Alevilikte Inanç - Seyyid Hakkı—Seyyid Hakkı, 1965 Dersim doğumlu ve Seyyid Seyfettin Ocağı evladı.—Allah Muhammed ya Ali.
Seyyid Hakkı
Seyyid Seyfeddin Ocağı

ANASAYFA



Alevi inanç yolunda, hizmet sayfalarımız...
YouTube, ilim kanalımız:
https://www.youtube.com/user/YediDeryaSohbeti62 
Facebook, Alevi Hizmet Dergah
ı grubumuz:
https://www.facebook.com/groups/244039227002241/  
Fcebook, Ehlibeyt İlim Mektebi sayfamız; 
https://www.facebook.com/Ehlibeyt-%C4%B0lim-Mektebi-194839911064876  
WEB sayfamız, Alevilikte Inanç;
https://www.alevilikte-inanc.de/ 
Facebook özel sayfamız;
https://www.facebook.com/SeyyidHakkiAL
*****************************************************







Hakk Muhammed Ali hürmetine, duamız kabul olsun...
Dua, kelime manası olarak; Seslenmek, çağırmak, yardıma çağırmak, dilekte bulunmak, istemek, yalvarmak, davet etmek gibi manalara gelmektedir.   

Dini manası ise, her şeyin yaratıcısı ve her şey emrinde olan yüce Allah'a karşı kulun acizliğini itiraf etmesi, O’na sığınması ve istekleri konusunda kendisinden ihsan ve yardım dilemesidir.  

Dua, yaratan ile yaratılanın arasında birebir kurulan iletişimdir yani ibadetin kendisidir. Hz.Muhammed Mustafa’nın deyimiyle „Ibadetin özüdür.“ Bu ibadetin en önemli özelliği zaman, mekan ve biçimsellikten arınmış olmasıdır. Ayrıca yaratıcı güçle, insanoğlunun birebir iletişimi olmasıdır. Fakat toplumsal gelişim açısından, genel duaların bilinmesi ve zikredilmesi de önemlidir.  

Insanoğlu sıkıntı, zor, çaresiz ve bolluk anlarında Allah’a sığınmış ve O’na karşı, şükürlerini dua ile dile getirmiştir.

Alevi, dua ve gülbenklerinde; Allah Muhammet Ali, Fatma-tüz Zehra, On Iki Imam, Ehli Beyt ve Hünkar Hace Bektaş Veli gibi yol ulularının isimleri geçer. Onlara, sevgi ve saygı sözcükleri sunulur.    

Kendilerinden yardım ve destek istenir. Bu dualar Allah Muhammet Ali ile başlar, yine onlara saygı ve sevgi ile son bulur. 

Cenab-ı Hakk, iyi niyetli insanların yardımcısı olsun ve kötü niyetli insanları da islah etsin.
Allah Allah...


Cenab-ı Hakk yolunuzu, arsızın, pirsizin, ikrarsızın, insan sevgisinden mahrum insanlık değerlerine düşman yoz ve yobazların yoluna uğratmasın.

Muhammed Ali, Fatma-tüz Zehra, Ehli Beyt ve On Iki Imam hakkı için;
* Yolunuz, On Iki Imam yolu, Muhammed Ali ilim irfanı ile aydınlansın.
* Yolunuz Erenlerin, Evliyaların ve Kamil-i Insan yüzü suyu hürmetine; Elesti Bezm’de verilen ikrarın yolu olsun.

* Yolunuz Ulu Ozanlarımızın, yol önderlerimiz olan Mürşid, Pir ve Rehber’in yolu olsun.
* Yolunuz Cem erkanında, Hakk meydanında, canların huzurunda özünü dara çekenlerin yolu olsun.
* Yolunuz; Dar-ı Fatma, Dar-ı Mansur, Dar-ı Fazlı ve Dar-ı Nesimi yolu olsun.
* Yolunuz; Tevella ile Teberra ilkesine bağlı, Dört Kapı Kırk Makam diyenlerin yolu olsun.
* Yolunuz; Kul hakkını yiyenlere, Mazluma ah çektiren zalimlere lanet okuyanların yolu olsun.
* Yolunuz; Ikrarından dönmüş, Hakk Muhammed Ali yolunu kör bıcakla kesmeye çalışanlara lanet okuyanların yolu olsun.

* Yolunuz; Ölmeden evvel nefsini öldürenlerin yolu olsun.

Allah eyvallah. Dil bizden, kabulü ol Cenab-ı Hakk’tan olsun.
Aşk ile, Hakk Muhammed Ali hürmetine; Dua ile Gülbenklerimiz, kabul olsun Huu… 


Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=


Bismişah, Allah Allah!
Hakk Muhammed Ali yardımcımız,
Bozatlı Hızır yoldaşımız olsun.
Cenab-ı Hakk bizleri Ehli Beyt’in sevgisinden,
On Iki Imam yolundan, erkanından, ilim irfanından,
Şefaatinden mahrum eylemesin.
Görünür görünmez kazalardan, belalardan muhafaza eylesin. 

 

Üçlerin, Beşlerin, Yedilerin, On Iki Imamların, yüzü suyu hürmetine,
Cenab-ı Hakk bizleri merde, namerde muhtaç eylemesin.
Hakk’a göçmüşlerimize Allah'tan rahmet, kalanlara sağlık ve sıhhat dilerim.  

Ya Cenab-ı Allah!
Hasta olanlara şifa, sağlık dileyene sağlık, huzur dileyene huzur,
Okuyanlara zihin açıklığı, derdine derman dileyene derman,
Nasip isteyene nasip ve Hakikat alemine göçmüşlere rahmetini ihsan eyle.
Darda, zorda olanlara, yetiş carımıza diyenlere sen yetiş ya Bozatlı Hızır! 

Cenab-ı Allah bizleri, temiz ve pak olarak yaratmış olduğu Ehli Beyt’in sevgisinden,
Ahlakından, yolundan mahrum etmesin.
Allah Allah, dil bizden kabulü Cenab-ı Hakk’tan olsun.
Aşk ile, gerçeğin demine Huu... 

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=


Muhammed Ali yolunda, ser verip sır vermeyenlerin demine Huu…
Ser verip sır vermemenin amacı...

 

Ser verip sır vermemek, duruşla ilgilidir. Farsça kökenli olan Ser, baş demektir. Sır ise, başkalarının bilmemesi şartıyla sadece belli bir kişi veya kişileri ilgilendiren sözdür. Diğer bir deyimle, önemi gereği ifşa edilmemesi gereken sözdür. Sırrı ancak güvenilir, sağlam iradelei, dürüst, ağzı sıkı olanlar saklıyabilirler. 

Kimler, Emaneti sır edebilir…
Söz vermek, bir emanettir. Ne kadar zorlanırsa zorlansın kendisine emanet edilen sırrı kimseye söylemeyen, dürüst, güvenilir, ağzı sıkı, emaneti canı pahasına kimseye söylemeyen ve taviz vermeyen kişiler sır edebilirler. 

Ulu Ozan, Seyyid Nesimi; „Cehaletin, yobaz din tüccarları; Şeriatları uğruna o küçük parmağını kesmezken, biz kendi inancımız yolunda kendi kanımızla yıkanıyoruz“ buyurmuştur. 

Seyyid Nesimi’yi idama mahkum eden zamanın kadısı, Nesimi için yazdığı fermanda şöyle seslenmiştir: Bu böyle bir murdardır ki, kanının değdiği yer yıkamakla temizlenmez; Orayı kesip atmak gerekir." 

Nesimi için yazılan fermanın infazı sırasında cellat bıçağı çalınca, Nesimi’den fışkıran kandan bir damla, kadının parmağına sıçrar. Tabii’ki kadı parmağını kesmeye kalkmaz. Işte o sırada Nesimi şöyle haykırır: „Ey kadı! Sen şeriat uğruna parmağını bile kesmezsin; Halbuki görüyorsun ki biz, inancımız yolunda kendi kanımızla yıkanıyoruz." 

Hakk ve Ehli Beyt dostu Nesimi; Hakk ve hakikat uğruna derisini yüzdürerek, Imam Hüseyin’in duruşunu sergilemiştir. 

Hakk’ın kamil insanda zuhur ettiğini (Enel Hakk) düşüncesini savunan ve sırrını açığa vuran Nesimi, kardeşi Şah Hasan tarafından uyarılmasına rağmen, bu fikrini canı pahasına savunmuştur.  

Dolayısyla 1417 yılında yaşıyan Seyyid Nesimi’nin vizyon ve misyonu, bu onurlu duruşu ortaya koymuştur. Ancak günümüz insanlarında, Seyyid Nesimi’nin duruşunu ortaya koyan vizyon ve misyonu göremiyoruz. Oysa ki çağımız, ilim ve bilim çağı olmasına rağmen insanlarda, meta duruşunu ortaya koyan bir kişilik görmekteyiz. 

Insanların manevi vizyon ile misyonu, yerini meta vizyon ile misyona bırakmıştır. Günümüzde mala, mülke değer veren ve hatta seven bir kişilik söz konusudur. Bu kişilik, insanları; Manevi değerlerden uzaklaştırıp bencil ve sadece kendini düşünen bir konuma getirmiştir. 

Dileğimiz, Hakk ve hakikat için, Muhammed Ali yolunda ser verip sır vermeyen yüreklere selam olsun. Allah ile aldatan din tücarlarına da, lanet olsun.
Aşk ile, gerçek Erenlerin demine Huu… 

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=


Sırların sırrı, Hakk ile Hakk olan Şahı Merdan Ali’dir...
Iki cihanda yolun yolumuzdur, ya Şahı Merdan Ali. 

 

Sırların sırrı; Övgü, üstün vasıflar taşıyan, güç ve kudreti kendinden olan, daha nice büyük özelliklere sahip olan zatta yapılan övgü sıfatıdır. 

Şahı Merdan Ali’yi tanımak...
Şahı Merdan Ali ilmin, bilmin hikmetiyle; Olgunluğa, erdemliğe, kemalete ererek, hayatın mana sırrına varmakla mümkündür. Çünkü O, bütün nesnelerde zuhur etmiş bir veliullahtır. 

Şahı Merdan Ali; Allah’ın veliullahı, Hz.Muhammed Mustafa’nın yol yoldaşı, Ehli Beyt’in temeli, On Iki Imamların atası ve mazlumların umududur. 

Çünkü...
* Iki cihan ilmine nail olan sensin, ya Haydar-ı Kerrar.
* Ruhları ilminle, gönülleri sevginle ve kalpleri muhabbetinle aydınlatan sensin, ya Şiri Yezdan.
* Hem evvel hem ahirsin, gönlümüzün Şahı Veliullahı sensin, ya Şahı Merdan Ali. Medet mürvet senden ola. 

Şahı Merdan Ali’yi tam olarak tanımak mümkün değildir...
Çünkü Şahı Merdan Ali’yi kalemler yazmakla, diller anlatmakla ve gözler okumakla O’nun sırrına varamazlar.     

Şahı Merdan Ali’nin, gönlümüzde yaşamasını ve verilen ikararımızın daim olmasını istiyorsak; O’nun ilmini, irfanını, duruşunu, itibarını, güvenini, sevgisini, hoşgörüsünü, dünya görüşünü, vs. hayatımıza işleyelim ve paylaşarak da, insanlara ulaşmasını sağlayalım. 

Șahı Merdan Ali’nin sırrı…
Șahı Merdan Ali sırrına varmak için, önce arının sırrına varmak gerekir. Arının sırrına varmak için, önce emek verip yaptığı balın sırrına varmak gerekir. Çünkü balın sırrı arı da, arının sırrı da balda saklıdır. Eğer yapmış olduğu balı görmeseydik, arının sırrı bizi ilgilendirmezdi. Balı yeyip faydasını görmeseydik, o zaman da arının kıymetini bilemezdik. 

Çünkü bal, arının kerametidir yani onun ilmidir. Balı yapmak diğer bir deyimle meydana getirmek ise, arının hal ve davranışlarıdır. O zaman arının ilmi, onun hal ve davranışlarında saklıdır. 

Şahı Merdan Ali’nin özeliklerinden bazıları…
* Var oluş ötesi bir nurdur. Konuşan Kur’an-dır.
* Allah’ın bütün özeliklerini, güzeliklerini kendinde taşıyan Veliullahtır.
* Bütün peygamberlerle sır olarak gelip-gitmiştir ve ancak Hz.Muhammed Mustafa Şahı Merdan Ali‘yle müjdelenmiştir. Çünkü Hz.Muhammed Mustafa’nın peygamberliğini açıklamasıyla kendisine en büyük destekleyici olması ve islam dinini yüceltmiştir.
* Hz.Muhammed Mustafa ile bir nurdan var olmuşlar. 
* Zalime düşman, mazluma dost olandır.  
* Sabırlı ve insan üstü güzel ahlaka sahip olması O’nun en büyük hikmetlerinden biridir.
* Büyük ilim sahibi olması ve ilmini insanlarla paylaşması, ilmi iyi anlayıp halkın yararına kullanmasıdır. 
* Şahı Merdan Ali, Evrenin aynasıdır.  
* Pirlerin, Evliyaların şah’ıdır.
* Bütün güzeliklerde Şahı Merdan Ali yansıması vardır. 
* Şahı Merdan Ali, adeletli bir uygulayıcıdır. Dört Kapı Kırk Makamın sahibi ve
Eline diline beline sahip olma ilkelerinin Piridir.
* Şahı Merdan Ali hakkında dile getirilen, anlatılan okyanus kadar bilgi ve erdemin sadece bir kaç damlası yorumlanmıştır.
* Şahı Merdan Ali, sırrına ulaşılması zor olan bir bilgedir. 
 

Şahı Merdan Ali’nin varoluş ötesi...
* O hem evvel, hem ahirdir.
* O hem arı, hem de arıtıcıdır.
* O hem zahir, hem de batini bir sırdır.
* O, hakkında yüzyıllardır “Sırrı hakikatına eremedik” denilen Veliyullahtır.
* O hem yaratanın nuruna ulaşmış bir ulu evliya, hem de yaratılmış bir beşer kuldur.
* O, hem olağanüstü bir bilgi ile donamış bir filozof, hem birikimini toplumu ile paylaşan bir bilgedir. 

Şahı Merdan Ali’nin, zahiride tecellisi...
Şahı Merdan Ali, Allah’ın zahiride tecelli etmesi; Mükkemel insan, Kamil-i Insan sıfatıdır. Yani kamilliğin, erdemliğin, olgunluğun bütün sıfatlarını kendinde taşıdığı ve Sırr-ı Hakikat kapısına ulaşıp Hakk ile Hakk olduğu için Şahı Merdan Ali, Allah ile beraber olduğu inancı hakimdir.  

Ya Şahı Merdan Ali!
Iki cihanda ilmini, irfanını ve adaletini insanlığa nasip eyle. Insanlığı senin muhabbetine, Ehlibeyt’in lütfuna ve inayetine nail olanlardan eyle.
Aşk ile, Şahı Merdan Ali demine Huu... 

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=


Saygı-hürmet başka, kula kulluk etmek başkadır...
Saygı ve hürmet baş eğmek, susmak, kula kulluk etmek değildir. Saygı ile hürmet; Akıl ve mantık ile özgür olan, özgür düşünen ve özgür fikir yürütenlerden beklenir fakat susan, boyun eğen, emir ile oturup kalkanlardan beklenemez. 

 

Sevgi, canlı varlıklara bağışlanmış ilahi bir duygu olgusudur. Muhabbetin, dostluğun, yakınlaşmanın, cana can olmanın yeğane sırr-ı sevgidir. Beşer ve ilahi olmak üzere iki çeşit sevgi vardır. Beşer sevgiler, gelip geçicidir fakat ilahi sevgi ise, kadimdir. 

Ilahi sevginin sırrına erişmek için sus, dinle ve itaat et, diyenlerin kölesi olmayalım...
Yerimize düşünenlerin, hayatımızı belirleyenlerin, dediğimize uy gerisine karışma diyen düzenbazların kölesi olmamak ve kendi öz güvenimiz için; Aileden, çevreden ve toplumdan aldığımızla yetinmek, kendimize ve insanlığa yapacağımız en büyük haksızlıktır, tembelliktir. Tabii ki faydaları da vardır ve olacaktır fakat sağlıklı olan dinlediklerimizi, gördüklerimizi, yaşadıklarımızı aklımızla, mantığımızla dartarak, ölçerek doğru olanı yaptığımızda kendimize, ailemize ve çevremize faydalı olabiliriz. 

Alimlere, bilim-ilim adamlarına, Mürşid-i Kamillere, kısacası cehaletin karanlığına ışık tutanlara büyük saygı gösterip hürmette bulunmalıyız. Yaratılanı yaratandan ötürü sevmek, hak bilmek, onlara karşı merhametli ve adaletli olmalıyız LAKİN birilerini putlaştırıp kendilerine kul köle olmamalıyız.    

Insanlar sevgiyi paylaştıkça etrafalarına umut ve mutluluğu saçabilirler. Hayatın her alanında, aile içerisinde, toplum içerisinde veya devlet boyutunda olsun; Ele ele, can cana, yan yana yaşamanın sırrı, sevgidir. Sevginin olduğu yerde, dostluk vardır, muhabbet vardır, güven vardır, huzur ve yaşam vardır.  

Dolayısıyla okudukça, araştırdıkça, akıl ve mantığımızla özgür düşündükçe, fikir ürettikçe, insanlığa-doğaya değer verdikçe ve sorumluluğumuzun farkında olduğumuz müdetçe saygılı ve hürmetkar olabiliriz.
Aşk ile, sevginin ve saygının demine Huu… 

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=


Dönen dönsün, ben dönmezem yolumdan…
Pir Sultan Abdal’ın kendi dönemindeki çıkarcı, soyguncu, halkı sömürüp kavuran, makam, şan ve şöret peşinde koşan, yola verdiği ikrarından dönmüş Hızır Paşa ve O’nun gibilerine vermiş olduğu cevaptır.   

 

Hakk ve hakikatın, mazlum ve yoksulun safında yerini alıp, zalime karşı bir duruş ifadesidir. Ne pahasına olursa olsun ikrardan dönülmeyeceğinin bir ispatıdır.   

Yola verilen ikrar; „Gelme gelme döneme dönme, Gelenin malı gider dönenin canı gider.“ Dolayısıyla „öl fakat ikrar verme, Öl ikararından da dönme“ sözüdür, yeminidir. Işte Pir Sultan Abdal, Hızır Paşa ve Hızır Paşa gibilerine verdiği cevap da budur.   

Hızır Paşa, verdiği ikrardan dönerek haram zadelerin yanında yerini almış ve Hakk dostu, Pir Sultan Abdal’ı ikrarından dönmesini istemiştir. Bunun üzerine kendisinden “Şah” ismi geçmiyeceği bir dörtlük okursan seni bağışlarım demisine karşın Pir Sultan Abdal; Altı dörtlük okur ve her dörtlükte Şah ismi geçmek üzere, ölümü evet demiş fakat ikrardan dönmeyeceğine dair kesin HAYIR cevabını verip, dar ağacını boylamayı kabullenmiştir.  

Karşıda görünen ne güzel yayla, 
Bir dem süremedim giderim böyle. 
Ala gözlü pirim sen himmet eyle, 
Ben de bu yayladan Şah'a giderim. 

Eğer göğerüben bostan olursam,
Şu halkın diline destan olursam, 
Kara toprak senden üstün olursam, 
Ben de bu yayladan Şah'a giderim.

Bir bölük turnaya sökün dediler,
Yürekteki derdi dökün dediler, 
Yayladan ötesi yakın dediler,
Ben de bu yayladan Şah'a giderim. 

Dost elinden dolu içmiş deliyim, 
Üstü kan köpüklü meşe seliyim, 
Ben bir yol oğluyum yol sefiliyim, 
Ben de bu yayladan Şah'a giderim. 

Alınmış abdestim aldırırlarsa, 
Kılınmış namazım kıldırırlarsa, 
Sizde şah diyeni öldürürlerse,
Ben de bu yayladan Şah'a giderim. 

Pir Sultan Abdal'ım dünya durulmaz, 
Gitti giden ömür gelinmez,
Gözlerim de Şah yolundan ayrılmaz,
Ben de bu yayladan Şah'a giderim.  

Hakk Muhammed Ali yolu, bedel ödenerek bugünlere gelmiştir. Hızır Paşa gibi makam, şan, şöhret pahasına ikrarından dönelere yazıklar olsun, Allah islah etsin diyoruz.
Aşk ile, yolun dcemine Huu…

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=


Önce kendimizle, sonra birbirimizle barışık olalım…
Ey dost! Bu Dünya, hepimize yeter…
Bölüșmesini, sahiplenmesini bilirsek,
Karșılık beklemeden, yardımlașırsak,
Senlik, benlik kavgasını yapmazsak,
Ey candost! Bu Dünya, hepimize yeter. 

 

Sağlıklı bir yaşam ve yaşamın ahenk içinde olabilmesi için, insanoğlunun kendi içinde bir yolculuk yapması gerekir. Bu yolculuk, kendi içinde ki huzuru yakalamak olmalıdır. Çünkü birey mutlu olmazsa Aile de mutlu olmaz; Aile mutlu olmazsa, çevre de mutlu olmaz; Çevre mutlu olmazsa, toplum da mutlu olmaz ve eğer toplum mutlu değilse, Dünyada da mutluluk olmaz.  

Ahenklik, uyum sağlamaktır. Uyum sağlamak için önce kendimizle, sonra birbirimizle barışık olalım ki huzurlu bir Dünyaya merhaba diyebilelim. 

Medenice yaşamanın, hakca bölüşmenin, birlik ve beraberliğin yeğane sırrı saygı, hürmet, hosgörü ve sevgi olduğuna göre; Gelin dostca, kardeșce huzur içinde yașıyalım.  

Ey dost! Bu Dünya, hepimize yeter…
Bölüșmesini, sahiplenmesini bilirsek,
Karșılık beklemeden, yardımlașırsak,
Senlik, benlik kavgasını yapmazsak,
Ey candost! Bu Dünya, hepimize yeter.


Seyyid Hakkı sevgi, muhabbet insan için,
Sevmek, sevilmek ve gülmek insan için,
Dostluk, barıș ve huzur hepisi insan için,
Ey dost! Bu Dünya, hepimize yeter.


Ey dost!
Insanlık yoluna gönül verdin ise, insanlığa hizmet etmeyi kendine prensip eyle. Insanlığa hizmet etmeyi kendine prensip edindin ise; Hata, kusur aramadan önyargısız gönülden selam verip muhabbet, dost elini uzatıp kötülüğe lanet eyle. 


Savaşların olmadığı, bombaların patlamadığı, çocukların ölmediği, canlı varlıkların yok edilmediği, insanların yurtlarından sürülmediği, tecavüzlerin olmadığı, inancından dolayı ötekileştirilmediği, demokrasi ve insan haklarının varlığı tüm Dünyada hisedilmesi için; Gelin birbirimizi sevelim, kabullenelim ve tahammül etmeyi birlikte başaralım. 

Gönlünüzün kapısını çalana kapınızı, umut için kapınıza gelene umut kapınızı, muhabbet için muhabbet kapınıza varana muhabbet kapınızı kapatmayın ki kalbinizde huzur ve kalbinizde ki huzur, Dünyanın huzuru olsun. 

O zaman, önce kendimizle barışık olalım. Umutsuzluğu ve karamsarlığı bırakıp kendimizden ve aile fertlerinden işe başlayarak herkesi şefkatle kucaklayalım.

Aşk ile, gerçeğin demine Huu...


Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,

=Seyyid Hakkı=


Alevi inancında, kadere inanmak veya kadercilik var mıdır?
Kendi iyiliklerinden, kötülüklerinden insanoğlu kendisi sorumludur. Her türlü kötülüğü yapacaksınız sonrasında, Allah’ı veya başka birini yaptığınız kötülüklerden sorumlu tutacaaksınız. Dinde, böyle bir ilke yoktur. Çünkü ibadet, kötü alışkanlıklardan arınmak içindir ve yalvarış, bilerek veya bilmeyerek yaptığımız hataların bağışlanmasını Canab-ı Hakk’tan dilemektir. 
 

 

Bir gün kader hakkında Hz.Muhammed Mustafa’ya sorarlar, “ey Allah’ın elçisi kaderiye nedir?”

Hz.Muhammed Mustafa; “Kaderiye önceden yazılmış, çizilmiş diyerler kabahatlerini Allah’a yükleyenlerdir. Işte bunlara rahmet okumayınız, selam dahi vermeyizin” buyurmuştur. 

Kader kelime anlamı; Ölçü, ölçmek, denge, miktar, düzen,  plan ve proğram gibi anlamlara gelmektedir. 
Şu bir gerçek ki, biz herşeyi bir takdir-ölçü ile yarattık. Kamer Suresi, Ayet 49. 

Demek ki Allah insanoğluna ölcüde kalabilmek, dengeyi sağlıyabilmek için akıl ve mantık vermiştir. Aklın dengesi bozulunca evet insan her türlü yanlışı yapar, her türlü belaya bulaşabilir. Diğer bir anlamda kader, kendi haddini bilmektir. Hadini bilmek bir ölçüdür, bir dengedir. 

Her türlü haltı işleyeceksin ve daha sonra, kalkıp bu benim kaderim deyip Allah’ı kendi yanlışlarına ortak edeceksin veya sorumlu tutacaksın. Dikkat edilirse Kader, iyilik için değil sadece kötülük için kullanılmıştır. Iyi ve güzeli yapınca kendi marifeti, kötülük yapınca Allah’ın suçu oluyor. Bu da bize şunu gösteriyor ki tembel insanlar, kendine kolay yolu seçmişlerdir. 

Canab-ı Hakk diyor ki; “Tedbir senden, takdir benden...
Tedbir hakkında, halk arasında sıkca kullanılan bir söz vardır; “Eşeğini sağlam kazığa bağla, sonra Allah’a emanet et.” Yani işimizi, kadere bırakmanın ve çaba sarf etmemenin yanlış olduğu vurgulanmıştır. 

Hayat ile ilgili bir örnek...
Hayat bir amaçtır, amaca ulaşmak mücadele ve azim ister. Geçimi sağlamak için bir iş bulmak, para kazanmak oldukça zordur lakin ekmek aslanın ağzındadır cümlesi halk arasında sıkca kullanılır.  

Demek oluyor ki bizler, geçimimizi sağlamak için bir iş bulmalıyız; O işi bulmak için çaba, uğraş, emek vermek gerekiyor bunca uğraştan sonra iş buluyoruz, çalışıyoruz ve parayı kazanıp yiyecekler alıp geçimimizi sağlamış oluyoruz. Dolayısıyla çabalamak, uğraşmak tedbirdir ve kazanmak, geçimi sağlamak ise takdirdir. 

Sonuç itibariyle Alevi inancında, kadere inanmak yoktur. Iyi işler Allah’tandır; Adeletli, hikmetli, kudretli, merhametli, inayetli, bağışlayıcı, cömert, sabırlı, vs. ve kötülük ise, insanların bizzat kendi eylemlerinden çıkmış, yaptıklarının karşılığıdır dolayısıyla kötülükler nefsin zaaflarından ve iradenin zayıf oluşundan kaynaklanır.  

Kim hayra ve barışa yönelik, bir iş yaparsa kendi lehinedir. Kötülük yapan da kendi aleyhine yapmış olur. Sonunda Rabbinize döndürülürsünüz. Casiye Suresi, Ayet 15
Aşk ile, gerçeğin demine Huu... 

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=


Hz.Adem, Peygamber midir?
Dört kutsal kitaplarda kabul gören “insan”ın başlangıcı veya zuhur noktası, Hz.Adem ve Hz.Havva ile başlamıştır. Dolayısıyla Hz.Adem ve Hz.Hava, beşer insan aleminin atalarıdır. Yani Hz.Adem, yaratılmış ilk insan ve beşer insanın atasıdır.  

 

Ancak Hz.Adem, peygamber değildir. Çünkü Peygamberler, insanlara gönderilirler. Oysa ki Hz.Adem geldiğinde, insanlar yoktu. Insanlar, Hz.Adem ve Hz.Havva ile var oldular. Onun için de, ilk yaratılan insanın Atasıdır. 

Diğer bir deyimle Peygamber, Allah tarafından dinin öğretisini yaymakla görevlendirilmiş ve kendilerine doğa üstü güç ile faziletlerin atfedilmiş olan elçilerdir.  

Zaten peygamberlerin görevine bakıldığı zaman, Hz.Adem’in peygamberlik konusu netleşecektir. 

Peygamberin görevi; Allah’a giden doğru yolu bulmaları için, insanlara Rehber olarak tayin edilirler. Dolayısıyla insanları doğru yola davet etmek, dinin esaslarını bildirmek ve ahlaksal olarak onları irşad etmektir. 

O zaman, ilk Peygamber kimdir?
Hz.Şit diğer bir ismiyle Naci, insanlara rehber olarak gönderilen ilk peygamberdir. 

Melek Naci’nin diğer bir ismi ise, Şit’tir ve Şit, insan aleminin ilk peygamberidir. Şit ismi Arapça olup, Ibranice de “Şis” olarak geçer; Allah’ın hediyesi, armağanı anlamına gelmektedir.   

* Naci, temiz erkek insan; Kamil, erdemli, ilahi ilim sahibi olan anlamlarına gelmektedir.
* Naciye ise, temiz kadın insan; Hakk’ın hidayetine kavuşmuş, kötülüklerden arınmış, kurtulmuş manalarına gelmektedir.
* Güruh, insanlık topluluğu demektir.
* Güruh-u Naci ise, Hakk yolunda ve hakikatten sapmamış, Allah’ın razı-hoşnut olduğu temiz toplum demektir.

Velhasıl birilerinin iddia ettiği gibi Hz.Adem’in çocukları arasında ensest yaşanmamış yani kardeşler, birbirleri ile evlenmemişlerdir. Doğru olan Şit peygamber, Hz.Adem’in kızıyla ve Naciye Ana ise, Hz.Adem’in erkekoğlu ile evlenerek temiz insan yani Güruhu Naci nesli-fırkası varolmuştur. 

Şit peygambere, Allah tarafından 50 suhuf (50 sayfalı küçük kitap) indirilmiş ve beşer insan alemin ilk peygamberdir. Bu hakikat noktasından yola çıktığımızda, dört Resul ve diğer Nebi peygamberler, Şit peygamberin soyundan gelmişlerdir. 

Sonuç itibariyle Naci ve Naciye Ana’ın nesli, Canab-ı Hakk tarafından; Bütün kötülüklerden, pisliklerden arınmış ve nesli pak kılınmış insan topluluğudur.
Aşk ile, gerçeğin demine Huu… 

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=


Alevilikte Inanç - Seyyid Hakkı sayfamızı önerelim ve yönlendirelim. => Facebook Sayfamız: Seyyid Hakkı SH => YouTube Kanalımız: Ehlibeyt Yolu-Seyyid Hakkı => Facebook grubumuz: Seyyid Seyfeddin Ocağı - Dergah Aşk ile Canlar...