Alevilikte Inanç - Seyyid Hakkı sayfamızı önerelim ve yönlendirelim. Seyyid Hakkı, 1965 Dersim doğumlu ve Ehli Beyt yazarı, Seyyid Seyfettin Ocağı evlatlarındandır. Aşk ile Canlar...
Seyyid Hakkı
Seyyid Seyfeddin Ocağı

ANASAYFA



Imam Muhammed Bakır, güzel ahlak ve ilim bahçesinin gülüdür…
Imam Muhammed Bakır, Muhammed Ali’nin güzel ahlak ve ilim bahçesinin gülüdür. 

Imam Muhammed Bakır, Hakk ve hakikat yolunda, serlerini birer birer kurban veren atalarının çizgisinde ayrılmamış, onların güzel ahlağını, ilmini halka aktarmayı ve onların aydınlanmasını sağlamıştır. 

Imam Muhammed Bakır bir tarafta atalarının acısını, hüznünü ve diğer tarafta Hakk aşkını yüreğinde taşımıştır. Atalarının acısını ve hüznünü, ilahi aşk mayasıyla yoğurup acıyı bal eylemiştir. 

Ilahi aşkın sabrıyla, kudretiyle Arap Emevi hanedanlarının zulmü altında inileyen halkın arzularını, ihtiyaçlarını yerine getirmiş ve sorunlarına çözüm olmuştur. Böylece kötü yöneticilerin sistemi içerisinde, insanların yaşam umudu ve dayanma güçü olmuştur.  

Yaradılanın rızasını kazanan Yaradanın rızasını kazanmıştır disturundan yola çıkan Imam Muhammed Bakır, iktisadi ve sosyal durumları itibarile korunmaya muhtaç olan kişilere, insani ve sosyal amaçlarla vede herhangi bir karşılık aranmaksızın gereken maddi ile manevi hizmeti yapmıştır. Bu güzel ahlaki davranışıyla, halkı mutlu etmiş ve onları da kendinden hoşnut bırakmıştır. 

Dolayısıyla Imam Muhammed Bakır günlük hayatını okumak, insanlara ilim öğretmek, onlara iyilikte bulunmak, doğru yolu göstermek gibi çalışmalarla geçirmiştir. Neticede kendi ataları gibi yüzlerce kişiyi eğitmiş, onlara doğru yolu göstermiş ve yolun ilim irfaniyle irşad etmiştir. Bizce Allah’ın rızasını kazanmak, bu olması gerekir. 

Sözde halkın yöneticileri olan Arap Emevi hanedanları, kendi sefa ve hayat eğlenceleriyle meşkul iken Imam Muhammed Bakır;
* Yoksullara yardım elini uzatmış,
* Aç olanların karnını doyurmaya çalışmış,
* Bilgiye muhtaç olana bilgi vermiş,
* Ihtiyacı olana, üst baş giydirmiş ve
* Kendisini ziyaret edenleri O’da, ziyaretlerinde bulunmuştur.  

Dolayısıyla engin gönüllü oluşu, yardım severliğini, hoşgörüsünü, vs. hiç bir kimseden esirgememiştir. Bu güzel ahlak anlayışı ile, Allah’ın hoşnutluğunu ve insanların gönlünü kazanmıştır.

Arap Emevi saltanat hanedanları, Imam Muhammed Bakır’ın atalarına reva gördükleri her türlü çefayı ve eziyeti, Imam Muhammed Bakır’a da yapmaktan geri kalmamışlardır. 

Tüm bu çevri çefalara aldırış etmeyen Imam Muhammed Bakır, Hakk ve hakikat yolunda ilim ışığı, yaşam umudu ve insanların hayat ağacı olmuştur. Güzel ahlak ve ilmiyle ortaya koyduğu onurlu duruşuyla Arap Emevi hanedanlarına boyun eğmemiş ve halkın gönlünde taht kurarak ölümsüzlük mertebesine ulaşmıştır.  

Imam Muhammed Bakır’ın manalı sözlerinden, bazıları...
* Aşağılık kişinin silahı, kötü sözdür!
* Güvenilir bir dost ile oturmak, bir yılın ibadetinden daha güvencelidir.
* Beraber olduğun insanlarla, mümkün oldukça üstün olma gayretinde bulun.
* Amel ancak bilgi ile beraber olursa makbuldür. Ancak bilgisiz kişinin ameli ise beyhudedir.
* Bir mümin için en güzel sadaka, diline sahip çıkıp kötü söz söylememektir. Lakin dilini tutamayan bir kişi ise, günah işlemekten kurtulamaz.

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=



Imam Zeynel Abidin, karanlığı aydınlatan nurdur…
Hz.Muhammed Mustafa neslini insanlık tarihinde yok etmek isteyen Arap Emevi, Abbasi ve Kureyş hanedanları, Kerbela katliamında sağ kurtulan Imam Zeynel Abidin Ehli Beyt’in neslini devamını sağlamıştır. 

Imam Zeynel Abidin, Alevi toplumu için bir manevi değerdir, şükürdür ve Ehli Beyt Pak neslinin devamına vesile olandır. 

Kerbela sahrasında, atası Pir Imam Hüseyin ile birlikte Ehli Beyt evlatlarının insan dışı her türlü haksızlığa, zulme maruz bırakılan bir felaketin ve katliamın canlı şahitlerinden biridir. 

Tüm bu acılara rağmen hayatını ilme veren, insanların aydınlanmasını kendine görev sayan, paylaşımcı düşüncesiyle yardıma muhtaç insanların ihtiyacını gideren ve tüm bunları göstermelikten öteye tamamen Allah rızası için yapmıştır. 

Kötü zihniyetin, kötü niyetin, kötü yönetimin, adaletsizliğin, benliğin ve cehaletin dermanı ilim olduğunu, tüm bu kötülüklerin üstesinde gelmenin ilimle mümkün olduğu bilincine varması ve O’nun, halkın içinde bulunduğu karanlığa ilim ışığını tutmuştur. 

Halkın, umudu ve bilgisizliğin ışığı olan Imam Zeynel Abidin’nin varlığı, Emevi Arap hanedanlarına rahatlık vermemiştir. Rahat ve huzur içinde saltanatlarını devam ettirmek için, Imam Zeynel Abidin’nin ortadan kaldırılması kararına varılmış ve uygulanmıştır. 

Imam Zeynel Abidin, kendi ataları gibi şehit edileceğini bildiği halde kendi atalarının izinde yürümüş ve onların hizmetine hizmet, ilmine ilim katmıştır. Hakk ve hakkaniyet bayrağını son nefesine kadar taşımaktan vaz geçmemiştir. 

Imam Zeynel Abidin’in kararlı duruşu, ilim ışığı ve üstün ahlak kişiliğiyle günümüzde Muhammed Ali ümmetine ışık ve klavuz olmaya devam etmektedir. 

Dolayısıyla Arap Emevi saltanat hanedanları, Imam Zeynel Abidin’e akıl almaz Dünyevi tekliflerde bulunmuşlardır. Fakat Imam Zeynel Abidin’e yapılan mevki-i teklifleri red ederek, kendisini ilime, ibadete, iyiliğe ve hizmete vermiştir.   

Imam Zeynel Abidin’in manalı sözlerinden, bazıları...
*
Allah’ın verdiğine kanaat eden, halkın en zenginlerindendir.
* Hayrın hepsi de, insanın kendisini koruması içindir.
* Iman sahibi, iman sahibinin yüzüne sevgi ile bakması ibadettir.
* Ne Kureyş için asalet, ne Arap için asalet vardır. Asalet ancak gönül enginliği iledir.
* Iyi işlerin anahtarı, doğruluktur ve iyi sonucu ise, vefakarlıktır. 

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=



Pir Imam Hüseyin, ölüme ve dirilmeye delildir…
Kerbela’da ölen, Pir Imam Hüseyin’in kutsal bedenidir. Ancak O’nun ruhu, aklı, düşüncesi, fikri, duruşu, milyonlarca insanların kalbinde zuhur ederek onların yaşam ağacı olmuştur. 

Dolayısıyla Pir Imam Hüseyin; O’na gönül verenlerin düşünme ışığı, yaşam umudu, duruşu ve direnme gücü olmuştur. 

Kerbela katliamı, cehalet alemi için bir nefsi zafer olabilir. Fakat insanlık alemi için bir uyanış, bir diriliş, bir haykırış aynı zamanda haksızlığa, zalimlere ve onların zulmüne karşı bir baş kaldırma zaferi olmuştur. Sonuç itibariyle, Yezid zihniyeti kaybetmiş ve Pir Imam Hüseyin’in onurlu duruşu, direnişi kazanmıştır.

Günümüzde Hüseyin ismi anılınca…
* Mmazlumdan yana haksızlığa, zalimlere ve onların zülmüne karşı direnmektir.
* Zalime, biat etmemek ve boyun eğmemektir.
* Insanlık onuruna sahip çıkmaktır.
* Kula kulluk etmemektir,
* Biatçılığı red etmektir. Özgür iradeyle inancını yaşamaktır,
* Insanlık suçu olan Kerbela ve Kerbela gibi katliamların yaşanmaması için hatırlamaktır.
* Insan olduğumuzu hatırlamak, insanı sevmek ve kutsamaktır.
* Yapılan zulümlerin tekrarlanmaması için insani, görev ve sorumluluğun farkına varmaktır.
* Haftalarca aç, susuz kalmanın ne olduğunu ruhen hissetmek ve nefsi kötülüklerden arınmaktır. 

Imam Hüseyin’in duruşu...
* „Haksızlığın karşısında eğilmenin; Alçaklık olduğunu, kölelik olduğunu, onursuzluk olduğunu ve haksızlık karşısında susmanın ise „dilsiz şeytan“ olduğunu öğretmiştir.
* Onurlu bir ölüm; Kula kulluk, teslimiyetçilik, onursuz bir duruş ve boyun eğişten daha değerli olduğunu öğretmiştir.
* Dil, din, ırk ayrımı yaparak, kin, intikam, nefret besleyerek ve çıkar için kan dökmek insanlık suçu olduğunu öğretmiştir. 

Bundan ötürüdür ki Pir Imam Hüseyin’e gönül verenler, „Her çağın bir Yezid‘i varsa, o Yezid‘e karşı duran bir Hüseyin vardır“ demekteler. 

Pir Imam Hüseyin davası, iktidar kavgası değildir; Mazlum ile zalimin, özgür yaşam ile kölece yaşama savaşıdır. 

Kerbela, kötülüğün sembolüdür...
* Dünyanın neresinde insanlık zulüm görüyorsa orası, Kerbela’dır.
* Nerede hayır ve şer’in kavgası varsa orası, Kerbela’dır.
* Nerede insanlık onuru katlediliyorsa, orası Kerbela’dır.
* Nerede açlıktan, susuzluktan, çaresizlikten insanlar katlediliyorsa, orası Kerbela’dır. Vs.  

Sonuçta Kerbela’da katledilmek istenen, Pir Imam Hüseyin değil insanlık onurudur. Insanlık onurunun, bedel ödeyerek galip gelmesidir. Zalimlere ve onların zülmüne karşı, onurlu bir duruşla lanetlenmesidir.  

Pir Imam Hüseyin’in Hakk’a yürümesi, insanlık onurunun zaferidir. Çünkü o zafer, insanlığa kan ve can verilerek bağışlanmıştır. 

Pir Imam Hüseyin’e, O’nun soyuna ve dostlarına selam olsun! Mervandan yezide, Yezidden günümüz yezidlerine yüz bin kere lanet olsun. 

Pir Imam Hüseyin’in manalı sözlerinden, bazıları...
* Ben, ölümü saadet biliyorum ve zalimlere yaşamayı ise, zillet.
* Allah’ı öfkelendirmekle halkın rızasını kazanmak isteyen bir kavim, kurtuluşa erememiştir.
* Dostun, seni kötü işlerden kollayandır. Düşmanınsa, bu işleri seni teşvik ve tahrik edendir.
* Allah’a isyan ederek bir şeye ulaşmak isteyen kimse, umduğundan uzaklaşarak korktuğu şeye yaklaşır.
* Iyilik karşısında mükâfat, suç karşısında ceza göreceğini bilen bir kimse gibi amel et.
* Ey Ebu Süfyan’nın oğullarına uyanlar! Eğer dininiz yok, ahiretten de korkmuyorsanız, en azından hür insanlar olun.
* Farz olan cihatlardan biri, insanın kendisini günahtan koruması için nefsi ile cihat etmesidir. Işte bu cihat, cihatların en büyüğüdür.
* Seni seven, kötü işlerden seni sakındırır; Senden nefret eden ise, seni bu işlere teşvik eder.
* Akıl, ancak Hakk‘a uymakla kâmil olur.
* Iyiliklerde, yarışın ve manevi ganimetleri elde etmeye koşun.
* Cömertlik eden yücelir, cimrilik yapan ise alçalır. 

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=



Imam Hasan-i Mücteba, barışın simgesidir…
Bir toplum, bir millet veya bir halk kendi ulularına sahip çıkmazsa her gün zalimin zulmü altında onurunun ezikliğini his edecektir. Diğer bir deyimle zalimin zulmüne, kılıcına boyun eğmek zorunda kalacaktır. Alevi deyimiyle, kula kulluk etmektir.  

Imam Hasan, halkın Emevi Arap hanedanlarına kulluk etmek yerine özgürce, onurluca yașamaları için hizmet etmiștir.  

Imam Hasan’ın, Kufe halkının tutarsız davranışlarına karşın yapmış olduğu çağrı…
“Nübüvvet ile Velilik makamından sonra Imamet makamına geçen benim ki, atam Muhammed Mustafa sizi dinine davet etti ve babam Ali bin Ebu Talip de sizleri, hidayet șaadetine eriştirdi.  

Bende şimdi sizleri, Onların yoluna davet etmekteyim. Biliniz ki bana uymak, onlara uymaktır ve bana karşı koymak, onlara karşı koymaktır.” 

Tüm gayret ve çabalarına rağmen maalesef Imam Hasan, Kufe halkından gereken bağlılığı görmeyince barış, her şeyden hayırlıdır diyerek islamın daha fazla ipranmaması için Şam Valisi Muaviye tarafından, kendisine teklif edilen uzlaşma şartlarını istemiyerek de olsa kabul etmiş ve antlaşmayı imzalamak zorunda bırakılmıştır.  

Oysa Imam Hasan, islam toplumunda ki ayrıșmaları, didișmeleri, kavgaları, ikiliği gidermek ve kanlı çarpıșmaların önüne geçmek için barıșı sağlamak istemiștir. Ne yazık ki, Kufe halkının tutarsızlığından ötürü bașarılı olamamıștır. 

Islam toplumu arasında, barıșın sağlanması ve toplumun huzur içinde yașaması, Hz.Muhammed Mustafa’nın arzusu olmuștur.  

Hz.Muhammed Mustafa, Imam Hasan hakkında; "Bu benim oğlum, seyyiddir. Allah, O’nun vasıtasıyla islam aleminde iki büyük bölüğün arasını uzlaştıracaktır" diye buyurmuştur. Ve Imam Hasan da, sevgili dedesinin bu arzusunu yerine getirmek istemiștir. 

Imam Hasan, tüm olumsuzluklara rağmen istemiyerek de olsa Șam Valisi Muaviye ile yapmış olduğu anlaşma şartları…
- Cenab-ı Hakk’ın kelamına uyulması,
- Halkın Hz.Muhammed Mustafa‘nın ahlak adaletine uygun idare edilmesi,
- Muhammed Ali taraftarlarına kötülük yapılmaması,
- Kul hakkına itaat edilmesi ve
- Muaviye’nin kendisinden sonra yerine kimseyi tayın etmeyecektir.  

Fakat uzlaşma yazılıp taraf ile tanıklarca imzalanmasıyla birlikte yönetim mührünü de Imam Hasan’dan devir aldıktan sonra Muaviye, Imam Hasan‘la yapmış olduğu uzlaşma şartlarının hiçbirine bağlı kalmamıs ve verdiği ikrardan dönmüștür. Allah’ın laneti, ikrarından dönenlerin üstüne olsun. 

Imam Hasan, Emevi hanedanlarının yöneticilik anlayıșına șöyle cevap vermiștir…
Halkın iyi yönetilmesi, ancak kirlenmemiș bir aklın adalatiyle mümkündür. Dolayısıyla „yöneticilerin görevi, kendi nefsine değil halkın sefa ve huzur içinde yașaması için hizmet etmelidir“ diye buyurmuștur.  

Imam Hasan’ın manalı sözlerinden, bazıları... 
* Aklın kemali, halkla iyi geçinebilmektir. 
* Cömertlik, istenmeden önce bağışta bulumaktır. 
* Doslukla sana yakın olan senin yakının sayılır, akraban olmasa bile. 
* Dünyayı seven kimsenin kalbinden, ahiret korkusu kaybolur. 
* En düşük insan, nimetlere karşı şükretmeyendir. 
* Kendine karşı nasıl davranılmasını istiyorsan, sende başkalarına karşı öyle davran. 
* Ögüt almanızı önleyen şey, kendinizi büyük görmenizdir. 
* Dünyan için, ebediyyen yaşıyacakmışsın gibi çalış ve ahıretin için yarın ölecekmişsin gibi tedbirli ol.
* Hiç bir topluluk yoktur ki, birbirlerine bir konuyu danışsınlar da, doğruyuyu bulamasınlar!  
* Yakın, soyca uzak olsa bile sevgide yakın olandır. Uzak, soyca yakın olsa bile sevgide uzak olandır! 

Aşk ile, onurluca yaşamanın demine Huu... 

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=



Imamların atası, Șahı Merdan Ali’nin sırrına ermek…
Şahı Merdan Ali’nın sırrı, Arı sırrı‘dır. Hz.Muhammed Mustafa

Ali’nin sırrına ereyim dersen,
Mürşidi kâmile varın erenler.
Gönül kâbesine gireyim dersen,
On bahrı ummana dalın erenler.
Aşık Esrari 

Șahı Merdan Ali sırrına varmak için, önce arının sırrına varmak gerekir. Arının sırrına varmak için, önce emek verip yaptığın balın sırrına varmak gerekir. Çünkü balın sırrı arı da, arının sırrı da balda saklıdır. Eğer yapmış olduğu balı görmeseydik, arının sırrı bizi ilgilendirmezdi. Balı yeyip faydasını görmeseydik, o zaman da arının kıymetini bilemezdik. 

Arının, ilim ve irfanı...
Arı, balı yaptıktan sonra gizlemek için üzerini bir maddeyle kaplar. Bu kaplama maddesiyle yapılmış olan bal, sırlanmış yani gizlenmiş oluyor. 

Dolayısıyla Bal, arının kerameti ve onun ilmidir. Balı yapmak yani meydana getirmek ise, arının yeteneği, marifeti ve kerametidir.  

Arı örneğinden yola çıkarak Hz.Muhammed Mustafa, Şahı Merdan Ali hakkında; "Şayet ağaçlar kalem olsa, denizler mürekkep olsa, cinler hesap etse, insanlar da katip olsalar, Ali bin Ebu Talib'in faziletlerini-erdemliklerini yani güzel davranışlarını saymakla-yazmakla bitiremezler." 

Ve yine Hz.Muhammed Mustafa, „Ben ilmin şehriyim, Ali şehrin kapısıdır. Ilim dileyen, kapıya gelsin“ demiştir.

Hz.Muhammed Mustafa’nın bu iki beyanında anlıyoruz ki, Şahı Merdan Ali ilminin sırrı O’nun faziletlerinde, erdemliklerinde yani güzel ahlağında, hal ve davranışlarında saklıdır. Insanın, güzel ahlağa, hal ve davranışlara sahip olması, onun sahip olduğu ilimle alakalıdır. Çünkü hal ve davranışlar, kendiliğinden olgunlaşmaz. Nasıl ki ateş yakmadan çorba pişmiyorsa, ilim ve bilim sahibi olunmadan güzel ahlak ve güzel davranışlara sahip olmak mümkün değildir. 

Eğer Pir Imam Hüseyin’in duruşu olmasaydı, Pir Imam Hüseyin kendisine laik olan değeri göremezdi ve gösterilemezdi. 

Tüm bu düşüncelerde görülen odur ki ahlak, hal ve davranışlar, zatın bilgi derecesini gösteren aynadır.  

Şahı Merdan Ali‘nin güzel ahlak, hal ve davranışlardan bazı örnekler…
* Şahı Merdan Ali ilkel çağda çok evlilik Arap toplumunun önemli geleneklerinden biridir ve Şahı Merdan Ali bu geleneği çiğniyerek tek eşli olarak kalmıştır.
* Şahı Merdan Ali, Hz.Muhammed Mustafa’nın Hakk’a yürümesinden sonra Ebu Bekir, Ömer ile Osman’ın çeşitli entrikalarla, hilelerle halife seçilmelerini iler fakat onlara biat etmez. Sabır içinde beraber yaşadığı topluma Kamil-i Insan konusunda örnek teşkil eder.
* Zamanın ve çağın bilgini olması, akılcı davranışı, yaklaşımı, insan üstü gücü ve cesareti veliliğin kerametleri olarak nitelendirilmiş dolayısıyla O’nun hakkında sayısızca sıfatlar yakıştırılmıştır. 

Şahı Merdan Ali’nin, sıfatları ve manaları…
* Ali; Yüce, ulu, onurlu ve onur bakımında en üstin kimse,
* Keremallah-u Veche; Allah’ın yüzü-tecellisi, ululuk, soyluluk,
* Şahı Evliya; Evliyalar başı, emiri,
* Ebu Hasan; Hasan’ın babası,
* Ebu Turab; Toprağın babası, engin gönüllü,
* Ali’yyel Murteza; Allah’ın rızasınız kazanmış faziletli, erdemli, seçkin kişi,
* Esedullah; Allah’ın aslanı,
* Kur’an-ı Natık; Konuşan Kur’an,
* Haydar; Cesur, yiğit, korkusuz,
* Haydar-ı Kerrar; yürekli, yılgınlık göstermeyen,
* Emir-ül Müminin; Müminlerin emiri, başı,
* Şahı Merdan; Yiğitliğin, mertliğin, bilgeliğin başı,
* Şiri Yezdan; Allah’ın aslanı,
* Şahı Velayet; Veliliğin başı, emiri.
* Bab’ul Ilim; Ilim Kapısı. 

Art niyetli odakların, Şahı Merdan Ali düşüncesini yok etmek için, O’nun düşüncesine sahip çıkan Aleviler hakkında ölüm fetvaları çıkararak; Katledilmiş, katliamdan geçirilmiş, asılmış, kesilmiş ve dar ağaçlarında yargılanmışlardır.

Yok edilmek istenen Ali düşüncesi; Ilme değer veren, kainattaki milete aynı nazarda bakan, kadını ikinci sınıf insanı görmeyen, kadını insan erkeği insanoğlu gören, eline diline beline, eşine, aşına, işine sahip çıkan, eşitlikci, paylaşımcı, sevgi ve muhabbet ehli olma düşüncesidir. 

Şahı Merdan Ali’nin düşüncesinin başında şüphesiz O’nun Tanrı algısıdır. “Ben görmediğim, bilmediğim Tanrı’ya tapmam” demiştir. Dolayısıyla Şahı Merdan Ali’nin Tanrı anlayışı, Alevilerin Tanrı inancı olmuştur.  

Alevi inancına göre, Şahı Merdan Ali döne döne tekrardan Dünyaya gelir. Pir Imam Hüseyin gibi, çağına damgasını vuran kişilerde zuhur eder. Zuhur eden, Şahı Merdan Ali’nin kendi sıfatı değildir. O’nun düşüncesi, ilmi, güzel ahlağı ve duruşudur. 

Şahı Merdan Ali, Allah’ın zahiride tecelli etmesi mükkemel insan ve Kamil-i Insan sıfatıdır. Yani kamilliğin, erdemliğin, olgunluğun bütün sıfatlarını kendinde taşıdığı için Sırr-ı Hakikat kapısına ulaşıp Hakk ile Hakk olan Şahı Merdan Ali, Allah ile beraber olduğu inancı hakimdir...  

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=

Seyyide Fatma-tüz Zehra varolmanın delili, yașamın kaynağı ve Muhammed Ali ümmetinin anasıdır...
Seyyide Fatma-tüz Zehra ana, Kubbeyi Rahman makamının sahibidir...
 

Ikiye ayrılmıș olan ilahi nurun, Nübüvvet nurundan gelen Seyyide Fatma-tüz Zehra ananın șahsında tekrardan birlenmiștir. Bu nur, Hz.Muhammed Mustafa’nın babası Abdullah bin Abdülmuttalib ve Șahı Merdan Ali’nin babası, Ebu Talib’in nurudur.  

Seyyide Fatma-tüz Zehra ana șahsında birleșen Nübüvvet ve Velayet nuru, insanlık alemine On Iki Imam-Imamet nuru dolayısıyla Ehli Beyt nuru olarak zuhur etmiștir. Bu iki nurun tekrardan birlenme durumu, Hakk Muhammed Ali inancının temelini olușturmuștur. 

Seyyide Fatma-tüz Zehra ana olmasaydı...
* Ehli Beyt olmazdı,

* Imamlar olmazdı,

* Imam Hüseyin olmazdı,

* Alevi inancı olmazdı,

* Kerbela olmazdı

* Insanlık onurundan bahis edilmezdi,
* On Iki Imam Ayı yani matem ve oruç olmazdı.
 

Ehli Beyt ümmeti olarak eğer bütün bu manevi değerlere sahipsek, Seyyide Fatma-tüz Zehra ananın varlığına borçluyuz. 

Muhammed Ali yoluna verilen ikrar, Hakk ile hakikatin, Zahir ile batın ilmiyle Kamil-i Insan olmak için verilen ikrardır. Yapılan ruhani ibadetler, yerine getirilen bedeni ritueller Hakk Muhammed Ali yoluna verilen ikrarın yüzü suyu hürmetinedir. 

Yașamın manasına varmak, kainati bir bütün olarak yani içindeki mevcudatı sahiplenme sorumluluğudur ve Hakk Muhammed Ali yoluna verilen ikrarın yüzü suyu hürmetinedir. 

Kainat varolmadan önce mevcut olan Kubbeyi rahmanda, cümle ruhların nuruydu Seyyide Fatma-tüz Zehra ana. Kubbeyi Rahmanda Seyyide Fatma-tüz Zehra ananın bașında ki tac Hz.Muhammed Mustafa’dır, belindeki Kemer Șahı Merdan Ali’dir, kulaklarındaki küpeler, Imam Hasan ile Imam Hüseyin’dir ve gözleri ise, Muhammed Ali ile Ehli Beyt’ine gönül veren yol evlatlarıdır.

Dolayısıyla Seyyide Fatma-tüz Zehra ana, Muhammed Ali ümmetinin anasıdır, baş tacıdır, merhametin ve bereketin sembolüdür. 

Seyyide Fatma-tüz Zehra ana, toprak anadır yani varolmanın delili, hayatın kaynağı, yașamın mayası, sevginin, iyiliğin, güzelliğin, vs. sembolüdür.  

Seyyide Fatma-tüz Zehra ana yaşantasıyla, erdemliğiyle, ahlakıyla mükkemel insan yüceliğine ulaşmış iyi bir evlat, iyi bir eş, iyi bir anne, engin gönüllü, merhametli ve yardımsever kişiliğiyle insanlık alemine örnek kadın olmuştur.  

Seyyide Fatma-tüz Zehra ana hasas ruhlu, üstün zekası, yumuşak ve dürüst yapısıyla yaşından beklenmeyecek derecede yüce bir ahlaka sahip olmuştur. Son derece mütevazi, söz ve davranışlarıyla halkın gönlüne taht kurmuştur. Az konuşmayı tercih eden, ağzından çıkan sözler inci tanesi gibi hikmetler saçan, cömert ve gösterişsiz yaşamı tercih etmiştir. 

Seyyide Fatma-tüz Zehra ana, faziletlerinden bazıları...
* Hz.Muhammed Mustafa Seyyide Fatma-tüz Zehra anayı ilklerin sonların, gelmiş geçmiş, gelecek olan bütün Dünya kadınlarının seyyidesi, şefaatçısı ve efendisi olarak tanıtmıştır.

* Ehli Beyt’inden yanlızca O’nun önünde ayağa kalkarak kendisine niyaz olup kendisinin yerine oturtmuştur.
* Seyyide Fatma-tüz Zehra anaya, “babasının annesi” lakabını vermiştir.
* Seyyide Fatma-tüz Zehra ananın mayası, cennet meyvesinden oluştuğunu, ondan cennet kokusunu aldığını belirterek, O’nu koklamıştır.
* Seyyide Fatma-tüz Zehra anayı, kendisinin bir parçası ve kalbi olduğunu vurgulayarak; „O’nu inciten, kendisini incittiğini beyan etmiştir.
* Seyyide Fatma-tüz Zehra ananın rızası, Allah’ın rızasının ölçeği olarak tanıtmıştır.

Hz.Muhammed Mustafa’nın kendinden sonra hayatta kalan tek çocuğu Seyyide Fatma-tüz Zehra ana, Ömer tarafından kendisine vurulan cismi ve ruhi darbelerden altı aylık çocuğu Muhsini düşürdükten sonra Hicri 11 – Miladi 632 yılında rivayete göre Hz.Muhammed Mustafa’nın Hakk’a yürümesinden 6 ay sonra Medine’de Hakk’a yürümüștür. 

Allah’ın, Nebilerin, Evliyaların, Enbiyaların, Sıddıkların, Șehitlerin ve Salih kulların selamı O’nun üzerine olsun. 

Seyyide Fatma-tüz Zehra ananın merhameti, sevgisi, paylaşımcılığı, şefkati, direnişi ve inançlı duruşu, tüm insan alemine örnek olsun... 

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=



Alevi inanç günleri, Hicri ve Miladi takvimi...
Aleviler, inanç günlerini Hicri ve Miladi takvime göre yerine getirmektedirler.

Hicri Takvim, Ay yılını ve Miladi Takvim ise, Güneș yılını esas alır. Bu yüzden iki takvimin arasında takriben 11 gün fark vardır. Ancak başlangıç tarihleri farklıdır. 

Hicri Takvim…
Hz.Muhammed’in Mekke’den Medine’ye göç ettiği tarih olan 622 yılı bașlanğıç kabul eden ve Ay’ın Dünya çevresinde dolanmasını esas alan bir takvim sistemidir. 

Hicri takvimle ilgili bir örnek verelim.
On Iki Imam Matem ayı ve Ramazan orucunun bir birine denk gelmemesi için, Hicri takvime göre tutulmaktadır. Çünkü On Iki Imam Ayı, matem ayıdır ve Ramazan Ayı ise, sevinç ayıdır. Birbirine zıt duyguların dile geldiği zaman sürecidir. 

Hicri takvime göre yerine getirilen Alevi inanç günleri şunlardır…
Pir Imam Hüseyin’i anma günü,
On Dört Masum-u Pak matemi,
On Iki Imam matemi,
Imam Zeynel Abidin orucu,
Seyyide Fatma-tüz Zehra ana orucu ve
Kurban bayramıdır. 

Miladi Takvim…
Günümüzde uluslararası takvim olarak kullanılan Miladi Takvim, Hz.Isa‘nın doğum tarih bașlangıcı olan 0 yılıdır. Aynı zamanda Dünya’nın, Güneș çevresinde dolanma açısını temel alan bir takvim türüdür.

Miladi takvim sabit iken, Hicri takvimi gezgindir.
Hicri ile Miladi takvim arasındaki fark sabit olmadığından dolayı Alevi, Sünni veya Şii dini günlerinin birbirine denk gelmesini önlemek amaçlı Aleviler, inanç günlerini Hicri takvime göre ve diğer tarihi günlerini ise, Miladi takvime göre uygulamaktadırlar.  

Miladi takvimle ilgili bir örnek verelim.
Bozatlı Hızır orucu ise, Miladi takvime göre tutulmaktadır. Sebebine gelince On Iki Imam matem ayı, konusunda görüșler faklıyken Hızır orucu konusunda ortak görüș hakimdir.

Dolayısıyla buradaki amaç veya gerekçe tamamen dini maksatlıdır... 

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=



Muhammed Ali ve Ehli Beyt’ine, dua ile selam olsun...
Salavat...
Hz.Muhammed Mustafa’ya, Şahı Merdan Ali’ye ve Ehli Beyt’ine dua ilse selam olsun. Onlara esenlikler eyle ya Cenab-ı Hakk! 

Besmele...
Şahı Merdan Ali’den üstün Veliullah, Zülfikar’dan üstün ilahi Adalet yoktur. Allah eyvallah. 

Selam olsun sana ya Hüseyin, Selam olsun size ya Kerbela’da şehit düşen şuhedalar.
Allah’ın selam olsun size olsun,
Ya Hz.Muhammed Mustafa!  
Ya Şahı Merdan Ali’yyel Murtaza!  
Ya Hadice-tül Kibriya!  

Ya Seyyide Fatma-tüz Zehra! 
Ya Imam Hasan-ül mücteba!  
Ya Pir Imam Hüseyin-i deşti Kerbela!  
Ya Imam Zeynel-i Aba!    
Ya Imam Muhammed Bakır-ı beka!
Ya Imam Cafer-i Sadık sıtkı sefa! 
Ya Imam Musa-i Kazım cismi pak!
Ya Imam Ali-ül Rıza-i Şahı Horasan-i! 
Ya Imam Muhammed Taki cevad!  
Ya Imam Ali’yyel Naki necib! 
Ya Imam Hasan-ül Askeri gazi!  
Ya Imam Muhammed Mehdi, sahib-i zaman!
 

Ya Cenab-ı Hakk! 
Üçlerin, Beşlerin, Yedilerin, On Iki Imamların, On Dört Masum-u Pakların, 
On Yedi Kemer-i bestlerin, Kırkların yüzü suyu hürmetine, 
Hünkar Hace Bektaş Veli’nin yüzü suyu hürmetine,  
Erenlerin, evliyaların yüzü suyu hürmetine,  
Tuttuğumuz oruçları, verdiğimiz lokmaları, 
Yaptığımız duaları okuduğumuz gülbenklerin, ibadetleri dergahı izzetinle kabul eyle. 
Emeklerimizi boşa verme, hayırlı kazançlar nasip eyle. 
Bizleri Hz.Muhammed Mustafa’nın şefaatından,  
Ehli Beyt’in katarından didarından mahrum eyleme.  
Gerceğe Huu. Müminsin ya Ali.
 

Ulu Allah’ım!
Pir Imam Hüseyin, Kerbela şehitleri ve On Dört Masum-u Pak ve Seyyide fatma-tüz Zehra ana hakkı için matemimizi ve matem orucumuzu dergahı izzetinle kabul etmeni temeni ederiz. 

Pir Imam Hüseyin’e, O’nun soyuna ve dostlarına selam olsun. Onlara esenlikler eyle ya Cenab-ı Hakk! Mervandan yezide, yezidden günümüz yezidlerine yüz bin kere lanet olsun.
Allah Allah, Hakk eyvallah. Kabul ve makbul ola… 

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=



Bir halk, kendi manevi değerlerine sahip çıkmalıdır…
Bir halk kendi değerlerine, kültürüne, inancına sahip çıkmıyorsa, o halk zamanla yok olmaya mahkümdür. Haksızlığa boyun eğmeyen şehitler serdarı Pir Imam Hüseyin ve yandaşları, 1400 yıldır hala acısı dinmeyen, yürekleri sızlatan Kerbela katliamı iyi ile kötünün, doğru ile eğrinin, mazlum ile zalimin savaşımıdır.  

Aleviler tarih boyunca yaşadıkları acıları, katliamları adeta kerbela ile özdeşleştirmişlerdir. Kerbela katliamı, islam tarihinde bir dönüm noktasıdır. Bu vahşet, insanlık tarihinde eşine az rastlanılacak bir nitelik taşımaktadır. 

Insanlık, 14 Asırdır Arap Emevi hanadanları ve Yezid zihniyetinin, Ehli Beyt’e reva gördüğü bu vahşeti unutmadı. Pir Imam Hüseyin'in haklı davası uğruna, uğradığı barbarca katliamın unutulması Ehli Beyt ümmeti için elbette ki mümkün değildir. 

Hakk için, adalet için yola çıkan Pir Imam Hüseyin ve yarenleri, saltanat sevdalısı Muaviye oğlu Yezid’e insanlık onurunu çiğnetmedikleri ve biat etmedikleri için Muharrem ayı içinde ve Kerbela topraklarında şehit edildiler.  

Pir Imam Hüseyin’in sevgisini gönlünde taşıyan ve onu yolun Piri olarak gören Alevi toplumu, Muharrem’in yani Ekim’in onuncu günü gerçekleştirilen bu katliamı unutmamak için „Oniki Imam“ aşkı için on iki gün süreyle matem orucu tutmaktadırlar. 

Niyet, niyaz, matem orucumuz, dualarımız, pişirdiğimiz Aşura ve lokmalarımız Imam Hüseyin'in nezdinde kabul olsun.  

Allah’ın rahmeti ve selamı Hz.Muhammed Mustafa’ya, O’nun ev halkı olan Ehli Beyt’ine, evlatlarına ve kıyamete kadar O’na inanan insanlara olsun. Allah’ın laneti, onlara düşmanlık yapan müşrik ve münafıkların canına olsun.  

Ya Cenab-ı Hakk!
Pir Imam Hüseyin, Kerbela şehitleri ve 14 Masum-u Pak hakkı için, matemimizi ve matem orucumuzu dergahı izzetinle kabul etmeni dileriz. 

Pir Imam Hüseyin’e, O’nun soyuna ve dostlarına selam olsun. Mervandan yezide, Yezid’den günümüz yezidlerine yüz bin kere lanet olsun. Allah eyvallah, Hakk eyvallah…  

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=



Bu Sivas, kanlı Sivas…
Sivas katliamı’nın 31. Yıl dönümünde Madımak Oteli’nde kaybettiğimiz Canları rahmetle anıyoruz. Yaşananları ve yaşatan Yezid zihniyetini, bir kez dada lanetliyoruz. Katliamları, unutma ve unutturma. Çünkü unutulursa, yeni bir katliamla hatırlatırlar.  

Adı: Kanlı
Soyadı: Sivas
Bölge; Sivas-Türkiye
Tarih: 2 Temmuz 1993
Saldırı türü: Katliam
Ölü sayısı: 33 Can
Katliamı yapanlar: Ehlibeyt düşmanı, Cehaletin yoz ve yobazlar
Ünvanı: Kötü ruhlu insanlar 

Kalbi sevgi ve muhabbetle dolu bu insanlara yapılan katliama ne Allah, nede kul razı oldu. Insanlık suçu dahi sayılmadı! Sivas katliamını, insanlık suçu dahi saymayan, zihniyete lanet olsun. 

Gün tutuştu Sivas’ta, ak sayfalar tutuştu,
Sazın teline vuran, masum eller tutuştu,
Söz tutuştu dillerde, sazlar yandı tutuştu,
Insanlık tutuştu, ey halkım unutma bizi.
Kazım Doğan
 

Hz.Muhammed Mustafa’nın Hakk’a yürümesinden günümüze dek; Ehlibeyt’e ve Ehlibeyt’e gönül verenlerine insanlıkla bağdaşmayan olmadık şiddet, zulüm ve katliamlar gerçekleştirildi. Bu katliamlar Emevi Arap milliyetçiliği ekseninde başlayıp Arap ülkeleri dışına kadar taşınmıştır. Bu durum günümüz Türkiye’sinde adeta zevk alırcasına katliam üzerine katliamlar gerçekleştirdiler. Bu ziniyet, insanlık tarihinde „kötü insan/kötü millet“ ünvanını almışlardır. 

Yandık, piştik, ölümün kızıl şarabın içtik,
Yobazlar sürüsünün, kara harından geçtik,
Suçumuz, saz çalmaktı. Biz, tezeneyi seçtik,
Yakıldık, kavrulduk ey halkım unutma bizi.
Kazım Doğan
 

Günümüz dünyasında, „Cuma günü“ veya „Cuma namazı“ zikredilince insanları adeta bir endişe kaplar. Acaba bu gün ne olacak, nereye saldıracaklar? hesabı yapılmaktadır. En üzücüsü ise bu kötü ruhlu insanların yaptıkları katliamlarda, insanlara karşı estirdikleri terör olaylarında „Allah-u Ekber“ demeleridir. Islam adına cihat, Allah adına cihat gibi kavramları kullanarak SEVGİ, BARIŞ ve HOŞGÖRÜ olan İslam Dini’ni şiddet dini, terör dini haline getirdiler. Tek amaçları Putları yıkan Hz.Muhammed Mustafa ve Şahı Merdan Ali islamını kötülük sıfatı verdirerek adeta öç alma gayretindedirler. Böyle gözük mesede amaçları, hedefleri budur. 

Müslümanız dediler, canımıza kıydılar,
Allahu ekber deyip, kanımızı aldılar,
Kaoslar yarattılar, topraklara saldılar,
Toprağa ekildik, ey halkım unutma bizi.
Kazım Doğan
 

Şiddet kimden gelirse gelsin, nedeni ve gerekçesi ne olursa olsun; Insanlara, fertlere, halklara, kadınlara, çocuklara, çevreye, hayvanlara, devletlere, canlı cansız, dolayısıyla insanlığa evrene karşı yapılan şiddetin ve katliamların her türlüsünü en acımasız bir dille ve nefretle KINIYORUZ.  

Yazıklar olsun, Dini nefisleri için kullananlara.
Yazıklar olsun, iyi görünüp kötü olanlara.
Yazıklar olsun, Hüseyin deyip, Yezid'e kulluk edenlere.
Yazıklar olsun, Dindar geçinip günahlara dalanlara.
Yazıklar olsun, Ehli Beyt sevenlerine eziyet edenlere.

Yazıklar olsun, İki yüzlü münkir münafıklara.
Yazıklar olsun, Mazluma ah çektirenlere. 

Bu nasıl müslümanlık, hep canlara kıyarlar,
Düzen korumak için, insanları yakarlar,
Tanrının makamında acaba ne yaparlar,
Kıyıldık, asıldık ey halkım unutma bizi.
Kazım Doğan
 

Kerbela olayı bize bir gerçeği göstermiştir. Her dönemim bir zalimi varsa o zalime karşı duracak; mazlumların intikamını zalimlerden alacak, rahmet ve adaletini ortaya koyacak bir önderi de olacakdır. Dolayısıyla iyilerin ve kötülerin savaşı mahşer gününe kadar sürecekdir.  

Şeytan olmuş, şekli insan donunda,
Lanet halkası takmış, boynunda,
Turgut Şahım bekler, yolun sonunda,
Ehlibeyt kann ağlar, içimiz yanar.
Turgut Süslü 

Insanlık adına, unutanlara yazıklar olsun,
Insanlığa yanlış yapanlar utansın,
Unutan unutur ancak insanlık tarihi unutmaz.

Çünkü insanlık tarihi, yapılan iyiliği de kötülüğü de yazar. Sonuçta iyiler iyidir, kötülere duamız, Allah islah etsin.
Aşk ile, insanlığa gönül verenlere selam olsun… 

Canab-ı Hakk‘tan niyazımız; bütün kullarına dosdoğru olan yolunu görmeyi, bilmeyi ve gerçeğe ermeyi nasip eylesin. Gerçeğin demine Huu. 

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=



On Dört Masum-u Paklar… 
On Dört Masu-u Pak, Güruh-i Naci,
On Yedi Kemerbest derdim ilacı,
Hace Bektaş-ı Veli serimin tacı,
Hünkar-ı evliya sana sığındım.
Virdi Derviş 
 

On Dört Masum-u Paklar; Ehli Beyt’in, ergenlik çağına varmadan küçük yaşlarda zalimce şehit edilmiş masum çoçuklarıdır.  

Yapılmıştır yedi damın kapusu,
Açılmıştır sekiz Uçmak kapusu,
On Iki Imam, On Dört Masum Pak hepisi,
Ol cümleden uludur Haydar.
Fakir Edna 

Görüldüğü gibi Emevi ve Abbasi halifeleri, zulüm ve katliamlarını sadece Ehli Beyt’in büyüklerine değil, onların çocuklarına karşı da uygulamışlardır. Kerbela katliamında küçük yaşta şehid edilen, sayıları on dört kişiyi bulan bu gencecik çocuklar, Alevilerde; Suçsuz, günahsız, temiz, saf, arınmışlığın ve masumiyetin sembolüdürler.  

Insanlığı yarınlara taşıyan, On Dört Masum-u Pack; Saf, temiz, günahsız ve suçsuz çocukları acımasızca katleden Emevi Arap saltanat hükümdarları insanlığa karşı dolayısıyla insanlık tarihinde büyük bir suç işlemişlerdir. Lanetliyor ve kınıyoruz. 

On Dört Masum-Pak, algısı hakkında...
Sünni ve Caferilerde “On Dört Masum” anlayışı; On İki Imam’a, Hz.Muhammed Mustafa ve Seyyide Fatma-tüz Zehra ile beraber oluşan “On Dört kişi”yi kapsamaktadır. Ne yazık ki bazı Alevi canlarımız, bu algılamaya kanmaktalar.

1400 senelik Alevi inanç tarihine baktığımız zaman, Alevi inancını tavsiye etmek dolayısıyla Alevileri asimile etmek adına Hz.Muhammed Mustafa ve Ehli Beyt’ine olan kinlerini, yaptıkları zülmü örtbas etmek adına sürekli ince siyaset oyunlarına başvurmuşlardır. Bundan dolayıdır ki Alevilerde Tvella ve Teberra ilkesi vardır. 

Oysaki Hz.Muhammed Mustafa, Şahı Merdan Ali, Seyyide Fatma-tüz Zehra ve On İki Imam nesli Pak, Güruhu Naci’dirler.  

Cenab-ı Hakk, kendisine halife olarak seçmiş olduğu beşer kullarını yani peygamberleri ve onların neslini bütün günahlardan, kötülüklerden arındırıp pak eylemiştir.  

On Dört Masum-u Pak, hakikatine gelince...
Emevi ve Abbasi hanedanları tarafından henüz küçük yaşata şehit edilmiş çocukları içermektedir. Bu çocukların sayısı, elbetteki 14 değildir. Lakin Kerbela katliamında şehit düşen Ehli Beyt çocuklarının şahsında şehit düşmüş olan bütün Ehli Beyt çocukları vücut bulmuştur. Yani Kerbela masumlarının şahsında Hakk’a yürümüş bütün Ehli Beyt çocukları ve masum çocuklar anılmaktadır. 

Matem ile oruca niyet gülbengi...
Bismişah, Allah Allah!
Hakk Muhammed Ali aşkına,
Şehitler serdarı Pir Imam Hüseyin aşkına,
Kerbela sahrasında şehit düşmüş Masumların aşkına,
Şahı Merdan Ali, Seyyide Fatma-tüz Zehra ana ve
Onların çiğerpareleri hürmetine, matem tutmaya niyet ettim,
Niyetimi kabul buyur ya Canab-ı Hakk!
Allah Allah, Hakk eyvallah. Niyetim kabul ola...  

Oruç açma gülbengi.
Bismişah, Allah Allah!
Ya Cenab-ı Hakk!
On Dört Masum-u Pak matemini tutmayı nasip ettigin için,
Sana hamd-u senalar olsun.
Muhammed Mustafa, Şahı Merdan Ali, Seyyide Fatma-tüz Zehra ana şkına,
Pir Imam Hüseyin ve On Dört Masu-u Pak’ların hürmetine,
Tuttugum matemi, Dergah-ı izzetinle kabul etmeni dilerim.
Bismişah Allah Allah diyelim, Hakk lokması yiyelim,
Şah’ın demine Huu diyelim... 

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=

Alevilikte Inanç - Seyyid Hakkı sayfamızı önerelim ve yönlendirelim. * YouTube, Alevilikte inanç-Seyyid Hakkı kanalımız: https://www.youtube.com/user/YediDeryaSohbeti62 * YouTube, Hakk Dergahı TV kanalımız: https://www.youtube.com/@hakkdergahitv8618 * Facebook, Hakk Dergahı muhabbet grubumuz: https://www.facebook.com/groups/244039227002241 * Fcebook, Hakk Dergahı Ilim Irşad sayfamız; https://www.facebook.com/profile.php?id=100057353323519 * WEB sayfamız, Alevilikte Inanç-Seyyid Hakkı; https://www.alevilikte-inanc.de/ * Facebook, Seyyid Hakkı özel sayfamız; https://www.facebook.com/SeyyidHakkiAL/ Aşk ile Canlar...