Hak ve Adalet, insanlık yolunun temelidir
Hak ve Adalet, insanlık yolunun temelidir
İnsanlık tarihi incelendiğinde görülür ki, toplumları ayakta tutan, onları bir arada yaşatan ve geleceğe taşıyan temel değerlerin başında hak ve adalet gelir. Bu iki kavram, yalnızca hukuk kitaplarında yer alan soyut ifadeler değildir; insan onurunun, toplumsal düzenin ve birlikte yaşama iradesinin temelini oluşturur. Demek ki, birlikte ve huzur içinde yaşamanın temeli, hak ile adalettir.
Hak, insanın doğuştan sahip olduğu değerin tanınmasıdır. Yaşama, düşünme, inanma ve emeğinin karşılığını alma hakkı, bireyin varlığını anlamlı kılar.
Adalet ise, bu hakların korunmasını ve herkes için eşit biçimde uygulanmasını sağlar. Adaletin olmadığı bir yerde hak kağıt üzerinde kalır; hakların tanınmadığı bir yerde ise, adalet anlamını yitirir.
Toplumsal hayatta adalet duygusu zedelendiğinde, güven de yok olur. İnsanlar devlete, kurumlara ve birbirlerine karşı şüphe duymaya başlar. Bu da demektir ki, güvenin kaybolduğu yerde huzurdan söz etmek mümkün değildir. Oysa adaletin işlediği, hakkın gözetildiği toplumlarda insanlar geleceğe umutla bakar, dayanışma güçlenir ve barış kalıcı hâle gelir.
Hak ve adalet, yalnızca yönetenlerin değil, toplumun her bireyinin sorumluluğudur.
Günlük yaşamda adil olmak, başkasının hakkını gözetmek ve haksızlığa sessiz kalmamak, insanlık bilincinin en somut göstergesidir. Çünkü adalet, sadece mahkeme salonlarında değil, vicdanlarda da yaşatılmalıdır.
Şahı Merdan Ali buyurmuştur ki: “Haksızlık karşısında susan, dilsiz şeytandır.”
Dolayısıyla en büyük ve hükmedilemeyen adalet, insanın kendi vicdanıdır.
Önemli olan da, insanın kendini kendi vicdan mahkemesinde yargılamasıdır.
Unutmayalım ki fiziki güç geçicidir ve makamlar da gelip geçer. Fakat adalet kalıcıdır. Tarih, adaleti esas alan toplumların yükseldiğine, zulmü benimseyenlerin ise er ya da geç çöktüğüne defalarca tanıklık etmiştir.
Bundan ötürüdür ki, hak ve adalet sadece bugünün değil, yarının da teminatıdır. İnsanlık yolunun temelinde yatan gerçek, dinin veya inancın özünün ahlâk olduğudur. Ahlâkın temeli ise, hak ve adalettir.
Alevi inancında hak ve adaletin konumuna baktığımızda, hak her bireye ait olan ve korunması gereken değer olarak görülür.
Adalet ise bu değeri gözetmek, yaşamak, yaşatmak ve başkasına da hakkını vermek demektir.
Unutmayalım ki insan, insanın kardeşidir. Hakkı gözetmek herkesin görevidir. Nefsimize hâkim olarak, sevgiyi ve adaleti çoğaltmak, Hak ve Adalet ışığını kendi yaşamımıza taşımak, hak ve adalet yolunun en güzel pratiğidir.
Özetlersek
Hak, insanı insan yapan değerdir ve insanın değerini tanır.
Adalet ise, o değeri korur ve adaletin terazisidir.
Bu ikisi olmadan insanlık yolundan sapar; o zaman ne insan kalır ne de toplum.
Sonuç olarak şunu açıkça söyleyebiliriz:
Hak ve adalet, insanlık yolunun temelidir.
Bu temeli korumak, güçlendirmek ve gelecek nesillere aktarmak, hepimizin ortak görevidir.
Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı Azak=
Seyyid Hakkı, Sosyal medya takip hesaplarımız…
YouTube, Hakk Dergahı TV-Seyyid Hakkı kanalımız: https://www.youtube.com/user/YediDeryaSohbeti62
Facebook, Hakk Dergahı muhabbet grubumuz: https://www.facebook.com/groups/244039227002241
Fcebook, Hakk Dergahı Ilim Irşad sayfamız; https://www.facebook.com/profile.php?id=100057353323519
WEB sayfamız, Alevilikte Inanç-Seyyid Hakkı Azak; https://www.alevilikte-inanc.de/
Facebook, Seyyid Hakkı Azak özel sayfamız; https://www.facebook.com/profile.php?id=61570018628168