyyid Hakkı—Seyyid Hakkı, 1965 Dersim doğumlu ve Seyyid Seyfettin Ocağı evladı.—Allah Muhammed ya Ali.
Seyyid Hakkı
Seyyid Seyfeddin Ocağı

ANASAYFA




Hakikate varmanın yolu, Mürşid ve Pir ile mümkündür...
Hakikat, Hakk sözcüğünün kökünden türemiş; Işin özü, aslı manasına gelir. Hakikat bir olduğu  için, açık kapı yoktur.
 

Hakikat Şeriat, Tarikat, Marifet ölçüsü Sırr-ı Hakikat’tır. Aklın en yüksek seviyede olgunlaşıp ilahi sırr-a aşina olmasıdır. Hakikatin karşıtı, batıldır. Şeriat batıl ve Batın ise, hakikattir. 

Bu konuda Mevlana; “Şeriat bir muma benzer, yol gösterir. Fakat ele, mum almakla yol alınamadığı gibi ele mum almasan da yol alınmış olamaz. Yola düştün mü şu gidişin, tarikattir ve dilediğine eriştin mi bu, hakikattir. Bunun için, hakikatler meydana çıkarsa şeriatler batıl olur“ buyurmaktadır. 

* Hakk bir, hakikat birdir.
* Hakk ve hakikatin yolu, tekdir.

* Yolun sahibi, Muhammed Ali’dir.

* Yolun Rehberi, Muhammed Mustafa’nın Ehli Beyt’idir.

* Ilim şehri, Muhammed Mustafa ve kapısı, Şahı Merdan Ali’dir.

* Insanları ilim şehrinin kapısına götürecek gerçek klavuz, Fatma-tüz Zehra Ana’nın evlatları olan Imamlardır.

Şahı Merdan Ali, ilimdir ve Muhammed Mustafa ise, ilmin edebidir. Edepsiz ilim olmadığı gibi, ilimsiz edep de olamaz.  

Hakikate varmanın yolu, Mürşid ve Pir ile mümkündür.
Alevi inancının temeli, Batın alemde gerçekleşmiş olan Kırklar cemine dayanmaktadır.

Kırklar ceminde Mürşid, Hz.Muhammed Mustafa ve Pir ise, Şahı Merdan Ali’dir. Zahiri alemde Pir makamının sahibi ise, Imam Hüseyin’dir.  

Alevilikte en üst inanç kapısı Mürşidlik kapısıdır, bir sonrası Pirlik kapısıdır, bir sonrası Rehberlik kapısıdır ve bir sonrası Taliplik (yol evladı) kapısıdır. 

Mürşid; Yolun ilim irfanıyla irşad eden, doğru yol gösterendir. Alevi tasavvufunda manevi hizmet rehbersiz yapılmaz. Çünkü tasavvuf hem nefsi hem de ruh terbiyesidir. Yol taliplerinin eğitilmeye muhtaç olan kişinin ilk işi, kendine yol gösterecek bir Mürşid bulması gerekir.  

Pir; Muhammed Ali soyundan gelen, irşad ve manevi hizmeti yerine getirmekle mükellef olan Alevi inanç önderidir. 

Pir, toplumun manevi hizmetiyle yükümlüdür. Taliplerin, toplumun sorunlarını her haliyle çözen ve cevap bulandır. Toplumu, yaptığı muhabbetiyle hoş eden, eğiten, doğru yolu gösteren, Hakk’ın doğru yolunda yürümelerini sağlayandır. Dolayısıyla önderdir, yapıcıdır, muhabbetçidir ve adaletli davranandır.  

Sonuç itibariyle hangi kapıya varılırsa varılsın tüm kapılar, ilim ve irfana açılır dolayısıyla açılan kapı, Muhammed Ali kapısıdır.
Varabilene ve varmak istiyene aşk olsun…
 

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=


Bismişah, Allah Allah!
Muhammed Mustafa, Ali’yyel Murteza hakkı için,

Fatma-tüz Zehra Ana ve Ehli Beyt hakkı için,

Kerbele Şehidi Pire Imam Hüseyin hakkı için,

Nebilerin, evliyaların, Ulu Erenlerin yüzü suyu hürmetine,

Cenab-ı Hakk bizleri bu yoldan, bu ikrardan ayırmasın.

Hakk ve hakikat yolunda birliğimiz, beraberliğimiz daim olsun.

Safımız, paylaşmasını, sahiplenmesini bilenlerin safı olsun.
 

Cenab-ı Hakk, insanlık değerlerinden uzaklaşmış,
Nefsine köle olmuş insanları islah etsin.

Yardıma muhtaç, dermansız, umudu kırılmış ve

Çaresiz insanların yardımına sen yetiş ya Şahı Merdan Ali!
 

Ya Cenab-ı Hakk!
Dualarımız, hasta olan canlarımızın derdine derman ile şifa ola.

Zorda, darda olanlara, sağlıklı ve huzurlu günler nasip ola.

Hakikat alemine göçmüş canların, ruhu şad ve mağrifeti bağışlanmıș ola.

Okuyan insanların zihni açık, başarıları daim ola,

Zorda olanlara, yetiş carımıza diyenlere sen yetiş ya Bozatlı Hızır!

Evinizde bereket, yüreğinizde Ehli Beyt sevgi ve muhabbeti daim olsun.
 

Hakk Muhammed Ali aşkına cem geceniz mübarek, ibadet ile dua eden, çerağ uyandıran cümle canların dilde dilekleri ve gönülde muradları kabul ola.

Dil bizen kabulü senden olsun ya Cenab-ı Hakk!
Allah Allah, gerçeğin demine Huuu.
 

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=


Allah’a iyi bir kul, insanlara da iyi bir dost olmak…
Allah’a iyi bir kul olmak için, önce Allah’ın hüsnü rızasını ve razılığını kazanmamk gerekir. Allah’ın hüsnü rızasını kazanmak ve iyi bir insan olmanın yolu, ayağa kalkıp insanlığa hizmet etmektir.
 

Dolayısıyla Kainattaki tüm varlıklara karşı, her türlü iyiliği yapmak ve tüm kötülüklerden kendini korumak büyük bir insanlıktır.  

Insanları dilinden, renginden, ırkından dolayı ayrım yapmayan bir insan; Ne Allah’a, ne Evrendeki mevcudata ve ne de insanlara ters düşer. Çünkü o insan, Allah’ın iyi kulu ve insanların da, iyi dostudur.  

Bütün insanların böyle düşünmesinin mümkün olmadığı bilincinde olduğumuz için dileğimiz bir çok insanların, bu insanlar gibi düşünmesidir. Insanlığın asıl kazancı, budur diye düşünüyoruz. Çünkü doğru düşünen ve doğru yaşayan, elbetteki insanlığın manevi değerlerine sahip çıkacaktır. 

Insanların hayat yolculuğu farklıdır ve bu farklılık, gayet doğaldır. Fakat önemli olan her insanın kendini kefşetmesi ve Evrendeki rolünü tespit etmesidir. Yani iyi bir insan olmak için, iyiliğin ne anlama geldiğini düşünmek gerekir. Bir insan başkalarına iyilik yapabilmesi için, önce kendisine iyilik yapmalıdır.  

Önce birlikte yaşadığımız insanları kendimizden razı etmeli, daha sonra toplumumuzu ve daha sonra da diğer insanları kendimizden razı etmek gerekir. Yani razı etmek, iyilik yapmaktır. 

Eğer birlikte yaşadığımız insanları kendimizden razı edebilimişsek o zaman, Allah da bizden razı olmuş olacaktır ki buda Allah’ın rızasını kazanmışız demektir. Bu konuda Allah, “Kul kuldan razı olursa Allah da kuldan razı olur” buyurmuştur.  

Sonuçta doğruları söyleyen, dile getiren, savunan ve doğruca yaşayan bir insan, iyi insandır. Iyi bir insan pozitif düşünen, pozitif enerji veren, kötülüklere göğüs gelen, ahlaki ikelere ve manevi  değerlere vs. sahip çıkandır.  

Iyilik, insanların çoğaltması gereken bir erdemliktir. Eğer kötülüğü yenmek istiyorsak, iyiliğin daim olması gerekir. Iyiliğin daim olması, iyi insanların varlığına bağlıdır. Iyi insanlar varolduğu sürece, iyilik olacaktır.
Aşk ile, iyi insanların demine Huu...  
 

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=


Alevilik, Evrenin Rıza Şehri felsefesidir...
Rıza Şehrinde yaşamanın yolu, nefsi emarelerden arınmaktır. Nefsi emarelerden arınmak ise, Dört Kapı Kırk Makam ilim irfanından geçmektir. Diğer bir deyimle, Hz.Muhammed Mustafa’nın güzel ahlağına ve Şahı Merdan Ali’nin ilmine bezenmektir.
 

Tarlaya ekildin ise, biçilip harmana geldin ise, arınıp değirmende un oldun ise, sacda pişirilip ekmek oldun ise, sofraya gelip rıza lokması oldun ise, Allah eyvallah Rıza Şehrine girebilmişsindir.  

Rıza şehri...
Rıza Şehri; Kemalete ermiş akıl, kemalete ermiş aklın güzel düşüncesi ve güzel düşüncenin yaratmış olduğu mükkemel hayattır. Mükkemel hayat, imkansız değildir. Çünkü kemalete, olgunluğa ermiş aklın sayasinde, mükkemel bir hayat, bir yaşam mümkündür.
 

Rıza şehrinin temeli Sevgi, Rızalık ve Razılıktır. Rıza şehrinde, rızalık ile razılık olmayınca bir yaprak dahi yerinde oynamaz. Sevgi, olmayınca yanyana ve huzur içinde yaşamak mümkün değildir. Sevgi, rızalık ve Razılığın olduğu yerde; Kötülük yapmak, zulüm etmek, kul hakkı yemek, cehaletlik, vs. yoktur yani tüm kötülüklerin yerine sahiplenmek, yardımlaşmak, paylaşmak, okumak, okutmak, mcanı cana ve malı mala katmak vardır.  

Okumak, aklın olgunlaşmasına vesiledir. Yararlı kitapların yazılabilmesi için, aklın olgunluğu ve üretkenliği önemlidir. Ürettmeyen bir akıl, faydasız akıldır.  

Olgunluğa ermiş bir akıl zulüm etmez, kötülük yapmaz, zarar vermez vs. tüm bu kötülüklerin yerine yardım etmeyi sever, paylaşımcılığı, yardımlaşmayı, cehaletin karanlığına ışık olmayı ister.  

Rıza şehrinin sırrı...
Rıza şehrinin sırrı, cehenemi cennete çevirmektir. Yeryüzündeki cennet, mükkemel hayattır.

Mükkemel hayatın Dünyada gerçekleşebilmesi için, önce insanların aklında, gönlünde, yuvasında, çevresinde, toplumunda, ülkesinde gerçekleşmelidir. Burada gerçekleştirilen cennettir. 

Cehenemin cennete dönüşebilmesi için, bir hiç olmak gerekir. Bradaki hiçlik, nefsi amerelerden arınmaktır. Alevi deyimiyle, ölmeden önce ölmektir. 

Cenneti yaşamanın sırrı; Kamil insan olmaya gayret etmek, huzur içinde yana yana yaşamayı arzulamak ve birbirini sahiplenmeyi istemektir.  

Seyrimde bir ulu Şehre mihman oldum.
Şehrin, tüm kapıları sonuna kadar açıktı,

Bağları, rengarenk çiçeklerle süslüydü,

Pazarında, ilim alıp gevher satılıyordu,

Seyyid Hakkı, sır içinde sır cennete girdim,

Seyrimde, Rızalığa razı Erenlere düş oldum.

 
Dolayısıyla Herkes kendi cennetini yaratırsa, Dünya Rıza şehri olur.

Gelin dostluklar kuralım, Dünyada barış olsun.

Savaşlara son verelim, Dünya cennet olsun.
 

Düşünceleri aydınlatan nur, ruhumuzu ve gönlümüzü de aydınlatsın.
Aşk ile, ilahi nurun demine Huu...
 

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=


Insanoğlunun öğretmeni ve aynası, doğadır...
Evren, insanoğlunun okulu ve Doğa da onun öğretmenidir.

Orman, tek bir ağaçtan değil çeșit çeșit veya bir çok ağaçların yan yana birlik ve beraberlik içinde yașadıkları yașamın adıdır. Çünkü orada varolma ve yașama mücadelesi vardır. Bu yașam mücadelesinde her ağaç kendi marifetini, güzelliğini, yeteneğini ortaya koyma çabası içerisindedir. Bazı ağaçlar kısa bazıları uzun, bazıları iri bazıları ince, bazıları meyve verir bazıları sadece çiçek açar, vs. Dolayısıyla her ağaç kendi yeteneği dahilinde marifetini sergilemektedir. 

Iște insanlar da bir orman misali her insan, kendi yetenekleri dahilinde marifetini ve erdemliğini ortaya koyma gayreti içindedir. Eğer insanlar, üzerine düșen sorumluluğu yerine getirebilirlerse o zaman birlikte yașamak kolay olacaktır. Dolayısıyla birlikte yașamanın sırrı, her insanın kendi sorumluluğunun bilincinde olmasıyla mümkündür. 

Bir insanın sorumluluk bilinciyle erdemleşmesi, uyum ve ahenk içinde olması ilimle mümkündür. Yanlışın peşinde gitmemek, doğruyu savunmak ve benimsemek ilimle mümkündür. Unutulmasın ki insanı, güzel elbise değil ilim erdemleştirir. 

Doğanın dili ve kültürü...
Gerçek mana da Doğanın dili, kültürü, hoşgörüsü, vs. düşünen ve kendini ifade eden insanoğlununkisinden daha da zengidir. Maalesef insanoğlu, bu zenginliğin bilincinde değildir. Fakat güzel olan insanoğlunun Doğayı anlamaya çalışması, gayret etmesi Doğa ile insanların uyum içinde olması zorunluluğunun bilincine vardırmıştır. Bu bilinç doğrultusunda, Doğayı anlamak, onunla uyum ve ahenk içinde geç de olsa bir başarıdır.
 

Dolayısıyla Doğa öğretmendir, öğreticidir, gösterendir, yaşatandır ve erdemleşmek için, büyük bir hayat okuludur. Sırrına ve manasına, varabilene aşk olsun... 

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı= 




Ehli Beyt kapısı’nı ararsan eğer, kimseye değil kalbine sor...
Haddini bilen, ikrarını bilir, ikrarını bilen, yolunu bilir, yolunu bilen mürșidini bilir ve mürșidini bilen, Hakk’ı bilir.
 

Ehli Beyt kapısı, ilim irfan kapısıdır. Ilim irfan kapısı, talip olmak kapısıdır. Eğer ilim irfana talep ediliyorsa, o zaman kapıya varmak gerekir. Kapıya varmanın yolu istemekten, arzulamaktan ve varmaktan ibarettir. 

Emek verilmeden, çaba gösterilmeden ilim ve irfan kapısına talip olunmaz. Günümüzde insanlar, ikrar vermekte zorlanıyor veya ikrar sorumluluğu, kendilerine ağır gelmektedir. Bunun nedeni, insanların çoğu nefslerine yöneldikleri için ikrarlarından uzaklaşmaktadırlar. 

Ikrar kişinin benlikten, bireysellikten kurtulup toplumsal düşünmektir. Zaten ikrarın amacı, Allah’a, topluma ve evrendeki tüm değerlere karşı kendini sorumlu his edip sorumluluğunu yerine getirmesidir.  

Çünkü ikrarın amacı hatayı azaltmakla birlikte bireye öz güveni kazandırmaktır, Aklını ilimle kemalete kavuşturmaktır, paylaşmayı esas alıp toplumsal dayanışma bilincine varmaktır, çıkarsız-riyasız-ödünsüz hiç bir fark gözetmeden insanlık değerlerine odaklaşmaktır ve yaşamı doğru, güzel kılmakla birlikte sevgi ile dostluk bilincini geliştirmektir. 

Tüm bu değerler karşısında nefsini yenmek ve hakim olmak elbette ki kolay değildir. Kimi insanlar başarırken bir çok insanlar da başaramadıkları için, ikrarlarından uzaklaşmaktadırlar. Yani irade meselesidir.  

Dostum sitem etme, n’olursun bana,
Ikrarsıza sözüm yoktur, sen sanma.

Yolun sahibi var, söz düşmez bana,

Hakk Muhammed Ali, yardımcımız olsun.
 

Kapıya gelmemiş, Piri ne bilsin,
Ikrar vermemiş ki, yolu ne bilsin,

Nefse köle olmuş, Allah islah etsin,

Hakk Muhammed Ali, yardımcımız olsun.
 

Yolumuz insanlık yoludur, bilesin,
Her yiğidin karı değildir ki gelsin,

Papağan misali, ötsün de söylensin,

Hakk Muhammed Ali, yardımcımız olsun.
 

Seyyid Hakkı, sözüm haktır ol Hakk’tan,
Ikrarım ikrardır candost, Kal-u Bela‘dan,

Ikrarsıza uymam vallah, yılandan da yılan,

Hakk Muhammed Ali, yardımcımız olsun.
 

Cenab-ı Hakk’ın bizleri, temiz ve pak olarak yaratmış olduğu Hz Muhammed Mustafa’nın, Ehli Beyt’inin sevgisinden, güzel ahlakından, ilim irfanından mahrum eylemesin.  

Ikrarımızı kadim, anlımız ak, yüzümüz pak, gönlümüz de Hakk Muhammed Ali ve Ehli Beyt’in sevgi ve muhabbeti daim olsun... 

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=

 
Dünya döndükçe, mazlum ile zalimin savașı devam edecektir...
Din tücarı ilim ile bilim istemediği gibi, Hırsız olan Hukuk istemez.

Silah satan barış istemdiği gibi, Ilaç satan sağlık istemez.
 

Güzel dost, insanlık ölmüş haberin olsun,
Dost çerağım yakmıș, suskunum suskun.

Dostlarım gelmemiș, yasın kimler tutsun,

Çakallar yasına gelmiş, dostlarım nerde?
 

Güzel dosta haber saldım, göçmüş dediler,
Halime güldüler, sonun yakındır dediler,

Sağımda, solumda dönen bunca çakallar,

Çakallar dost olmuş bana, dostlarım nerde?
 

Bugün varım, yarın yokum çeker giderim,
Nimet sofrasını kurdum, dostları beklerim,

Dostlarım çıka gelsin, hele bir helallaşalım,

Çakallar soframa çökmüş, dostlarım nerde?
 

Seyyid Hakkı, ol Hakk’a halim ayandır,
Dosta dostca baktım, özüm O’na ayandır,

Ayrılık günüdür, gözüm dost yolundadır,

Çakallar yasıma gelmiş, dostlarım nerde?
 

Zengin paylaşmayı istemediği gibi, fakirin temel ilkesi paylașmaktır.
Mazlumun Yezid olmayacağı gibi, yezidler de mazlum olamazlar.

Dünya döndükçe, mazlum ile zalimin savașı devam edecektir.
 

Kerbela katliamı, mazlum ile zalimin savaşıdır. Onurlu ile onursuz ve karekterli ile karektersizlerin savaşıdır. 

Eğer insanlığın ve insanlık onurunun yaşaması gerekiyorsa, iyi niyetli insanların safı mazlum olan Pir Imam Hüseyin’in safı olması gerekir. 

Onurlu bir ölüm; Kula kulluk, teslimiyetçilik, onursuz bir duruş ve boyun eğişten daha değerli olduğu mesajını vermiş olan Pir Imam Hüseyin’nin duruşuna sahip olmak gerekir. 

Pir Imam Hüseyin duruşu; Haksızlığın karşısında eğilmemek, zalimin kölesi olmamak, onursuz yaşamamak ve haksızlık karşısında susmamaktır.
Pir Imam Hüseyin duruşuna sahip, onurlu yüreklere selam olsun...
 

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=




Hizmetin bir yönü, Hakk‘a ve diğer yönü ise, halka hizmettir...
Birileri, kendi çıkar ve menfaatleri için insanları din adına körleştirmeye, köleleştirmeye, cahil bırakmaya kalkması gayet doğaldır ancak doğal olmayan o birilerinin körleştirilmeyi, köleleştirilmeyi kabul etmesidir. Bu kabullenme, insanlık adına zulümdür ve suçtur.
 

Şehitlik diye sorgusuz cennete gidilecek bir makam gerçekten olsaydı, zenginler o makamı fakirlere bırakmazdı. Dr. Ali Şeriati  

Dolayısıyla kainatta olan bitenler, akılda başlar ve yine akılda son bulur.
Aklı ile düşünen, insanlık alemine faydalı ve hisleri ile düşünen ise; Kendine ve topluma zararlı insandır.
 

Elinde Kur’an, dilinde yalan, kursağında haram lokma.
Ya Cenab-ı Hakk! Nefs için, insanların manevi değerlerini hiçe sayan mahlukatlardan bizi sakınmanı temeni ederiz.
 

Unutmayalım ki hizmetin bir yönü, Hakk‘a ve diğer yönü ise, halka hizmettir. Ilahi kudrete ermenin yolu, ayağa kalkıp hizmet etmektir. Yol önderlerimiz, önce hizmet sonra himmet buyurmuşlardır.   

Sevgini öyle arındır ki, dua olsun.
Zekanı öyle bir arındır ki, bilgelik olsun.

Ve kendini tamamen arındır ki, bütünle bir ol!

Osho - Hindistanlı.
 

Insanların kula kulluk etmemesi için, birilerinin akıl taşaronculuğunu yapmaması için, birilerinin akıl cantacılığını yapmaması için okumalarını temeni ediyoruz. Çünkü okumaközgürlüktür,hür yaşamaktır, faydalı olmaktır, ışık saçmaktır, cehaletin bataklığını kurutmaktır, vs. 

Insanlık ve insan değerleri üzerinde bilerek veya bilmeyerek çok ince oyunlar oynanmış ve halen de devam etmektedir. Bu ince oyunları, fark etmediğimiz müdetce kötü niyetli insanların erozyonuna uğrarız.  

Eğer güzvendiğimiz, dayana bildiğimiz, umut içerisinde yaşadığımız manevi değerlerimiz varsa, insanlık ışığı halen yanıyorsa o zaman hayat mücadelesi devam ediyor demektir.
Aşk ile, umudumuz ve umut ışığımız hiç bitmesin…
 

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=


Dinde veya inançta, zorlama yoktur...
Dinde zorlama yoktur konusunda Bakara Suresi, 256. Ayet aynen şöyle demektedir…

Dinde zorlama ve baskı yoktur. Şüphesiz, doğruluk sapıklıktan apaçık ayrılmıştır. 

Ali Baluç meali
 

Dolayısıyla Dinde zorlama olmadığı gibi, kişinin tercih hakkı da vardır. Ancak Aleviyim deyip ikrarından dönenleri, yolun değerlerine zarar verenleri, Aleviliği başkalaştırmaya, ona kılıf uydurmaya kalkan her kim olursa olsun şiddetle kınıyor ve reddediyoruz. 

Ali’siz Alevilik olmaz! Ya Alevisiniz, ya değilsiniz. Çünkü yol, Hakk Muhammed Ali yoludur! Bunun aksini iddia edenler, zaten Alevi olamaz ve değildirler. Muhammed Ali yolu, ikrar verme yolu olduğuna göre ikrar veren Alevidir. Dolayısıyla Alevi doğmak başka, Alevi olmak başkadır.

Dünyada okadar çok çözülmeyi bekleyen sorunlar varken, işini gücünü bırakıp Aleviliğe yeni kılıflar uydurmaya kalkanlar, öncelikle kendi özünü dara çekmeli ve kendini bulmaya gayret etsinler. Kendisini bulamamış ve kendisine, faydası olmayanın bir başkasına nasıl faydalı olabilir ki?

Alevi inancını, toplumun manevi değerlerini kendi şahsi menfaatlerine peşkeş çeken zihniyeti kınıyoruz.
 

Alevi inancının manevi değerlinin tarumar etmeye kalkan zihniyetin amacına ulaşmaması için, Alevi toplumu kendini yolun ilim irfanınyla irşad ederek çağın medeni insanı olmalıdır. 

Çünkü insanlığa ve kainattaki mevcudata faydalı olanlar, nefsine uyanlar değil çağın medeni insanlarıdır. Muhammed Ali yolu, medeniyetin ve insanlığın yoludur. O zaman gelin yolun ilim irfanıyla irşad olalım ve insanlığa ışık olalım. 

Hiç bir kimse Alevi olmak zorunda veya Alevi inancını kabul etmek zorunda değildir. Çünkü bu konuda Kafirun Suresi, 6. Ayet “Sizin dininiz size, benim dinim bana (Ali Baluç meali)“ buyurmaktadır.  

Alevi inancını başkalaştırmaya veya yeni kılıf uydurmaya kalkanlara, tek bir sözümüz vardır; Ikrarından dönenlere yazıklar olsun. Ikrarını bilene ve yolunu sürene aşk olsun… 

Aşk ile, ne mutlu Muhammed Ali binasının sırrına varabilene.
=Seyyid Hakkı=


AKP, Aleviler ve Cemevlerinin konumu…
* Alevilerin kendini doğru ifade etmesi gerekir: Aleviliğin tanımı.

* Karşı çıkmak veya eleştiri yerine, Alevilerin somut istekleri ortaya konulmalıdır: Aleviler ne istiyor?

* Kendini Alevi olarak tanımlıyanlar, Aleviliği farklı yerlere çekmek yerine Aleviliğin bir bütün olarak kabul edilmesi zorunludur.

* Alevilerin ne istediklerini doğru tespit edebilmeleri için, şahsi çıkar ve menfaatlerden uzak durmalıdırlar.
 

Ne üzücü ki Alevi toplumu, yıllardır yasal ve Psikolojik boyutları olan bir tanınma statüsünü elde etmek mücadelesini yürütmekteler. 

Alevi toplumu, tek yanlı baskılara, ayrıştırmalara, başkalaştırma zihniyetine karşın 73 milleti bir nazarda görme ilkesine bağlı kalarak barışçıl bir duruşu sergilemeye devam etmektedir ve toplum içinde gerginlik yaratacak tüm yaklaşımlardan uzak kalmayı başarmışlardır. 

Aleviliğim tanımı...
Alevilik; Allah, Muhammed, Ali kutsallığını kalbinde taşımak. Büyük bir itikat ve inançla; Allah’a, Muhammed Mustafa‘ya, Şahı Merdan Ali’ye, Hz.Muhammed Mustafa‘nın iki kutsal emaneti olan Kur’an-ı Kerim ve Ehli Beyt’ine, Aleviliğin edebiyatı ve felsefesi olan islamiyetin özü; Özde yapılmak istenen değişikliklere evet demeyen, doğruları esas alıp, mazlumla bir olup, zalime karşı koyan, Hakk’ın emirlerine gönülden sadık kalan, her türlü karanlık ve bağnaz düşünceye-düzene karşı koyan, Kırklar Meclisi’nde, “büyüğümüzde bir küçüğümüzde bir” tezi ile, bir nazarda görülen insanı, inanç merkezine oturtup, insan hakları temelinin atıldığı Kırklar Meclisi, bugünkü Dünya insan hakları cemiyetine de ışık olmuş bu güzel düşünceye sahip çıkarak, Allah’ın cemalinden yaratıp kutsal kıldığı insanı, kırklar ceminde, bu kutsallık daha da pekiştirilip, Dört Kapı Kırk Makam ile Kamil-i Insan şeklini veren felsefeyle tevalla ve teberra ikrarına-ilkelerine bağlı kalmaktan geçer.
 

Şahı Merdan Ali’nin adeletinden ayrılmayan, Temelinde insan sevgisi bulunan, Her dine, mezhebe, inanca sayğı duyan ve hoş görüyle bakan, Dil, din, ırk, renk farkı gözetmeyen, Eline beline diline sahip olma ilkelerini şart koşan ve bunu musahiplik kurumu ile gerçekleştiren, Gelmek isteyen inançlı insanları çatısı altına alarak manevi ihtiyaçlarını gideren, Insanları yaşadıkları toplumda kendi istekleriyle kendi kendilerini yarğılamalarını sağlayan, Eşitlikçi, katılımcı, paylaşımcı düşünceyi savunan Evrensel inanç sistemidir. 

Şeriatın bağnaz kurallarına bağlı olmayan ve onu red eden, Islam dinini kendine göre, Sünni ve Şii inancının dışında yorumlayan; Aslı doğruluk, kemali dostluk, cevheri merhamet, görüşü eşitlik, hazinesi bilgi, Meyvesi sevgi hamuruyla yoğrulmuş , Insan-i Kamil yani erdemli insan yaratmayı öngören, Korkuyu aşıp sevgiyle Allah’a yönelen, Enel Hakk ile insanın özünde tanrıyı gören, Yaradan ile yaradılan ikiliğinden Varlık birliğine (Vahdet-i vucut’a) varan, Ahlaklığı yaşamının temeline koyan, insanı yücelten, Hamurunda, hem ilahiliğin hem de irfaniliğin mayası bulunan, Kişinin ahlak ve karekterli yaşam ilkelerini belirleyen, Dini, biçim ve şekil olarak değil, inanç olarak algılayan, Dini, bağımsız bir irade gücü ve batıni özelliğiyle evrimleştiren, Akıl ile mantık bütünlüğünde birleştiren ve tüm bunları Kırklar Cemi’nden alınan ilhamla yürüten Canların Evrensel inanç sistemidir. 

Alevilerin, somut taleplerinden bazıları…
* Cemevleri ve Türbelerin sorumluluğu, tamamen Alevilere bırakılmalıdır,

* Aleviliğin tanımını, Alevi inancını yaşıyan Alevilere bırakılmalıdır,

* Eşit yurtaşlık hakkının tanınması zorunludur,

* Cemevlerinin inançsal statüsü tanınmalı, yasal olarak tüm haklardan yararlanmaları sağlanmalıdır,

* Zorunlu din derslerinin yerine, seçim velilere bırakılmalıdır,

* Tek taraflı Diyanet Başkanlığı, Anayasal kurum olmaktan çıkarılıp özerk Din Işleri Kurumu haline getirilmelidir ve diğer inançların eşit temsiliyeti sağlanmalıdır.

* Alevi köylerine Cami yaptırılmamalıdır,

* Diğer inanç gruplarında olduğu gibi Alevilerin, Aşura günü tatil günü ilan edilmelidir,

* Alevi köylerine, Alevilere zulüm yapmış şahsiyetlerin isimleri verilmemelidir, vs.
 

Farklı inanç mensuplarının hoşgörü, dostluk, barış ve huzur içinde yaşamaları için, bu taleplerin kabul edilmesi zorunluluğu vardır. Bu taleplerin kabul edilmeyip baskıcı, dayatmacı, başkalaştırlma anlayışı toplumda birlik, beraberlik ve dostça yan yana yaşamaları mümkün olmayacaktır. 

Eğer Aleviler, olduğu gibi görünmezlerse ne yazık ki zamanla istediği gibi görünmek zorunda kalacaklardır. Zeten birilerinin istediği gibi görünmeye gayret ettikleri andan itibaren, taviz vermek ve özünden uzaklaşmak zorunda kalacaklardır. 

Maalesef özünden uzaklaşan toplumlar, başkasının değerlerine sahip çıkmak zorunda kalmışlardır. Aleviler başkalaşmak yerine, özüne ve değerlerine sahip çıkıp olduğu gibi görünmelidirler. 

Dolayısıyla Aleviler, kendi ibadet evlerini, kültür evi değil ibadet evi olarak tanımlamalıdırlar.
AKP iktidarının, Cemevlerini Kültür bakanlığına bağlaması tamamen bir artniyetten ve yok saymaktan ibarettir.

Aşk ile, gerçeğin demine Huu…
 

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=
 

Hakk Dergahı TV AKP, Aleviler ve Cemevlenin konumu.
Video LİNKİ:
https://www.youtube.com/watch?v=PfVXvN2lnEA

Evren ile bir olmak istiyorsan, bir semah eyle...
Evren, gökyüzünde ki düzenli ve uyum içinde düşünülen mevcudatın tümü anlamındadır. Evren’nin diğer bir anlamı, Kainat veya Dünya olarak da ifade edilir.
 

Semah, Hakk Meydanı’nda güvercin misali dostluğun harmanlaştığı, kainatın nuruyla aydınlandığı ve ilahi kelamın zikredildiği noktada; Aşkla, şevkle, vecd ile kadın-erkek ayrımı yapmadan ve tüm beşeri ağırlıklardan kurtularak kötü niyetlerden arınarak, tertemiz olma halidir.  

Dolayısıyla semah dönen canlar, birbirlerine dokunmadan daire şeklinde ve karşılıklı durarak dönerler. Bu dönme, Kainat ve kainat ile bütünleşmeyi sembolize eder. 

Semah dönmek evren veya kainat ile bütünleşme, mevcudatı kucaklama ve ondan sorumlu olduğumuzun bilincine varmaktır. Bu bilince varan insanlardan, hiç bir şekilde ne canlıya ve ne de cansıza zarar gelmez. 

Canlı ve cansıza zarar gelmemesi için, nesnelerle bir bütün olmak gerekir. Bu tümlüğü, bütünleşmeyi ruhen his etmek ve his edileni, tekrardan kainattaki mevcudata yansıtmaktır. 

Mevcudata yansıtmak ve onunla bir olmanın sırrı ise; Insanın doğayla, toplumla, kendisiyle ve Allah ile barıșık olmasıdır.  

Kainattaki mevcudatın, uyum içinde olması ve dostca yașamanın sırrı; Sevgidir, saygıdır, hoșgörüdür, muhabbettir ve sorumluluğun bilincinde olmaktır.
Aşk ile sevginiz, saygınız, hoșgörünüz ve muhabbetiniz daim olsun...
 

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=


 

Alevilikte Inanç - Seyyid Hakkı sayfamızı önerelim ve yönlendirelim. => Facebook Sayfamız: Seyyid Hakkı SH => YouTube Kanalımız: Ehlibeyt Yolu-Seyyid Hakkı => Facebook grubumuz: Seyyid Seyfeddin Ocağı - Dergah Aşk ile Canlar...