Alevilikte Inanç - Seyyid Hakkı sayfamızı önerelim ve yönlendirelim. Seyyid Hakkı, 1965 Dersim doğumlu ve Ehli Beyt yazarı, Seyyid Seyfettin Ocağı evlatlarındandır. Aşk ile Canlar...
Seyyid Hakkı
Seyyid Seyfeddin Ocağı

ANASAYFA


Alevilik, insanlığın aydın yüzüdür
Alevilik; sevgi, hoşgörü, eşitlik ve insanı merkeze alan bir inanç ve yaşam anlayışıdır. Bu sözle, Aleviliğin karanlığa yani cehalet, ayrımcılık ve nefrete karşı; aydınlığı yani bilgi, vicdan, adalet ve insan sevgisini temsil ettiği vurgulanır. Diğer bir deyimle Alevilik, insanın iyi, adil ve bilinçli olma yolunu temsil eder.
 

Dolayısıyla Alevilik, yüzyıllardan beri özellikle Anadolunun bazı yörelerinde bilinmeyen, yada yanlış yorumlanan, bu nedenle toplumlar arasında çesitli toplumsal, Kültürel ve sosyal yaşam çerçevesi içerisinde çeşitli olumsuzlukların sergilendiği bir yaşam biçimi gibi tanımlanmıştır. 

 Oysa Alevilik detaylı bir şekilde araştırılıp incelendiğinde, özünde islam dinini reddetmeyen, toplumun inançsal, kültürel ve sosyal yaşamınıda özünde taşıyarak sevgi saygı dolu barışcıl ve EVRENSEL bir inançdır.  

Islam bahçesi içerisinde her renkte çiçek açan, her çiçekten ayrı güzel kokular saçan, her dalından gerçek tadını veren, meyvelerin oluştuğu ulu bir ağaca benzer.  

Allah Muhammed Ali üçlemesiyle, kendisini simgeler. Dört kapı Kırk Makamla, inanç sistemini belirler. Ehli Beyt ve Kerbela olgularıyla sevgisini, zalimin zulmüne karşı direnmeyi sembolleştirir. Hünkar Hace Beataş Veli ile kendi kültürünü hoş görüyü “Eline diline beline sahip ol” deyimiyle inançla sosyal yaşamı birleştirir. Alevilik kini, nefreti ve düşmanlığı red eder. Sevgiyi saygıyı ve barışı kendine ilke edinir.  

Bireyler ve toplumlar arası sosyal dayanışmayı pekiştirir. Müsahip kardeşliği, kirvelik olgularıyla ikrar verme duygusallığına erişir. Ibadetini başka dil ve kültürle değil kendi öz kültürüyle özdeşleştirir. En yüce değerin insan olduğunu benimser, “Halka hizmet hakka hizmettir” olgusuyla topluma hizmet sunmanın da yüceliğine ulaşır.  

Alevilikte dinsel yapının içinde Mürşid, Pir, Rehber ve Talip ilişkilerine baktığımızda „Seyyidlik Kurumu“ dinsel yapının direğidir. Anadoluda yaklaşık 800 yıldır asası ve çarıkı ile köy köy dolaşan ve Aleviliği artısıyla eksisiyle bügüne taşıyan işte Horasan Erenleri olan bu gönüllü Pirlerdir.  

Anadoluda halka bilgi veren halkı aydınlatan; „Benim Kabem insandır, Çok keramet var Insanda, Hakk Ademdedir“ diyen, yeri gelince Selçuklu’nun, Osmanlı’nın zalim Sultanlarına karşı Halkı örgütleyip karşı koyan, Damarlarında Evlad-ı Resul kanı akan işte Horasan Erenleri olan bu gönüllü Pirlerdir. Mürşid, Pir, Rehber bunlar aynı zamanda binbir çeşit baskıya karşı Anadolu Aleviliğini gizli saklı yollarla yaşatan, eğiten yeraltı Ünüversiteleridirler.

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı Azak=

Alevilik, Evrenin Rıza Şehri felsefesidir 
Alevilikte “Rıza Şehri”, insanın hem kendisiyle hem toplumla hem de evrenle uyum içinde yaşadığı ideal düzeni ifade eder. Burada temel ölçü rızadır: kimse kimseye zorla hükmetmez, herkes birbirinin hakkını gözetir.
 

Bu yüzden Aleviliğin “evrenin Rıza Şehri felsefesi” olarak görülmesi, onun sadece bir inanç değil; adalet, eşitlik, paylaşım ve gönüllü uyum üzerine kurulu evrensel bir yaşam anlayışı olduğunu anlatır. 

Dolayısıyla Rıza Şehrinde yaşamanın yolu, nefsi emarelerden arınmaktır. Nefsi emarelerden arınmak ise, Dört Kapı Kırk Makam ilim irfanından geçmektir. Diğer bir deyimle, Hz.Muhammed Mustafa’nın güzel ahlağına ve Şahı Merdan Ali’nin ilmine bezenmektir. 

Tarlaya ekildin ise, biçilip harmana geldin ise, arınıp değirmende un oldun ise, sacda pişirilip ekmek oldun ise, sofraya gelip rıza lokması oldun ise, Allah eyvallah Rıza Şehrine girebilmişsindir.  

Rıza şehri
Rıza Şehri; Kemalete ermiş akıl, kemalete ermiş aklın güzel düşüncesi ve güzel düşüncenin yaratmış olduğu mükkemel hayattır. Mükkemel hayat, imkansız değildir. Çünkü kemalete, olgunluğa ermiş aklın sayasinde, mükkemel bir hayat, bir yaşam mümkündür.
 

Rıza şehrinin temeli Sevgi, Rızalık ve Razılıktır. Rıza şehrinde, rızalık ile razılık olmayınca bir yaprak dahi yerinde oynamaz. Sevgi, olmayınca yanyana ve huzur içinde yaşamak mümkün değildir. Sevgi, rızalık ve Razılığın olduğu yerde; Kötülük yapmak, zulüm etmek, kul hakkı yemek, cehaletlik, vs. yoktur yani tüm kötülüklerin yerine sahiplenmek, yardımlaşmak, paylaşmak, okumak, okutmak, mcanı cana ve malı mala katmak vardır.  

Okumak, aklın olgunlaşmasına vesiledir. Yararlı kitapların yazılabilmesi için, aklın olgunluğu ve üretkenliği önemlidir. Ürettmeyen bir akıl, faydasız akıldır.  

Olgunluğa ermiş bir akıl zulüm etmez, kötülük yapmaz, zarar vermez vs. tüm bu kötülüklerin yerine yardım etmeyi sever, paylaşımcılığı, yardımlaşmayı, cehaletin karanlığına ışık olmayı ister.  

Rıza şehrinin sırrı
Rıza şehrinin sırrı, cehenemi cennete çevirmektir. Yeryüzündeki cennet, mükkemel hayattır.

Mükkemel hayatın Dünyada gerçekleşebilmesi için, önce insanların aklında, gönlünde, yuvasında, çevresinde, toplumunda, ülkesinde gerçekleşmelidir. Burada gerçekleştirilen cennettir.
 

Cehenemin cennete dönüşebilmesi için, bir hiç olmak gerekir. Bradaki hiçlik, nefsi amerelerden arınmaktır. Alevi deyimiyle, ölmeden önce ölmektir. 

Cenneti yaşamanın sırrı; Kamil insan olmaya gayret etmek, huzur içinde yana yana yaşamayı arzulamak ve birbirini sahiplenmeyi istemektir.  

Seyrimde bir ulu Şehre mihman oldum.
Şehrin, tüm kapıları sonuna kadar açıktı,

Bağları, rengarenk çiçeklerle süslüydü,

Pazarında, ilim alıp gevher satılıyordu,

Seyyid Hakkı, sır içinde sır cennete girdim,

Seyrimde, Rızalığa razı Erenlere düş oldum.
 

Dolayısıyla Herkes kendi cennetini yaratırsa, Dünya Rıza şehri olur.
Gelin dostluklar kuralım, Dünyada barış olsun.

Savaşlara son verelim, Dünya cennet olsun.
 

Düşünceleri aydınlatan nur, ruhumuzu ve gönlümüzü de aydınlatsın.
Aşk ile, ilahi nurun demine Huu.
 

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı Azak=

Alevice yaşamak varken, başkalaşmak ne diye?
Bir toplumun ürettiği değerlerle yaşamak esastır. Çünkü başkalaşmak, özünden ve manevi köklerinden uzaklaşmaktır. Değerler değişmez değildir; aksine emekle güçlenir, güncellenir ve yeniden anlam kazanır. Bunun için çaba, gayret ve üretkenlik şarttır. Asıl olan, bu değerleri hayatın her döneminde diri tutmak ve onları kaybetmeden dönüştürebilmektir. Kısacası hedef; özünü koruyarak yaşamak, toplumsal değerleri yaşatmak ve onları sürekli emekle beslemektir. 

• Alevice yaşamak ve başkalaşmak derken, neyi nasıl anlamayız?
• Bizi başkalaştıran sebepler, nedenler nedir?

 Başkalaşmamanın Alternatifi nedir?
 

Alevi inancı şiddetten, dayatmacılıktan, katı kurallara dayanmayan ve kadını ikinci sınıf görme anlayışından uzak sevgi, barış inancıdır. Inanç merkezine ise, insanı koymuştur. 

Paylaştığımız inançsal bilgiler belki de bazı veya çoğu canlarımızca bilinmekte ve bilinci dailindedir. Buna seviniyor ve takdir ediyoruz. Lakin bizim paylaşımlarımız ilk hedefi Alevi öğretisinden uzak kalmış, tanış olmak isteyen veya eksiğini tamamlamak isteyen canlarımıza yönelikdir. Canların, anlayışla karşılamalarını diliyoruz.   

Önemli hususlardan biri de, inançsal bilgilerin paylaşımıdır. Bazı canlarımız Allah Muhammed Ali, Ehli Beyt ve On Iki Imam ismi gecen yazıların içeriğini tam anlamadan bu yazıları Alevi sitelerinde paylaşmaktadırlar. Bununla Alevi insanına iyilik yaptıklarını sanıyorlar fakat algıladıkları gibi değildir. Çünkü Allah Muhammed Ali, Ehli Beyt, On Iki Imam ile ilgili yazıları kaleme alan Sünni, Şii/Caferi alimler ve şahıslar ne yazık ki Allah Muhammed Ali, Ehli Beyt, On Iki Imam’ları Aleviler gibi algılamazlar.  

Şahı Merdan Ali’yi, örnek verecek olursak. Sünniler Şahı Merdan Ali’yi sadece bir halife olarak görürler. Şii/Caferiler ise Velayet makamının sahibi yani dini önder olarak görürler. Aleviler ise, Şahı Merdan Ali’yi kıblegah olarak görürler. Lakin biliyoruz ki Sünni ve Şii/Caferilerin kıblegahı, Suudi Arabistandaki kabedir. Diğer bir örnek: Alevilerin inancı, sevgi inancıdır. Sunni ve Şii/Caferilerde ise, dünyevi radikal Şeriat kurallarına dayalıdır. 

Şii/Caferiler, ince siyaset kurnazlığı ile Alevi insanının beyin yıkaması yaparak saflarına çekmektir. Tek amaçları sünni mesebi gibi islamın esas mesajı olan “sevgi, barış, hoşgörü” yerine islamda daha fazla paya sahip olmaktır. Suudi Arabistan ile Iran hükümdarlarınca, kim fazla pay elde edebilir rakabeti söz konusudur. Allah, nefse köle olmuş bu zihniyeti islah eylesin. 

Şii/Caferiler diyorlar ki biz kardeşiz, aynı inancın mensuplarıyiz, birleşelim.
Eyvallah. Şimdi kendilerine soruyoruz. Madem ki aynı inancın ümmetiyiz, o zaman;

Neden cemevinde değil de camide ibadet yapılıyor?

Neden, Şiilerin dini sevgiye değilde katı şeriata dayanıyor?

Neden, Kadın erkek birlikte ibadet yapmak yerine haremlik ve selamlık vardır?

Neden, Mürşid, Pir, Rehber yerine hoca, imam ve müfti vardır?

Neden, Ibadetler baglama/Telli Kur’an eşliğinde yapılmıyor?

Neden, Hakk meydanında özünü ‘dar’a çekmek yoktur?

Neden, Musahiplik, Kirvelik ikrarı yoktur?

Neden, Semah yoktur?

Neden, Kırklar yoktur? vs. vs. vs.
 

Inanç ilkeleri bu kadar birbirine zıt, birbirine ters düşen bir zemin üzerinde nasıl birlik ve beraberlik olabilir ki? Bazı Alevi mensupları, bunu denemekteler ve görüyoruz ki bu birlik ile beraberlik sadece çıkar, menfaata dayalıdır. Çıkar ve menfaat doğrultusunda yapılan bir Alevilik, Muhammed Ali Aleviliğini bağlamaz. Çünkü Alevilik, çıkar için değil Hakk yolunda; Dört Kapı Kırk Makam aşamalarından geçip olgun, Kamil-i Insan olma amacı yer almaktadır.  

Alevilerin üzerinde, korkunç ve çirkin bir oyun oynanmaktadır. Bu oyun, milliyetçilik oyunudur. Dolayısıyla Aleviler, milliyetçilik kıskacındadırlar. Arap milliyetçiliği (Sünni/vahibilik), Fars milliyetçiliği (Caferi/Şiilik), Kürt milliyetçiliği (Zerdüştlük) ve Türk milliyetçiliği ise (Sünnileştirme). Aleviler konusunda, hepsinin amacı birdir; Aleviliği, amaçları için basamak olarak kullanmaktır. Dış ambalaj, Alevi ve içi ise, başka ameller yatmaktadır. 

Alevi ve Şii ortak noktaları; Allah’ın birliğine, Hz. Muhammed Mustafa’nın peygamberliğine, Kur’an-ı Kerim‘in kutsallığına inanmak ve Ehli Beyt sevgisidir. Başka inançsal olarak hiç bir organik bağı yoktur. Dolayısıyla Şii/Caferilik; Radikal islam şeriatına dayanır, Alevilik ise; Islami Tasavvuf ilmine dayanmaktadır.
Aşk ile Huu

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı Azak=

Alevi inancının ilahi mesajı, Zahiri yașamak ve batıni düșünmektir.
Bu ifade, Alevi inancındaki iki yönlü anlayışı anlatır:
1. Zahiri yaşamak

2. Batıni düşünmek
 

“Zahiri yaşamak,” dinin ve yolun kendine has kurallarını; yani ahlakı, ibadeti ve toplumsal düzeni doğru şekilde yaşamaktır. Örneğin dürüst olmak, kul hakkı yememek ve cem erkânına katılmak gibi. 

“Batıni düşünmek ise,” görünenin ötesine geçip işin özünü, anlamını ve hakikatini kavramaya çalışmaktır. Yani sadece şekle değil, niyete ve derin manaya odaklanmaktır. 

Dolayısıyla Batın ilmi bir tohum halidir. Tohumun toprakta gizlilik hali, batındır ve yeşerip așikar olması ise, zahiri halidir. Diğer bir önekte çocuğun Anne rahminde döllenmesi, onun batıni alemidir ve doğup Dünyaya geliși ise, onun Zahiri alemidir. 

Bu da şu demektir ki, batın ile zahir iç içedir. Alevi inancının ilahi mesajının manası da, Zahiri yașamak ve batıni düșünmektir. 

Zahiri alemde kendini aramak, bulmak ve sonrasında aranılanın, bilincine varmaktır. Batıni alemde ise, bilincine varılanın manasının özüne varmak ve sonrasında onun özünde tekrardan yok olmaktır. 

Yașam dediğimiz oyunun kuralı doğmak, büyümek, yașlanmak ve yok olmakla birlikte tekrardan bașka bir donda varolmaktır.  

Sonuç itibariyle insanoğlu varoluș ile yok oluș sürecinde kendini, tüm kötülüklere karșı iyi ahlak ve doğru ilimle koruma gayreti içindedir. Bu durum içinde kimileri bașarılı olur ve kimileri ise, kötülüğün bataklığında yok olup giderler. Bu mücadelenin mükafaatı ise, kimilerinin iyi ve kimilerinin de kötü insan, ünvanına sahip olmasıdır. 

Șahı Merdan Ali’nin buyurduğu gibi, “Her şey akla ve akılda eğitime muhtaçtır.“
Bu ifadeyi özetlersek: İnsan, dışarıdan doğru ve ahlaklı yaşarken, iç dünyasında da derin düşünmeli ve hakikati aramalıdır. Diğer bir ifadeyle: Dışta doğru yaşa, içte hakikati ara.
 

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı Azak=

Alevi inancında Niyaz
Alevi inancında “Niyaz” saygı, dua, gülbenk, selamlama, bağlılık ve teslimiyet gibi anlamları içeren çok yönlü bir terimdir. Aleviler birbirlerini selamlarken saygı anlamında “Niyaz ederim” der. Bunun anlamı, engin gönüllü bir şekilde saygı, hürmet sunmaktır. Dolayısıyla hem bir saygı gösterme biçimi ve hem de manevi bir haldir. 

Niyaz, aynı zamanda dua etmek, bir dilekte bulunmak anlamın da gelir. Örneğin Yol ulularının ve önderlerinin isimleri anıldığında, Aşk ile niyazım olsun deyip elin baş parmağı öpülür ve el kalbin üzerine konulur. Bunun manası da Dua ile selam olsun, Hakk’ın selamı, rahmeti üzerine olsun, Hakk ve hakikate yürekten-kalben bağlıyız gibi anlamları ifade etmektedir. Dolayısıyla burada niyaz Hakk’a yönelme, dua etme anlamındadır.  

Alevi deyişlerinde veya nefeslerinde veya Cem erkanlarında “Niyaz” sözü sıkca kullanılır. Örneğin niyaz ederim veya niyazım olsun gibi. Burada niyaz, Hakk’a yönelme, dua etmek, dilekte bulunmak anlamındadır. 

Dün gece seyrimde bir dolu içtim,
Sultan Hace Bektaş sen imdat eyle.
Çok niyaz eyledim yalvara düştüm,
Hünkar Hace Bektaş sen imdat eyle.

Kul Himmet
 

Farsça Ni-az kelimesinden türeyen niyaz, ihtiyaç anlamanına gelir. Dini literatürde ise; Dua, selamlamak, yalvarma, yakarma, saygı, hürmet ve rızalık lokması anlamına gelir. 

Alevi inancı temelinde, Allah’ın verdiği nimmetlere sonsuz şükür ve minnet söz konusudur.  O’na yalvarır, yakarır, sığınır, dilek konusunda kendisinden ihsan ve yardım dilemektir.  

Can olgil can içinde, kalma güman içinde,
Istediğin bulasın yakın zaman içinde.
Rükü sücuda kalma, ameline dayanma,
Ilmi amel gark olur naz ve niyaz içinde.

Yunus Emre
 

Yaradan ile yaratılanın arasında kurulan gizli, eşsiz ve aracısız diyalogdur. Kalpler, Allah’ı anarak ve zikir etmekle ancak manevi huzura kavuşur.   

Har içinde biten gonca güle, minnet eylemem,
Arabi’yi Farsi’yi bilmem, dile minnet eylemem,

Sırat-ı üzre Mustakim, gözettim Rahimi,

Zalimin talim ettiği, yola minnet eylemem.
 

Bir acayip derde düştüm, herkes gider karına,
Bugün buldum bugün yerim, Hakk kerimdir yarına,

Zerrece tamahım yoktur, şu dünyanın varına,

Rızkımı veren Hüda’dır, kula minnet eylemem.
 

Ey Nesimi Can, Nesimi ol gani mihman iken,
Yarın şefaatlarım, Ahmed-i Muhtar iken,

Cümlenin rızkını, veren ol gani seddar iken,

Yeryüzünün halifesi, hünkara minnet eylemem.

Seyyid Nesimi
 

Cem erkanına katılan canlar, ellerinde rıza lokması ile katılırlar. Burdaki lokma; Emeğini, kazancını, rıskını yol kardeşleriyle, insanlarla paylaşmaktır. Benlikten, bencilikten uzaklaşmak için paylaşım ahlağına, ilkesine bağlı kalmaktır. 

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı Azak=

Alevi inancında Edep, Erkan ve önemi
Alevi inancında Edep ile Erkan, inancın özünü oluşturan ve bireyin hem iç dünyasını hem de toplumsal yaşamını şekillendiren iki temel kavramdır. Bu kavramlar sadece ahlaki kurallar değil, aynı zamanda bireyin inancına karşı olan duruşunu, toplumsal ilişkisini, Hakk ve halkla olan bağını tanımlar.
 

Edep, bireyin kainata karşı ahlaki sorumluluğunu ifade eder.
Edep kişinin;

• Eline Diline Beline sahip olması,

• Kibirden, yalandan, iftiradan kendisini korunması,

• Hakk ile halka karşı sorumlu davranması,

• Tevazu içinde yaşaması,

• Yol kardeşlerine karşı, sadık ve dürüst davranması demektir.
 

Dolayısıyla Edep ile Erkam, birbirinden ayrılmaz. Çünkü Edep, yolun ahlaki temelini ve Erkan ise, yolun uygulama biçimini ifade etmektedir. Diğer bir deyimle Edep olmadan erkan şekilcilik olur ve Erkan olmadan da edep bireysel ahlaka mahküm olur. 

Bu iki ahlaki kavram birlikte yaşandığında kişi, inanç yolunda sabit kalabilir. Aksi takdirde ya yozlaşma ya da yolundan sapma kaçınılmaz olacaktır. 

Edep ile erkanın diğer ismi, ahlaktır.
Insanoğlu toplumsal bir yaşama sahip olduğu için kendisine, ailesine, çocuklarına, toplumuna, aşına, işine, eşine, doğaya, çevreye, vs. karşı bir bütün olarak pratikteki manevi değer ve yaratılışına uygun davranışlardır.
 

Eline Diline Beline sahip çıkma ilkeleri insanların, manevi ahlak anayasasının adıdır. Dolayısıyla ahlakın amacı, iyiyi gerçekleştirip doğruya ulaşmaktır.
• Eline Diline Beline sahip olma ilkesinin, kısatılmış halidir, temel etik-ahlak ilkesidir. Yola gireçek olan kişinin edebine sahip olacağına dahir cemde, Mürşid-Pir huzurunda ikrar yani söz verir.

Eline sahip olmak; Elinle koymadığını almamak, yani elinle kimsenin hakkına müdahalede bulunmamak, insanları incitmemek demektir.
• Diline sahip olmak; Gözünle görmediğini söylememek, iftira etmemek, kötü söz etmemek; özetle insanlara, dil ile zarar vermemek.

Beline sahip olmak; Haram olan cinsel ilişkiye girmemek, harama uçkur çözmemektir.
 

Aleviler, kötü ahlaktan arınmak için Cem erkanında Mürşid, Pir ve Rehber huzurunda, özünü dara çekmesidir. Diğer bir deyimle Hakk meydanında, halkın huzurunda, özünü dara çekmesi;
Iç muhasebesini yapmasıdır,

Vicdanıyla, nefsiyle, kibirle yüzleşmesidir,

Yola ve topluma karşı hatasını, yanlışını, eksiğini kabullenmesidir.

Kendi kendisiyle yüzleşmesi ve tüm kötülüklerden arınıp pak olmasıdır. 

Edep Erkanıyla yaşıyanlara aşk olsun…
 

Sonuç itibariye:
Edep: Ahlaklı, saygılı ve ölçülü davranmaktır.
Erkân: Yolun kuralları, ibadet ve uygulama düzenidir.

Önemi ise: Edep ile erkân, Alevi yolunda insanın kendini terbiye etmesini, toplumsal uyumu ve inancın doğru şekilde yaşanmasını sağlar.
 

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı Azak=

 

Alevilikte Inanç-Seyyid Hakkı, sayfamızı önerelim ve yönlendirelim. * YouTube, Hakk Dergahı TV-Seyyid Hakkı kanalımız: https://www.youtube.com/user/YediDeryaSohbeti62; Facebook, Seyyid Hakkı Azak özel sayfamız; https://www.facebook.com/profile.php?id=61570018628168; * Facebook, Hakk Dergahı muhabbet grubumuz: https://www.facebook.com/groups/244039227002241; * Fcebook, Hakk Dergahı Ilim Irşad sayfamız; https://www.facebook.com/profile.php?id=100057353323519; * WEB sayfamız, Alevilikte Inanç-Seyyid Hakkı; https://www.alevilikte-inanc.de/ Aşk ile Canlar...