İçsel manevi güç ve o gücün hikmetleri.
İçsel manevi güç ve o gücün hikmetleri.
Özü itibarıyla içsel güç kalp merkezlidir; vicdan ise bu gücü destekleyen unsurdur.
Dini ve tasavvufî dilde insanın merkez noktası kalptir.
Kur’an ve tasavvufta insanın hakikatle buluştuğu yer kalptir. Çünkü iman ve marifet kalbtedir. Huzur kalbe iner ve Allah kalplere bakar. Dolayısıyla tasavvufta kalp, sadece bir duygu değil, ilahi idrakin merkezidir.
Vicdan ise daha çok ahlâki bir kavramdır.
Doğru ile yanlışı ayırt eder, iç muhasebe ve ahlaki hassasiyetle ilgilidir. Çok kıymetlidir, ancak iman, teslimiyet ve ilahi bağ söz konusu olduğunda, kalp kadar kapsayıcı değildir.
Dolayısıyla içsel güç, tasavvufta kalpten doğar. Çünkü sabır, tevekkül, teslimiyet ve huzurun tamamı kalbin hâlleridir. Vicdan bu sürecin bir parçası olabilir, fakat kaynağı değildir. İnsan, doğası gereği, yani fiziken zayıf bir varlıktır. Yorulur, üzülür, bazen ne yapacağını bilemez. Hayatın bazı anlarında ise, kendini çaresiz ve yalnız hisseder. Dolayısıyla, hayat yolculuğunda hepimiz zaman zaman zorlanırız.
Bazen gücümüz tükenmiş gibi gelir; bazen hangi yöne gideceğimizi bilemeyiz. İşte böyle anlarda, insanı ayakta tutan unsur, dışarıdan görünen güç değildir. İnsanı gerçekten ayakta tutan, kalbine yerleştirilen manevi güçtür.
Asıl güç, kalbimizde taşıdığımız manevi güçtür. Biz buna içsel manevi güç diyoruz. Bu güç, nefsin değil, kalbin gücüdür. Kalp, iman eden, teslim olan ve Allah’a bağlanan merkezdir.
İnsan “Ben yapamam” dediğinde, kalp Rabbine yönelir ve kul şunu fark eder: Yalnız değilim.
Tasavvuf ehli der ki: Kalp diri ise insan diridir. Çünkü iman kalptedir, sabır kalptedir, tevekkül kalptedir. Kalp Allah‘a bağlandığında, insanın yükü ağır olsa bile yürüyüşü sağlam olur.
Kalbin yanında bir de vicdan vardır. Vicdan, kalbin sesini hayata yansıtır. Doğru ile yanlışı ayırt etmemizi sağlar. Kalp imanla yön bulur, vicdan ise o yön üzerinde bizi dosdoğru tutar.
Dolayısıyla içsel manevî gücün hikmeti burada ortaya çıkar.
Allah, kuluna bir imtihan verdiğinde yalnızca sabır talep etmez; aynı zamanda kalbin olgunlaşmasını ve vicdanın uyanmasını da umut eder. İnsan acı çektikçe başkalarının acısını daha iyi kavrar ve zorluklar karşısında merhameti artar.
Bazen Allah, kulunu darlıkla hem terbiye eder hem de sınar. Çünkü darlık, kalbi yumuşatır ve vicdanı diri tutar. Bu süreçte insan, ne kadar aciz olduğunu fark eder, benliğinden sıyrılır ve Allah’a daha içten yönelir. İşte bu, içsel manevi gücün insanı olgunlaştırdığı süreçtir.
Hakk dostları sabrı şöyle tarif eder: “Sabır, sadece katlanmak değil; yaşanan her hâlde ilahi bir hikmet arayabilmektir.”
Sonuç olarak, içsel manevî güç, kalbin Allah’a bağlı olması ve vicdanın hak ile adalet üzere uyanık kalmasıdır. Aynı zamanda, her imtihanın insanı biraz daha olgunlaştırdığına inanabilmektir.
Unutmayalım ki, kalbi Allah’a bağlı ve vicdanı diri olan insan, zahiren zayıf görünse bile hakikatte en güçlü insandır.
Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı Azak=
Seyyid Hakkı, Sosyal medya takip hesaplarımız…
YouTube, Muhabbet Dergâhı TV-Seyyid Hakkı kanalımız: https://www.youtube.com/user/YediDeryaSohbeti62
Facebook, Muhabbet Dergâhı grubumuz: https://www.facebook.com/groups/244039227002241
Fcebook, Muhabbet Dergâhı İlimle İrşad sayfamız; https://www.facebook.com/profile.php?id=100057353323519
WEB sayfamız, Alevilikte Inanç-Seyyid Hakkı Azak; https://www.alevilikte-inanc.de/
Facebook, Seyyid Hakkı Azak özel sayfamız; https://www.facebook.com/profile.php?id=61570018628168