Nefsinden ayrıl, şeytandan sıyrıl da öyle gel
Nefsinden ayrıl, şeytandan sıyrıl da öyle gel
“Nefsinden ayrıl, şeytandan sıyrıl da öyle gel” sözü, Alevi öğretisinde yalnızca ahlaki bir öğüt değil; yolun eşiğinde duran insana yapılan bilinçli ve sorumluluk yüklü bir davettir. Bu çağrı, insanın hakikat yoluna adım atmadan önce kendi iç dünyasıyla yüzleşmesini, nefsini tanımasını ve onu terbiye etmeyi göze almasını ifade eder. Çünkü Alevi irfanına göre gerçek yolculuk dışarıya değil, insanın kendi içine doğru yapılan bir yürüyüştür.
Alevi öğretisinde nefs ve şeytan, insanı hak ve adalet yolundan uzaklaştıran iki temel etkendir. Nefsin arzuları kibir, bencillik ve haksızlıkla beslenirken; şeytan bu eğilimleri kışkırtan dışsal bir etki olarak görülür. Bu nedenle insan, önce içindeki kibri ve benliği aşmadan Hakk’a yaklaşamaz. Hak ve adalet yalnızca toplumsal düzenin sağlanması için değil, insanın iç huzuruna ve gönül dirliğine ulaşması için de vazgeçilmezdir. Nefsini terbiye eden insan, gönül kırmaktan, zulümden ve haksızlıktan uzak durur; böylece hem kendisiyle hem de çevresiyle barış içinde yaşar.
Cem erkânlarında icra edilen semahlar, okunan gülbengler ve yerine getirilen hizmetler; bu içsel arınmanın, nefsin terbiye edilmesinin ve Hakk yolunda duruşun sembolik ifadesidir. Semah, bedenin dönüşüyle birlikte gönlün ve bilincin de arınmasını; gülbengler ise niyetin ve sözün Hakk’a yönelmesini temsil eder. Bu ritüeller, insanın benliğini aşarak “biz” bilincine ulaşmasının manevi araçlarıdır.
Bu yol kolay değildir. Nefis ve şeytan, insanı her daim sınar ve yanlış yollara sürüklemeye çalışır. Ancak temiz niyet, gönül arılığı, sabır ve adaletli bir duruşla insan bu sınavları aşabilir. Alevi öğretisine göre gerçek özgürlük, nefsin ve bencilliğin esaretinden kurtulmakla mümkündür. Nefsinden ayrılarak, şeytandan sıyrılarak bu yola gelen insan; yalnızca kendini değil, toplumu da aydınlatan bir ışık hâline gelir.
Bir Derviş ile Şeyh’inin Nefs ve Şeytan hikayesi
Derviş, kendi Şeyh’inin yanına giderek ona sorar.
- Efendim, yıllardır nefsimle uğraşıyorum fakat hâlâ şeytanın vesvesesinden kurtulamıyorum.
Ne yapmalıyım?
Şeyhi gülümseyerek:
- Evladım, bir evin kapısını içerden kilitlemezsen, dışarıdakinin kapıyı çalmasına engel olamazsın.
Derviş şaşırır:
- Nasıl yani?
Şeyh devam eder:
- Önce nefsini terbiye et. Yani kapıyı içeriden kapat. O zaman şeytan dışarıdan bağırsa da içeri giremez.
- İçteki düşman susunca, dıştaki kendi kendine kaybolur.
Derviş o gün anlar ki;
İnsan önce kendini düzeltmeden, dışarıdan gelen kötülüğü susturamaz.
İşte Derviş ile Şeyh arasında anlatılan hikaye, bu gerçeği özetler: Kişi önce içindeki kapıyı, yani nefsini terbiye etmelidir; içteki düşman sustuğunda, dıştaki şeytan da etkisini yitirir. Sonuç olarak Alevi öğretisi, insanın önce kendini düzeltmesini, nefsinden ve şeytanî eğilimlerden uzak durmasını öğütler. Bu arınma, insanı olgunlaştırır, bilgeleştirir ve hem kendisi hem de toplum için bir ışık hâline getirir.
Sonuç olarak Alevi öğretisi, insanı dışsal düşmanlarla mücadeleden önce içsel arınmaya çağırır. Nefsinden ve şeytani eğilimlerden arınan insan, hakikate daha yakın, adalete daha duyarlı ve insanlığa daha faydalı bir varlık hâline gelir. “Nefsinden ayrıl, şeytandan sıyrıl da gel” sözü, insanı insan yapan bu derin yolculuğun özlü bir ifadesi ve yolun eşiğindeki herkese yöneltilmiş evrensel bir çağrıdır.
Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı Azak=
Seyyid Hakkı, Sosyal medya takip hesaplarımız…
YouTube, Hakk Dergahı TV-Seyyid Hakkı kanalımız: https://www.youtube.com/user/YediDeryaSohbeti62
Facebook, Hakk Dergahı muhabbet grubumuz: https://www.facebook.com/groups/244039227002241
Fcebook, Hakk Dergahı Ilim Irşad sayfamız; https://www.facebook.com/profile.php?id=100057353323519
WEB sayfamız, Alevilikte Inanç-Seyyid Hakkı Azak; https://www.alevilikte-inanc.de/
Facebook, Seyyid Hakkı Azak özel sayfamız; https://www.facebook.com/profile.php?id=61570018628168